Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriTron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Yazar: Ömer Acıoğlu
Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Düşünün ki öyle bir film var ki sinemanın seyrini ve bilim kurgu türünü sonsuza dek değiştiriyor. Öyle ki, 1968’de çıkan Stanley Kubrick’in alametifarikası 2001: A Space Odyssey, 1971 yapımı George Lucas’ın THX 1138 ve 1977 yapımı Star Wars filmlerinden sonra bilim kurgu sinemasına yepyeni bir soluk getirdi. Hatta bu film, sinemanın artık dijital dünyaya adım attığı ve dijital çağına girdiği ilk filmdi. O filmin adı, 1982’de Steven Lisberger’ın yönetmenliğinde çekilen Tron.

Steven Lisberger’ın yönetmenliğini yaptığı ve Disney çatısı altında çıkan bu devrim niteliğindeki filmde Jeff Bridges, Bruce Boxleitner ve David Warner yer aldı. Bu film, En İyi Kostüm ve En İyi Ses dallarında Oscar’a adaydı. Film, oyunlar tasarlayan Kevin’ın, kendi yazdığı programın içinde esir kalmasını ve oradan çıkma mücadelesini anlatıyor. Bu film, 1982’de sadece ABD sinemalarında vizyona girdi. Fakat 1980’lerin sonlarında Tron, VHS kasetleriyle piyasaya çıktı. 2003 tarihinde ise 20. yılına özel olarak Türkiye’de Tiglon tarafından sadece DVD ve VCD formatlarında satışa sunuldu. Şimdi gelin, sizlere bu eşi benzeri olmayan filmin hikayesini anlatalım.

Bir oyun tasarımcısı ve arcade salonu sahibi olan Kevin Flynn, patronunun kendi işlerini çaldığını ispatlamaya çalışırken kendini yazdığı programın içinde esir bulur. Bu bilgisayarda programlar ve prosedürler kişilik kazanmıştır. Programcılar ve kullanıcılar ise adeta tanrısal varlıklar gibi görülmektedir. Kevin, dünyayı ve bilgisayarı kurtarmak için bir canavar misali yazılan bu programı ve dolayısıyla düzeni değiştirmek zorunda kalır. Tabii ki bu hiç kolay değildir, çünkü programın kalbine girmeye çalışırken bir oyundan diğerine geçmek zorunda kalır.

Bu filmde gözüme çarpan ilk detay şu: Sanal dünyada da olsa, bir program ve sistem, bir kötülüğün eline geçtiği takdirde, o kötülük bile sistemle baş edemeyecek duruma geliyor. Öyle ki bu film, bir canavar gibi yetiştirdiğimiz bir sistemi, bir programı başlarda kendimizin yönettiğini, fakat sonradan bizim bile müdahale edemeyeceğimizi anlatıyor. Bunu didaktik olmadan, hafif de olsa aksiyona yönelerek yapıyor. Dikkatimi çeken bir diğer unsur da filmin zamanının hep gece olması. Bu da aslında bize dünyanın ve geleceğimizin karanlık yönlerini gösteren sahnelerden biri. Bir de tabii ki, Tron’u Tron yapan sanal dünyası var. Film, anlatım açısından pek çok oyundan ilham alıyor. Pac-Man, Space Invaders, Battlezone gibi 80’li yıllarda fırtına estiren oyunlardan ilham aldığı bariz bir şekilde belli olan Tron, o yıllarda izleyicilere sadece bir film izletmemiş, aynı zamanda herkesi bir oyunun içindeymiş gibi perdenin içine çekmiş.

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Bir de görsellik konusuna uzun uzun değinmek gerekiyor çünkü filmin vitamini, görsellik tarafında. Pek çok yapımdan ilham aldığını söylediğim bu filmin sanal dünyası çok ama çok iyi yaratılmış. CGI mı, gerçek mi ayrımını yapamadığımız dönemlerde bu filmi seyretmek bana oldukça ilginç ve ilham verici geldi. Çekimler açısından da hareketli ve dinamik. Oyundaki gemilerin araçları takip ettiği sahneler, bence bugünün dijital sinemasına “merhaba” dedirten sahneler. Yeri geldiğinde uzay gemileri, motosikletler, bilgisayar karakterleri, konuşan ve uçan robotlar gibi unsurlar 80’li yıllar için oldukça yenilikçi bir yere sahip. Filmin gerçek dünyası da yarattığı sanal dünya kadar ilginç ve sağlam. İş yeri bölümü, sürekli karanlık olan şehir ve bilgisayarların diyalogları, oldukça ilgimi çeken bölümler arasında. Kısaca söylemem gerekirse, Tron’un görselliğine bayıldım ve kendisini gerçekten severek seyrettim.

Müzikleri sizi alıp götürmese de bazı sahnelerde heyecanla izleyeceğiniz anlara sahne oluyor. Asıl ses tasarımı bu filmde çok önemli. Özellikle sanal dünyada duyduğumuz fütüristik motosiklet sesleri, disk sesleri ve filmdeki butonlardan çıkan armonik sesler gibi gerçekten de sağlam ses tasarımlarına sahip. Bana kalırsa, görselliği kadar sesleri de ilgi çekici bir hâl alıyor.

Peki, ben oyunculardan sizce kimi beğendim? Jeff Bridges’ı tabii ki. O korkusuz, dobra ama diğer taraftan da kendi programı için mücadeleci bir yöne sahip bu karaktere, Jeff Bridges oldukça sağlam ve enerjik bir performans vermiş. Programı çalan Ed Dillinger rolündeki David Warner’a da bir iki ufak söz söyleyeyim. David Warner da, programın kendisi canavar olan patron rolünün altından başarıyla kalkmış bana kalırsa.

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Uzun lafın kısası, şu an artık 43. yaşını kutlayan ve serinin 3. filmi Ares’in çıkışına günler kala Tron, 43 yıl sonra bile hâlâ kendini izlettirmeyi başaran bir film. Sebebini soracak olursanız, bilgisayarların ve dahası bilgisayarda yarattığımız programların canavarlaşmasını, programcılara karşı bir robot, bir köle gibi oluşumuzu anlatmayı başarmış. Bu, şu anki bilim kurgu filmlerinde bile çok sık rastlamadığımız bir tema; fakat bir yandan da “dünyayı kurtarmak” gibi günümüz sinemasında klişe haline gelmiş bir temaya da sahip. Neyse, Tron’un 3. filmi Ares gelmeden önce siz bu filmi ve bu filmden 28 yıl sonra gelen ikinci filmi Legacy‘yi seyredin. Ben de bu esnada yazıyı bitireyim izninizle. Kendinize çok iyi bakın, Tron: Legacy filminin incelemesine görüşmek üzere.

Tron: Bilim Kurgu Sinemasında Devrim Yaratan Film

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...