Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Kuş Uçuşu: Av ve Avcının Hikâyesi

Kuş Uçuşu: Av ve Avcının Hikâyesi

Yazar: Defne Hasdemir

Kuş Uçuşu: Av ve Avcının Hikâyesi

Bugün sizlerle Netflix’in 3 Haziran’da yayınlanan yeni dizisini inceleyeceğiz.  Yönetmenliğini Deniz Yorulmazer’in üstlendiği, senaryosunu Meriç Acemi’nin kaleme aldığı, başrollerini Birce Akalay, Miray Daner, İbrahim Çelikkol ve İrem Sak’ın paylaştığı dizide bir hırs hikâyesi görüyoruz.

Lale Kıran (Birce Akalay), başarılı, herkes tarafından sevilen ve Öteki Taraf isimli, doğru haberciliği ilke edinmiş bir haber programının sunucusudur.  Kenan (İbrahim Çelikkol) ve Müge’yle (İrem Sak) yıllardır arkadaş olmalarının yanı sıra birlikte de çalışırlar. Bir ekip işi halinde, son derece kusursuz bir düzen oturtmuşlardır. Aslı (Miray Daner) ise Lale’ye büyük bir hayranlık duyan, onun gibi olabilmek için basın-yayın okuyan bir genç kızdır. Bu hayranlığı, özenmeye ardından da büyük bir kine döner. Lale’nin yerine geçme arzusu, Aslı’nın gözünü karartır. Bu uğurda her şeyi yapma potansiyeli olan bir kadını ise kimse fark edemez.

Buradan itibaren izlemeyenler için dizinin heyecanı kaçabilir. Uyarmış olalım 🙂

Lale Kıran’ın, her hareketi ayrı bir seyir keyfiydi benim için. Karakterin kusursuzluğu sizi büyülüyordu. Herkese karşı nazik, asil, kusursuz bir karakter yaratmışlar. Ailesi, çocuklarıyla bağı, işine olan bağlılığı ve doğrulu sizi hayran bırakıyor. Kendi idealleri olan, ilkelerine sadık ve popülerlik uğruna bunları bırakamayacak kadar da asil bir karakter. Geçmişine dair bir şeyler görmeyi, bu aşamaya geliş hikâyesini daha detaylı izlemek isterdim. İzlerken büyülenip, onun yerinde olmak istiyordunuz. Karakterin en büyük çelişkisi de Bu yüzden bir noktada Aslı’ya hak vermemek elde değildi. Sadece başarmak için çabalayan, bu yolda her şey mubah diyen, hırslı bir karakteri vardı. Yaptıklarının doğruluğunu tartışmadan önce karakteri daha yakından anlatmak isterim.

Aslında sadece korkan, iyi bir yere gelmek için çabalayan bir karakter diyebiliriz. Daha cesur, gözü kara, nefreti ve hayranlığı o kadar iç içe ki, bunlardan besleniyor. Kusursuz bir karakteri sevmek ne kadar kolaysa, nefret etmekte o kadar kolay bir bakıma. Aslı da tam olarak bu çelişkinin içerisinde sıkışmış, güç kazanmak için her şeyi yapan bir karakter. Bununla birlikte hiçbir şekilde ailesinden haber almaması da ayrıca dikkat çekiciydi. Bir ufak sahne hariç ailesine dair bir şey görememiştik. Biraz daha görebilseydik, karakterle özdeşleşme bile sağlanabilirdi. Simsiyaha bürünmüş bir karakter yaratmışlar. Onun bu kirliliği, Lale’nin beyazlığını kirletmeye yetecek kadar büyük. Ama kötü karakter olarak Aslı’dan öte Müge’ye odaklanmayı tercih ederim.

Müge, arkadaş gibi görünen, yıllarca kıskançlıkla kinini büyüten bir karakter olmuş. Lale’nin seçilmesi, yıllarca kapatamadığı yara haline gelmiş. Kendini değersizleştirmiş, küçültmüş. Dost gibi görünüp, yıllarca onun kuyusunu kazmanın peşinde olması benim açımdan en sinsi karakter haline getirmişti. Üstelik güç onda olunca ne kadar gözünü karartabileceğini de görmüş olduk. Ters köşe yapan ve hikâyesi yine yarım kalan bir karakterdi.

Dizideki tüm karakterlerin ortak noktası yarım hikâyelerdi. Toparlanamayan, arada kalan hikâyeleri vardı ve bende tatminsizlik yaratmıştı. Sürenin kısıtlı olması bir yana, bazı sahneler kısılarak ya da bir bölümü geçmişe ayırarak bütünlük sağlanabilirdi. Kenan-Lale ilişkisi üzerinde çok durulmuş, ayrılık konularından bahsedilmemişti bile. Ufak bir kavga görmüş devamını öğrenememiştik. Oysa arkadaş kalma aşamalarına dair ufak detaylar görebilsek, bu çiftin bağlılığını ve Kenan’ın nasıl takıntı haline getirdiğini öğrenebilirdik. Lale’nin bu noktada yaptığı seçimler ise beni şaşırtmıştı. Klişeye yanaşıp, alışıldık bir seçim bekliyordunuz. Büşbüş karakterinin üzerinde ise hiç durulmamıştı. Oysa daha derin bir karakter olarak tasarlanmasını isterdim.

X kuşağı ve Z kuşağı arasındaki çatışma da ana konulardan biriydi. Yeni nesil geliyor, zaman değişiyor algısı dizi boyunca göz önünde tutulmuştu. Aynı şekilde sosyal medyanın gücü ve Z kuşağının buna olan hakimiyeti de göz önünde olan unsurlardan biriydi. Yazılan bir yazının, paylaşılan, sızdırılan bir bilginin aslında ne denli önem arz ettiğini görüyordunuz. Son sahne ise bu kuşak çatışmasının, av ve avcı olma durumunun asla bitemeyeceğine, tekrarlanmaktan başka şansı olmayacağına ışık tutmuştu.

Sağlam kurulan bir çatışma sayesinde, bir solukta izleyebileceğiniz, hatalar bulsanız da sizi memnun edecek bir iş çıkmıştı. Oyuncu kadrosu göz dolduran, başarılı bir ekibi izlemekten keyif alabileceğiniz bir iş her şeyden öte. Çok daha iyi işlerin çıkması ümidiyle, iyi seyirler dilerim.

Kuş Uçuşu: Av ve Avcının Hikâyesi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap