Anasayfa İncelemelerBelgesel İncelemeleri İnstagram Ailesi: Tüketmek ve Tükenmek

İnstagram Ailesi: Tüketmek ve Tükenmek

Yazar: Ahsen Aktaş

İnstagram Ailesi: Tüketmek ve Tükenmek

Yönetmenliğini Susanne Regine Meures’in üstlendiği Girl Gang, İnstagram Ailesi adıyla 12. Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında izlediğim bir diğer film oldu. Bu belgesel sayesinde 14 yaşındaki Leo’nun Berlin banliyösünde bulunan evindeki influencer hayatına konuk oluyoruz.

Başlangıcının peri masalı anlatır gibi başlaması aslında dışardan masal gibi gelen hikayenin iç yüzünün ne kadar depresif ve zor olduğunu anlatıyor. Peri masalını sonunda ise bütün bu zorluklara sebep olan siyah ekranın yok olmasını temenni etmesiyle, influencer konseptine karşı duruşunu net bir şekilde belli ediyor yönetmen.

On dört yaşındaki influencer Leo’nun hayatına konuk olduğumuz belgeselde Leo’nun en büyük hayranını, ailesini ve katıldığı söyleşiler/meet&greetleri izliyoruz. Tüketim çılgınlığına yeni bir bakış açısı getiren influencer konsepti aynı zamanda sosyal medyanın gücünü de ortaya koyuyor. Güzel ve ışıltılı hayata ulaşmanın en kolay yollarından biri olarak görünen bu konsept aslında insan ve ergen psikolojisi üzerindeki etkisiyle çirkin bir tarafa da sahip. Leo’nun pozitif başladığı bu yolculukta belgeselin sonlarına doğru ne kadar çekilmez, sinirli ve depresif bir kişilik oluşunu gözlemleyebiliyorsunuz. Baba ve annesinin başlarda özgür ve umutlu hislerini dile getirdiği dönemden Leo’nun hayatının mahkumları olduğunu açıkladıkları döneme kadar olan süreç objektif bir şekilde anlatılıyor.

Belgeselin küçük kızlar üzerinden gözlem yapması konsepte olan ilgiyi eleştirme noktasında sıkıntı yaşamazken sadece küçük kızlar üzerinden yapması bir noktada cinsiyetçi bir bakış açısına sahip oluyor. Girl Gang adı ile anlatmaya çalıştığı noktayı ve bakış açısını anlıyorum ancak eleştirilen bu konsept günümüzde erkekler üzerinde de etkili bir şekilde ilerlediğinden taraflı bir bakış açısına sahip olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Henüz reşit olmamış çocukların sosyal medya paylaşımları üzerinden para kazanması noktasındaki eleştirilere ise neredeyse hiç değinmiyor. 1 saat 38 dakika boyunca bu konudan 2 dakika bahsediliyor sadece. İnfluencer olmak uğruna sosyal hayatlarından vazgeçmesi ile çocukluğunu, ergenliğini yaşayamayan bireylerin üzerindeki, etkinin belgeselde daha fazla yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak finalinde konuya dair duruşunu net bir şekilde belli eden yönetmen, gerçekten bilgi verebileceği noktayı es geçiyor ve Leo’nun çekimden çekime koştuğu hayatına daha da fazla yer veriyor.

Yönetmen, ışıltılı olması gereken yerde ışıltılı halini, karanlık yönleri olan yerlerde karanlık yönlerini, pozitif videoların arkasındaki sıkıntıları izleyiciye gösterdiği kısımlarda objektifliğinden bir şey kaybetmiyor. 1 saat 38 dakikalık belgeselde çoğu detaya yer vermek istemesiyle bazı noktalarda sıkıcı bir belgesel ortaya çıkmış oluyor.

İsim olarak Türkçe’ye çevrilmiş halinin daha doğru bir tanımlama olduğunu düşünüyorum. İki seneyi kapsayan belgesel boyunca başlarda özgür hisseden aile üyelerinin tek tek sosyal medyanın, daha çok İnstagram’ın mahkumları olduğunu görüyoruz. Durum böyleyken bu üç kişilik aile üzerinden yapılan eleştiri “İnstagram Ailesi” olarak yapıldığında kulağa daha doğru geliyor.

Belgesel boyunca yönetmenin, izleyiciye verdiği araştırma sonuçları ise influencer konseptinin insanların gerçeklik üzerindeki algılarındaki değişime ışık tutuyor. Gelecek nesiller içinse durumun sandığımızdan daha depresif bir hal alacağını gerçeğini göz önüne seriyor.

Eleştirisini yaptığı ve 2 senelik sürecin gelişimini en güzel gösteren kişi ise Leo’nun bir numaralı hayranı Melanie oluyor. Ailesinde yaşanan sorunlar nedeniyle siyah ekranı kaçış olarak gören Melanie, hiçbir zaman sahip olmadığı hayata olan hayranlığıyla Leo’ya takıntı seviyesinde bir sevgi beslemeye başlıyor. Büyüdükçe azalan sevgisinin ve obsesyonunun hayran sayfaları üzerinden anlatılması ise eleştirisini yaptığı sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanarak izleyiciye dinamik bir bakış açısı sunuyor.

Güzel bir konu ile eleştirisini yapıp, gerçekliği tüm çıplaklığı ile göstermek istese de %100 başarıya ulaştığını düşünmediğim Girl Gang, bilinçsiz kişilerin izlemesi için ilk başta konuya alışma bakımından yeterli bir anlatıcılığa sahip. Temposu biraz daha yüksek, eleştirisini yaparken daha cesur davranmış olsaydı yönetmen, çok daha çarpıcı bir yapımla karşı karşıya kalmış olabilirdik.

Bu seneki Suç ve Ceza Film Festivali’nin sloganı “Herkes için adalet.” iken bu belgeseli izledikten sonra sanırım internet ve tüketim çılgınlığına mental sağlıklarını kaybetmiş kişiler için adalet arayışı diyebiliriz. Ya da bu çılgınlıkta yolunu kaybetmişlere yol gösterici bir rehber olarak adlandırabiliriz.

300K ile başladığımız yolculukta şu an Leo’nun takipçi sayısı 1.6M olmuş durumda. Yapılan fedakarlıkların meyve verdiğini görüyor olmak sanırım biraz insanın içine su serpiyor. Ancak bu noktada her mantıklı insanın düşüneceği soru akıllara geliyor: Ne uğruna? Leo’nun ve ailesinin İnstagram hesaplarını merak edenler için ise aşağıya link bırakıyorum. Yukarı kaydırmayı unutmayın!

Leonie: https://www.instagram.com/leoobalys/?hl=tr

Leonie’nin Aile Hesabı: https://www.instagram.com/balysfamily/?hl=tr

İnstagram Ailesi: Tüketmek ve Tükenmek

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap