Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Kurak Günler: Türkiye’nin Sesi

Kurak Günler: Türkiye’nin Sesi

Yazar: Betül Aydoğan

Kurak Günler: Türkiye’nin Sesi

21 Kasım günü Kadıköy Sineması’nda Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında “Kurak Günleri” izleme fırsatım oldu. Emin Alper’in “Tepenin Ardı” “ Kız Kardeşler” gibi önemli filmlerinden sonra başarı çizgisini bozmadan ortaya koymuş olduğu “Kurak Günler” Cannes’da yarattığı etkiden sonra Türkiye’de merakla bekleniyordu. Salonda filmi Kadıköy Sineması seyircisiyle beraber izlemenin getirdiği kolektif bir etki vardı. Salonda zaman zaman kahkahalar zaman zaman da korkuyla iç çekmeler yaşandı.

Filmin ana hatlarından biraz bahsedecek olursak susuzluk sorunu nedeniyle kurak bir bölge olan Yanıklar Köyü’ne atanan genç Savcı Emre’nin yaşadığı tuhaf olaylar silsilesi diyebiliriz. Kasabanın siyasi anlamda taraflılarının arasında kalan Emre bu arada kalma sebebiyle kendisini suç içeren durumların da içinde buluyor. Aslında Emre’nin yaşadığı olaylar günümüz Türkiye’sinin panoramasını sunuyor. Politik ikilemler ve kendine zarar vermesine statükoya bağlı kalan halkın muhalif düşüncelere karşı holiganlıkları. Filmin çok katmanlı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca siyasi çözümlemeye ve ayrıştırarak incelemeye çok uygun bir senaryosu var.

Filmde Selahattin Paşalı, susuzluk sorunu ile boğuşan bir kasabaya savcı olarak atanan “Emre” karakterini canlandırıyordu. Film sonrası söyleşide Emin Alper bu karaktere “Emre” ismini verme sebebini şu sözlerle açıkladı:
“Emre’nin jenerasyonel bir anlamı var. “Emre” bizim kuşağın ismi, daha aydınlanmış, Kemalist kuşakların çocuklarına koyduğu daha prototip bir isim. Şehirli tedrisattan geçmiş kişilere koyulan bir isim.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere karakter isimleri senaryoya hizmet ediyor. Bir diğer karakter ise Ekin Koç’un hayat verdiği gazeteci “Murat”. Murat, savcı Emre’nin gittiği kasabada “Yanıklar’ın Sesi” adlı gazetenin sahibi. Muhalif siyasi yaklaşımı ve cinsel yönelimi nedeniyle kasabalının nefretini üzerine çekmiş bir karakter. Diğer yandan kuraklık sorununu çözeceği vaadiyle yıllardır seçimleri kazanan belediye başkanı Selim ve holiganlıkları ile kasabanın üzerine çökmüş olan avukat oğlu Şahin’in de tam karşısında duruyor Murat. Hiç bilmediği bu kasabaya Savcı olarak atanmış olan genç Emre ise gelir gelmez tüm bu insanların boğucu karşılamalarına maruz kalıyor. Halkın asılsız dedikoduları ve köyde yaşamanın getirdiği sıkıntılar karakteri sıkıştırmaya başladıkça seyirciyi de sıkıştırmaya başlıyor. Kasabada yaşanan tuhaf olaylar silsilesinin içinde kalan Emre’nin ruh hali sürreal sahneler yoluyla seyirciye yansıyor.

Filmin gerilim temasının yanında psikolojik ve politik tarafı da oldukça baskındı. Emre ve Hakim Zeynep karakteri devleti temsil ediyor. Filmde sıklıkla “adalet” kelimesi geçiyor. Belediye Başkanı Selim yoluyla günümüz mevcut iktidarına da bolca atıf yapılmış.

Filmde en çok beğendiğim unsurlardan biri de mekan kullanımıydı. Filmin açılışında bolca mekan tanıtımı yapılıyor ve oraya yeni gelen Emre gibi biz de onun gözünden kasabayı tanımaya başlıyoruz. Sarı ağırlıklı renk paletleri kasabanın baskın ruhunu ağırlaştırılmış bir biçimde hissettiriyordu. Yönetmenin son olarak da oldukça vurucu bir son tercih ettiğini düşünüyorum. Kurak Günler’in psikolojik ve politik yanlarıyla sinemamız adına çok önemli bir film olduğunu düşünüyorum. Söyleşide sorulan bir diğer soru ise filmin kuir görünürlüğüyle alakalıydı. Bu duruma Emin Alper şöyle yanıt verdi:

“Bu benim için tam bir sürpriz oldu. Film çekilmeden başladı daha. Sosyal medyanın ne olduğunu hala anlamamış bir eski kuşak mensubu olarak her seferinde dumura uğruyorum. Daha sete çıkmadan bir fenomen oldu bu. Tabi bunda Selahattin ve Ekin’in meşhur olmalarının da katkısı var. Zaten onların fan pageinden çıktı hikaye. Kaygılandım da çünkü filmin küçük bir parçası homofobi meselesi, yani filmin ana gövdesini oluşturmuyor. Hem kamuoyunun bir kısmında yanlış beklenti yaratıyor hem de öbür kısmında silahlar bilenmeye başlıyor. Hatta bilendi bile. Daha film görülmeden haberler çıkmaya başladı Cannes’daki prömiyerden sonra. Bu tamamen beklentimizin dışında gelişen bir şeydi.”

Filmin başarılı anlatısı ve görsel kodları kullanımı beni çok etkiledi. Böyle bir filmi sinema tarihimize bıraktığı Emin Alper’e ve tüm ekibine teşekkür ediyorum.

Kurak Günler: Türkiye’nin Sesi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap