Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Yazar: Baran Cem Yiğit
The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Dr. Seuss’un 1957 tarihli çocuk kitabı Şapkalı Kedi’nin ekranla ilişkisi hiç şanslı olmadı. Ben çocukken, 2003 yılında, gerçek oyuncularla çekilmiş bir filmi vardı. Mike Myers’ın canlandırdığı Kedi’nin makyajı o kadar ürkütücüydü ki film tutmamıştı. Sonra 2010’ların başında TRT Çocuk’ta yayınlanan bir çizgi dizisi geldi. Warner Bros. Pictures Animation’ın yeni filmi The Cat in the Hat ise karakteri nihayet hak ettiği şekilde beyaz perdeye taşıyor. Filmi Kung Fu Panda 3‘ün yönetmenlerinden Alessandro Carloni ve ilk kez yönetmen koltuğuna oturan Erica Rivinoja birlikte çekmiş.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Siyah beyaz bir evde renkli bir kedi

Film tatlı bir fikirle açılıyor. Kedi siyah beyaz bir ekranda bir ev giriyor, kendisi ise rengârenk. Evdeki çocuklar telefonda ekran kaydırmaya dalmış, onları eğlendirmek hiç kolay değil. Ama Kedi işini yaptıkça ortalık renkleniyor. Film bu tanıdık sahneyi nasihate çevirmiyor, esprili bir giriş olarak kullanıp yoluna devam ediyor. Eğlencenin dozu öyle kaçıyor ki havai fişekler yangın çıkarıyor, polis geliyor, olay haber bültenlerine düşüyor. Eski hikâyeye güzel bir güncelleme olmuş. Filmin nostaljik tek görseli de bu siyah beyaz bölüm. Sonrası baştan sona renkli ve modern bir animasyonla akıyor.

Animasyon Dünyasına Yepyeni Bir Soluk: Kurumsal Kedi ve Renkli Dünyalar

Kitapta olmayan en büyük yenilik, Kedi’nin arkasına kurulan kurumsal yapı. Kedi, mutsuz çocukları eğlendirmek için çalışan gönderen bir kurumda çalışıyor. Çocuklardan “müşteri” diye bahsediliyor. Ayrıca çantalı inek, ayakkabılı kurbağa gibi bir sürü tuhaf hayvan da aynı işi yapıyor. Bu çerçeve filme büyüklerin de güleceği bir ofis komedisi havası katıyor.

Kedi gittiği her yerde ortalığı birbirine kattığı için kovulmanın eşiğinde. Kendini kurtarmak için son bir görev alıyor: yeni bir şehre taşınan iki kardeşi mutlu etmek. Göreve çıkmadan önce, yasak olmasına rağmen kurumun malzeme odasından bir köstekli saat alıyor. Saat ilk başta Pandora’nın kutusu gibi saklanıyor. Ne işe yaradığını ve peşlerindeki gizemli yaratığın onu neden aradığını hikâye ilerledikçe öğreniyoruz.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Sıradan bir aile, kardeşlik ve bir balık

Meksikalı kardeşlerden Gabby ergenliğin başında, Sebastian ondan küçük. Hemşire olan anneleri işi yüzünden eski büyük evlerinden küçük bir daireye taşınmışlar ve iki kardeş de yeni hayatından mutsuz. Daha ilk sahnelerde annenin kendi hayallerini yaşayamadığını duyuyoruz, ama çocuklerin gözünde o sadece sıkıcı bir anne. Üstüne bir de kuralcı, huysuz bir ev sahipleri var.

Kedi eve geldiğinde çocukların ona biber gazı sıkması salonu kahkahaya boğuyor. Kedi’nin sihriyle evin akvaryum balığı Waffles da konuşmaya başlıyor. Matt Berry’nin seslendirdiği bu bilgiç balık filmin en komik karakterlerinden biri, ikna kabiliyeti de ev sahibine bile sökecek kadar güçlü. Hikâyeye sonradan dahil olan “Şey” isimli karakterlerin ritim tutarak, vücutlarına ve etrafa vurarak konuştuğu sahneler de Kedi’nin dünyasına ayrı bir tempo katıyor.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Kolilerin içindeki dünyalar

Filmin asıl yaratıcılığı taşınma kolilerinde. Kahramanlarımız sırayla kolilerin içine giriyor ve her koli, sahibinin anılarına ve hayallerine açılan bambaşka bir dünyaya dönüşüyor. Bu dünyalarda kolideki her şey canlanıyor. Oyuncaklar konuşmaya başlıyor, el yapımı maketler ve çizimler hareket ediyor. Kilotlar balinaya, kanepe ise yol boyunca kullandıkları araca dönüşüyor. Sıradan bir taşınma kolisinden koca bir dünya kurulduğunu izlemek gerçekten keyifli.

Yolculuk Sebastian’ın kolisiyle başlıyor. Çocukluk eşyalarıyla dolu bu kolide Gabby geride bıraktığı çocukluğunu buluyor, iki kardeş yıllardır birlikte oynamadıkları oyuncaklarla yeniden oynuyor. Gabby’nin kolisinde ise taşınınca küstüğü müzik ve bıraktığı hayaller var. Eski okulunda bandoda trompet çalan Gabby artık müzik istemiyor. Burada filmin bir zaafı göze çarpıyor: tek sebebin taşınma olması bu vazgeçişi inandırıcı kılmaya yetmiyor.

Beni en çok etkileyen kısım ise annenin kolisi oldu. İlk bakışta evrak ve faturayla dolu. Aşağı indikçe neler çıktığını söylemek sürprizi bozar. Şunu söyleyebilirim: anne babalarımızın da bir zamanlar bizim gibi hayalleri olduğunu çoğu zaman unutuyoruz. O koli açıldığında hem Gabby ile Sebastian hem de salondaki büyükler bunu hatırlayacak. Film boyunca yetişkinlerin bile “aaa, öyle miymiş?” diyeceği başka sürprizler de var.

Pixar’ın Ters Yüz (Inside Out) filmini izleyenler bu yolculukta tanıdık bir his yakalayacak. Orada da yeni bir şehre taşınan, bu yüzden içi kararan bir kız çocuğu vardı ve macera onun iç dünyasında geçiyordu. Unutulmuş hayali arkadaş Bing Bong’u hatırlayanlar, kolilerdeki oyuncakların arasında aynı burukluğu yaşayacak.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Seslendirme ve Murat Cemcir’li Kedi

Orijinal seslendirmede Kedi’yi Bill Hader canlandırıyor, yanında Quinta Brunson, Bowen Yang gibi komedi dünyasından tanıdık isimler var. Türkçe dublajda ise Kedi’ye Murat Cemcir ses veriyor ve fena bir iş çıkarmamış. Yine de Bill Hader’ın bu karakterden neler çıkardığını merak etmeden duramadım. Dublajdaki tek pürüz Sebastian. Küçük kardeşin sesi bazı sahnelerde yapay duruyor. Çocukların fark edeceği bir şey değil, ama kulağı hassas yetişkinler yer yer takılabilir.

Şapkalı Kedi Filminin Derinlemesine Tematik Analizi

Geçmişi gömmeden anda kalmak

Filmin derdi basit ve güzel: anda yaşamak önemli, ama geçmişi bir koliye kapatıp saklamaya da gerek yok. Köstekli saat geçmişe takılıp kalmanın, taşınma kolileri ise geçmişi kaldırıp unutmanın simgesi. Film o kutuları ara sıra açmanın, içinden çıkanlarla bugünü daha iyi anlamanın değerini hatırlatıyor. Bazı mesajlar görüntüyle değil doğrudan diyaloglarla veriliyor. Büyüklere biraz açık gelebilir ama çocukların anlaması açısından işe yarıyor.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Ebeveynler için notlar

Hikâye taşınma, yeni bir şehre alışma ve kardeş ilişkisi üzerine kurulu. Yakın zamanda taşınmış ya da okul değiştirmiş çocuklar karakterlerle kolayca bağ kuracaktır. Film sonrasında çocuğunuzla sohbet etmek için de güzel bir başlangıç noktası. Gabby’nin yeni komşusu olan kızın kulağında işitme cihazı olması da küçük ama değerli bir detay.

Saatin peşindeki yaratık birkaç sahnede hafif bir gerilim yaratıyor. Korkutucu değil, ama çok küçükler o anlarda elinizi tutmak isteyebilir. En doğru izleyici kitlesi 6 yaş ve üstü çocuklar ve onlara eşlik eden ebeveynler. Film 100 dakika civarında. Türkçe dublajlı seanslar sayesinde okumayı yeni sökmüş çocuklar da filmi rahatça takip edebilir.

The Cat in the Hat: Son söz

The Cat in the Hat, rengârenk kaosunun altında aile, anılar ve vazgeçilen hayaller üzerine içten bir hikâye anlatıyor. Çocuklar Kedi’nin çılgınlıklarına kahkahayla gülerken, büyükler kendi kolilerinin dibinde nelerin saklı kaldığını düşünecek. Ters Yüz‘ü sevdiyseniz bunu da seveceksiniz. Film Türkiye’de 6 Kasım’dan itibaren sinemalarda.

The Cat in the Hat: Yaratıcılığın Sınırlarını Zorlayan Bir Yolculuk

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...