Wandavision: Marvel’ın En Değişik İşi (Bölüm 1-2 İnceleme)

Wandavision: Marvel’ın En Değişik İşi (Bölüm 1-2 İnceleme)

Başrollerini Wanda Maximoff rolüyle Elizabeth Olsen, Vision rolüyle Paul Bettany’nin paylaştığı 2021 yapımı MCU Phase 4’un başlangıcı olan dizide Wanda ve Vision’ın 60lar sitcomu temasıyla normal yaşamaya çalıştıkları 2 bölümü izledik. Kafadan kırık bir cadı ve androidin ne kadar normal yaşayabileceklerini iki bölümde dizi tatlı tatlı anlatmış.

9 bölümlük mini dizinin anlatacağı hikayeye giriş olarak çekilmiş bu 2 bölümde MCU referansları da bolca bulunmakta. Sinematik evrenin yaratılması sürecinde de yapılan küçük dokunuş’easter egg’ işini WandaVision’da da görebiliyoruz.

Bunlardan birincisi ise Wanda’nın komşusu Agnes. Bilmeyenleriniz için Agatha Harkness çizgi romanlarda Wanda’yı eğiten cadı. Dizide de her yerde karşımıza çıkması kesinlikle tesadüf değil. Sonları çizgi roman gibi olmaz umarım.

İlk bölümde gördüğümüz bir diğer easter egg ise Stark Industries Toast Make. “Forget the past, this is your future!” sloganının sadece bir ekmek kızartma makinesi için yazıldığını düşünüyorsanız Marvel’ın yaptığı işi çözememişsiniz demektir.

Birinci bölümde yer alan bir diğer easter egg de Wanda’nın konuklarına yemek servisi sırasında kullandığı şarap şişesi. Şişenin üzerinde yer alan markanın “Maison du Mépris” çevirisi “House of Contempt” bir diğer anlamıyla “House of Misery” bu da bizi o mükemmel çizgi romana götürüyor: HOUSE OF M! Bilmeyenler için House of M’i açıklamak gerekirse Wanda Maximoff kardeşi Pietro’nun isteği üzerine  mutant ırkının baskın olduğu bir dünya yaratıyor. Yıllarca babasının kendilerini tercih ettiği mutant ırkının baskın olduğu bu dünyada da huzuru bulamayınca tüm mutant ırkını siliyor. Çizgi roman sadece bunlardan ibaret değil elbette, sadece en genel haliyle bunlar yaşandı diyebilirim. Öncesinde delirip Vision, Hawkeye ve Ant-Man’i öldürdüğünü de ekleyeyim. Vision kısmı önemli çünkü Wanda Infınıty War’da Thanos Akıl Taşını ele geçirmesin diye kendi elleriyle öldürmek zorunda kalmıştı. Çizgi romanla da bu açıdan bağlantı kurulmuş. Bu paragrafta daha fazla House of M’den bahsetmeyeceğim geçelim lütfen.

Bir diğer easter egg de ikinci bölümde yer alan Strücker Saat. Hatırlarsanız eğer Avengers: Age of Ultron’da NATO tarafından koruma altındayken Wolfgang von Strucker Ultron tarafından öldürülmüştü. Baron Wolfgang von Strucker kim sorusu aklınıza gelirse eğer kendisi HYDRA’nın başında bulunan kişiydi. Loki’nin New York’a saldırmasından sonra Sokovia’da saklanan çalışmalarına orada devam eden ve Age of Ultron’un yaşanmasına sebep olan gizli kişiydi.

İkinci bölümdeki birçok easter eggden bir diğeri iste elbette ki siyah-beyaz dünyada renge sahip olan ilk nesne Wanda’nın bahçesine düşen üzerinde S.W.O.R.D. sembolü bulunan helikopterdi. Sembolü gördüğünde Wanda’nın yüz ifadesindeki değişimden bir şeylerin ters gittiğini anlayabiliriz. S.W.O.R.D.“Sentient World Observation and Response Department” görevi ise dünya güvenliğine yönelik dünya dışı tehditlerle başa çıkmak üzere kurulmuş olup S.H.I.E.L.D.’ın uzay görevleriyle ilgilenen kurum diyebiliriz.  Eğer Agents of S.H.I.E.L.D. dizisini izlediyseniz Daisy”Quake”’nin final sezonunda S.H.I.E.L.D.’dan ayrılıp S.W.O.R.D.’a katılmış olduğunu hatırlarsınız.

İkinci bölümde yer alan tek S.W.O.R.D. sembolü bu helikopterin üzerinde miydi peki elbette hayır. Bölüm sonunda rögar kapağını kaldırıp içinden çıkan arıcı kıyafetli adamın üzerinde de aynı sembol vardı. Wanda’nın yüz ifadesindeki değişim ve sadece “Hayır!” diyerek zamanı geri alması…. Leziz!

Dizinin iki bölümünde de easter eggler o kadar güzel yerleştirilmiş ki müthiş zevkli oldu benim için izlemesi. İkinci bölümdeki gerginliği arttıran bu easter egg ise kafa karıştıran diziyi 60lar sitcomundan çıkararak gizem katan bir easter egg. Ki o da elbette ki radyodan gelen ses. Radyodan gelen “Bana yardım et Wanda!” ve “Bunu sana kim yapıyor?” sesleriyle gerilen ama bu gerginlik diğer sahnelerde olduğu gibi yerini hemen sitcoma bırakarak gizemini koruyor.

Bahsettiğim bunca easter eggden sonra genel olarak iki bölümün yorumunu yapmam gerekirse bence dizi Marvel’ın ne filmlerine ne de dizilerine benziyor. Bu mini serinin Faz 4’ü başlatması, Doctor Strange: Multiverse of Madness filminin zeminin atacak olması MCU için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yani gördüğüm yorumlar bana insanların hala Kevin Feige’i anlamadıklarını, anlamamakta ısrarcı olduklarını söylüyor. Öncelikle ilk iki bölüm için gerginliği, barındırdığı easter eggleri, saçma komedisiyle -60lar komedisine bu zamanda gülmenizi kimse beklemiyor- bence zaten güzel başlamışken bu projenin kötü olacağını düşünmek çok saçma. İlk iki bölümle sizi pat diye olayların ortasına alacak değil.

Wanda’nın sinematik evrende yaşadığı onca kötü olaydan sonra ne kadar saçma deseniz de kendisinin mutlu olabileceği bir evrende ev hanımı olarak yaşaması çok mantıklı. Kardeşini kaybetti, Captain America’yı kurtarmak isterken masum insanların ölümüne sebep oldu, sevdiği kişiyi kendi elleriyle öldürmek zorunda kaldı. Daha ne kadar olay yaşaması gerekiyor Wanda’nın delirip kendisine mutlu olabileceği bir dünya kurmasından önce? Aşırı merakla beklediğim ve merakımı, hypeımı karşılayan bu dizinin sonuna kadar destekçisi bir fangirlüm. Zaten daha azını bekleyemezdiniz.

Wandavision: Marvel’ın En Değişik İşi (Bölüm 1-2 İnceleme)

Ahsen Aktaş’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

0 0 Oy Ver
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster