Ana sayfa » Çıplak Röportajı: Merve Göntem

Çıplak Röportajı: Merve Göntem

Yazar: Batuhan Kılınç

Çıplak Röportajı: Merve Göntem

BluTV’de yayınlanan ve adından sıkça söz ettiren Çıplak dizisinin senaristi Merve Göntem’le bir araya gelip, Çıplak’ın ikinci ve üçüncü sezonları hakkında konuştuk. Çıplak, Galler’e gitmek isteyen bir kızın para toplama hikayesini anlatıyor. Bu dizide Merve Hanım’ın dediği gibi rüyalar var, dualar var, günahlar var. Çok günah var.

Batuhan Kılınç: Merhabalar Merve Hanım öncelikle bizleri kırmayıp davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Bize ayırdığınız süreyi verimli kullanmak adına sözü fazla uzatmadan hemen sorularıma geçiyorum.

Sizi İçten Sesler Korosu ve Çıplak dizilerinin senaryo yazarı olarak biliyoruz. Senaryo yazarlığı kariyerinizi bir de sizden dinlemek isteriz; sektöre nasıl adım attınız ve o ilk adımın sizi götürdüğü yerden memnun musunuz?

Merve Göntem: İçten Sesler Korosu ve Çıplak benim sadece dijitale yazdığım son iki işim. Bunlardan önce televizyon dizilerinde pek çok senaryo grubunda çalıştım. İstanbul Üniversitesi’nde sinema okudum. Senaryo yazmaya Onur Ünlü’nün yönlendirmeleri ile başladım. Bana bir fikir verip ona bir dizi yazmamı istemişti. O diziyi yazabilmek için senaryo yazmayı öğrendim. O günden beri de yazıyorum.

İyi ki o günden beri yazıyorsunuz. Ortaya koyduğunuz güzel senaryoların yanında bir de okurlar tarafından oldukça beğenilmiş “Kurumuş Yeşil Bitkiler” adlı bir kitabınız var. Biraz kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

Kitabımı 20 yaşında yazmıştım. 25 yaşında yayınladım. Bugün epey olumlu dönüşler alıyorum. Hatta çok yakın zamanda açıklayacağımız bir sürpriz var Kurumuş Yeşil Bitkiler ile ilgili. Defne’nin hikâyesi günden güne yayılıyor ve bundan çok mutluyum.

Sürpriz için şimdiden heyecanlandığımı söyleyebilirim. Çıplak’ın hikayesi nasıl başladı? Kafanızdaki bu fikir nasıl bir senaryoya dönüştü ve bu dönüşüm süreci sizin için nasıl geçti?

Eylül karakteri Can Evrenol’un gerçek hayatta tanıdığı bir kızdı. Can bu kız hakkında 2 bölümlük bir senaryo yazmıştı hatta. Bu iki bölümü okuduktan sonra hemen bir 3. Bölüm yazdım ve Çıplak’ın hikâyesi böyle oluştu.

Eylül karakterine değinelim istiyorum. Senaristler bazen önce karakteri bazen de olayı yaratırlar. Bu senaryoda Eylül karakteri var olmuş bir hikâyeye dahil mi oldu yoksa tüm hikâye Eylül karakterinin etrafında mı şekillendi?

Eylül karakteri ne yaşadıysa bizim hikâyemiz o oldu. Yani ana karakter etrafında belirlendi tüm şablonumuz.

Ekip arkadaşlarımız Eylül’ün o kadar ülke arasından neden Galler’e gitmek istediğinin cevabını dizide bulamıyor (bence adının söyleyişinin güzel olması yeterli ama) ve bunu merak ediyorlar Eylül neden özellikle Galler’e gitmek istiyor?

Eylül sadece ismi güzel diye Galler’e gitmek istiyor. Bu, bu kadar basit olduğu için bize çok keyifli geliyor. Ve tabii tüm yaşıtları gibi bu ülkeden bıktığı için Galler’e gitmek istiyor.

Galler’e gitme özlemi içinde bir diğer soruma geçiyorum. İkinci sezonun çekimlerinin bittiğini biliyoruz. İkinci sezonu nerede ve zaman izleyeceğiz? Bu serüven kaç sezon sürecek?

Çekimlerimiz bitti evet. Net tarih hâlâ veremiyorum ama muhtemelen 1 ay içinde ve muhtemelen BluTV’de izleyeceğiz. 3. Sezonu da kesin olacak gibi. Ama bilmiyorum. Anlatmak istediğimiz daha çok hikâye var… Bakalım.

İkinci sezon için çok heyecanlandığımızı belirtmek isterim. Gelecek sezon ilkinden çok ayrı bir resim mi çizecek? İkinci sezon hakkında biraz bilgi verir misiniz?

İkinci sezon bana ve Can’a göre 8 bölümlük bir sinema filmi. Biz çok seviyoruz. Ben bazen bu sezonu kendi başına başka bir iş olarak görüyorum, ismi Ölenle Ölünmez olan ayrı bir iş aslında. Gösterilmesi için çok heyecanlıyım. İkinci sezonla ilgili şu kadarını söyleyim, rüyalar var, dualar var ve günahlar var. Çok günah var 🙂

Ben Çıplak’ın diğer dizilerden ayrı bir yerde olduğunu düşünüyorum, rüya-dua-günah dengesinin iyi kurulduğuna eminim. Yazdığınız senaryoyu gözler önüne seren yönetmen Can Evrenol’dan bahsedelim. Bu dizide senarist-yönetmen dengesinin iyi kurulduğunu görüyorum. Can Bey ile nasıl tanıştınız? Birlikte çalışma süreciniz nasıldı?

Senaryoyu Can Evrenol ile birlikte yazdık zaten. Can ile aramızda çok büyük, çok güçlü bir bağ var. Bu işimizin her aşamasına sirayet etti. Onunla senaryo yazmak müthiş bir deneyimdi. Kendi oyun alanımızı yarattık ve birbirimize her yazdığımız bölümde meydan okuduk, şımardık, şaşırttık, eğlendik. Sette sözcüklerimi ona emanet ettiğim için de çok mutlu ve güvende hissediyordum kendimi. Can ile Perihan Mağden’in “Biz Kimden Kaçıryorduk Anne” kitabının senaryosunu yazmak üzere ilk işimizi yaptık. Biz çok güzel bir senaryo yazdık ama çeşitli sebeplerle çekilemedi. Ondan sonra Çıplak’ı beraber yazmaya karar verdik.

İleride Merve Göntem’in kaleminden çıkma daha birçok şey izlemek isteriz. Peki siz kariyerinizin geleceği ile neler söylemek istersiniz?

Birkaç gün sonrası için konuşmak bile şu dönem için büyük delilik ama benim kendimden
beklediğim daha fazla kitap yazmak ve sadece dijitale içerik üretmek. Türkiye’de, dijitale A24 işleri
yapmak gibi romantik bir hayalim var 🙂 Televizyona çalışmayı düşünmüyorum.

Son olarak Ekranom yazar ve okurlarına neler söylemek istersiniz?

Çıplak ile ilgili olduğunuz için ve bizim içeriğimiz hakkında konuşabileceğimiz bir alanda söz hakkı tanıdığınız için çok teşekkür ederim.

Biz teşekkür ederiz sohbetiniz için.

Çıplak Röportajı: Merve Göntem

Batuhan Kılınç’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir

1 Yorum:

Avatar
Oğulcan 08/04/2021 - 20:16

Merhabalar Batuhan Bey. Röportajınızı keyifle okudu. Gerçekten Merve Hanım’ı daha yakından tanıma fırsatım oldu. Teşekkürler.

Yanıtla

Yorum Yap