Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri House of the Dragon: Entrika Dolu Yeni Bir Savaş

House of the Dragon: Entrika Dolu Yeni Bir Savaş

Yazar: Eslem Saraçoğlu

House of the Dragon: Entrika Dolu Yeni Bir Savaş

Lotr hayranları için heyecanlı bekleyiş devam ederken Game of Thrones prequel serisi ile hayranlarını daha fazla bekletmeden ilk bölümü yayınladı! 2011 yılında yayın hayatına başlayan Game of Thrones, 8 sezonluk hikâyesi ile milyonlarca insanın kalbinde taht kurmayı başarmıştı. Her sezonun ayrı bir heyecanı olması, karakterlerin kendilerine özgü hareketleri, görsel efektler, kostüm, makyaj, hiçbir karakterin yaşama garantisi olmaması ve en önemlisi bu ayrıntıların kusursuz bir bütün olarak ana hikâyeyi oluşturması ile dizi listelerinin bir numarası haline gelmişti. Her yaştan her milletten insana kendini izlettiren Game of Thrones’un yeterince iyi bir kapanış yapamaması günümüzde etkisini kaybetmeye başlamasına neden oldu. Hatta son sezonun beklentinin çok altında olması nedeniyle tepki gösteren hayranlar nedeniyle alternatif sonlara başvurulmak zorunda kalınmıştı. Bana kalırsa tek bir sezon nedeniyle bütün hikâyenin mükemmelliğini unutmamak gerekiyor. Bence Game of Thrones’un gelmiş geçmiş en iyi diziler listesindeki yeri daimî.

House of the Dragon dizisi, Game of Thrones serisinden önce yaşananları konu alacak ve Targaryen ailesine odaklanacak. Trajedi ve entrikalara doyacağımız bu dizide Targaryen iç savaşı anlatılacak. Bu da demek oluyor ki GoT dizisinden bildiğimiz Daenerys Targaryen (Khaleesi)’dan 172 yıl öncesi anlatılacak. Westeros dünyasını özleyenler için heyecan verici bir dizi olacağa benziyor. Yazar George R. R. Martin’in Ateş ve Kan kitabından uyarlanan bu dizinin kitaba ne kadar bağlı kalacağını bilmiyoruz. GoT serisinde beşinci sezondan itibaren dizi ile kitap arasında farklar açılmaya başlamıştı. Bu da aslında diziyi daha bilinmez bir hale getirmişti lakin kitabı okuyan hayranlar için bu tip sapmalar diziye karşı negatif hissetmelerine neden olabiliyor. Bu dizinin kitaba daha sadık kalacağını düşünüyorum.

Kral Viserys Targaryen rolünde Paddy Considine, Prenses Rhaenyra Targaryen rolünde Milly Alcock, kralın kardeşi Prens Daemon Targaryen rolünde Matt Smith, Lady Alicent Hightower rolünde Emily Carey, Sör Otto Hightower rolünde Rhys Ifans, Lord Corlys Velaryon rolünde Steve Toussaint, Prenses Rhaenys Velaryon rolünde Eve Best ve Sör Criston Cole rolünde Fabien Frankel yer alıyor. GoT’ün en unutulmaz iki bölümü olan “Battle of the Bastards” ve “The Long Night”ın yönetmenliğini yapan Miguel Sapochnik, Ryan Condal ile birlikte House of the Dragon’un ortak yönetmenliğini üstlendi. Bu da iki dizi arasında bir bütünlük sağlanacağını gösteriyor. The Crown’dan sonra kariyerine veliaht karakteri ile devam etmesi anlaşılır olsa da Matt Smith’i kötü karakterlerde görmeyi pek sevmiyorum ki bu tamamen kişisel bir yorum, halbuki yüz hatları ve genel tavrı kurnaz bir karaktere oldukça uygun. Sanırım alışmam için birkaç bölümün daha geçmesi gerekiyor.

GoT main theme dizinin ilk başında verilmemeliydi. Bence spin offlar her ne kadar ana yapıma bağlı olsa da kendine ait bir çizgisi olmalı. Sanki bu dizi tek başına yeterli değilmiş ve hayranları kendine çekmek için GoT göndermesine ihtiyacı varmış gibi direkt theme koymuşlar. Dizinin açılışı kendine özgü bir şarkı ile yapıldıktan sonra aralara göndermeler serpiştirilse çok daha kendinden emin bir yapım olur. O melodiyi duysak da duymasak da zaten bölümü izlemek için açmışız. Bu numarayı yapmak için fazla erken davranmışlar. Kapanışta koymuş olmaları gayet güzeldi. Keşke sadece kapanışta olsaymış. Bu arada Paddy Considine’e baktıkça Rory McCann’ı gören sadece ben miyim?

Game of Thrones’ta ne olacağı tam olarak bilinmiyordu ve tahmin edilemez olaylar yaşanıyordu. Aynı anda birden çok insanın hayatta kalma mücadelesi vardı ayrıca herkesi tehdit eden ak gezenler gerçeği vardı yani son ana kadar kimsenin kurtulduğu sanamıyorduk. Haksız bir ölüm ile başladı ve o haksızlığı seyirci benimsedi. Herkes Stark ailesinin tekrar bir araya gelme ihtimaline sarıldı.

Bu dizide olacaklar kitapları okuyanlar için çok şaşırtıcı olmayacak gibi hissediyorum. Sadece saray entrikası ve ejderhalar ile bu dizi ne kadar ön plana çıkabilecek? Bunu dizinin odaklandığı karakterler ile görebileceğiz. Eğer konu tamamen Kral Toprakları’nda hatta Kızıl Kale’nin içinde Targaryen ailesi ile sınırlı kalırsa dizinin senaryo açısından klasik bir dönem dizisinden farkı kalmayacaktır diye düşünüyorum. Zira ilk bölümde bizi karşılayan klişeler bunun sinyallerini veriyor gibiydi. Olmazsa olmaz doğum sahnesi gibi mesela… Senaryo açısından böyle düşünüyor olsam da görsel açıdan ortaya mükemmel bir iş çıkardıklarını kabul etmek lazım. Belki de senaryoya yeterince inanmadıkları için görsel tarafa bu kadar yatırım yapıyorlardır bilmiyorum ama sadece görsel efektlerde değil, kostüm, makyaj, aksesuarlar, dekorlar en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış. Umarım bu yönünü destekleyen mükemmel bir senaryo ile karşılaşırız ve bize Game of Thrones’un finalini hiç aratmaz.

House of the Dragon: Entrika Dolu Yeni Bir Savaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap