Tiny Pretty Things: Bale’nin Görünmeyen Yüzü (Sezon 1 İncelemesi)

Tiny Pretty Things: Bale’nin Görünmeyen Yüzü (Sezon 1 İncelemesi)

Michael MacLennan’ın yazarlığı ve yapımcılığını yaptığı Netflix Orijinal dizisi Tiny Pretty Things, Dhonielle Clayton ve Sona Charaipotra’nın kitaplarından uyarlanarak yapılmış prestijli bale okulunu ele alan gençlik dram dizisi olarak ele alınabilir. Dizi bir cinayetin etrafında dönerken, bir diğer yandan da balenin içerisinde barındırdığı psikolojik ve fiziksel baskıyı çok harika bir şekilde anlatıyor. Bir diğer yandan da küçükken çoğu kızın yapmak istediği baleyi yeniden gün yüzüne çıkartıp iyisiyle ve kötüsüyle derinlemesine anlatıyor.

Dizi Chicago’nun tek prestijli bale okulu olan Archer Bale Okulu’nu ve şehrin en çok bilinen profesyonel şirketinin içerisinde olan olayları, aşkları, zorlukları ve entrikaları ele alıyor. Okulun en popüler ve en yetenekli balerini olan Cassie Shore’un (Anna Maiche) bir çatı katından aşağı itilip itilmediğinin araştırması ile başlamasından dolayı, dizi ilk bakışta bir polisiye dizisi gibi görünüyor. Fakat her bölümü bir saate yakın olan bu 10 bölümlük diziyi tam olarak bir günde bitirmiş birisi olarak size temin ederim ki, bu dizi bir polisiye dizisi değil. Tabii içerisinde polisiye dizilerini andıran bölümler var.

Bale akademisinin en gözde öğrencisinin başına gelen bu olaydan sonra Arhcher Bale Okulu’nun daha önce başvuran ama kabul edilmeyen ve bu bale okulunda okuyan diğer çocuklardan daha alt sınıf olarak gösterilen Naveah Stroyer’ı (Kylie Jefferson) bale okulunda tam burslu okuması için çağırmalarıyla dizi devam ediyor. Tabii ki dizinin içerisinde en az bir tane klişeye ihtiyaç olduğu için Naveah herkesin düşündüğünden daha yetenekli çıkıyor.

Tiny Pretty Things dizisi birden fazla öğrencinin hayat hikayelerini anlatıyor. Bir yandan da içerisinde oldukları bu endüstrinin ne kadar zorlayıcı olduğunu hatta bu zorlayıcılık yüzünden farklı öğrencilerin psikolojik durumlarını ele alıyor. Mesela Bette Whitlaw (Casimere Jollette) karakterinin ablasının okuduğu bale okulunda okuyor olması ve bu yüzden en iyi olma kompleksine sahip olması, bu yüzden de fiziksel rahatsızlıklarına kulak vermeden ağrı kesicilerle balerinliği devam etmesi örnek gösterilebilir. Ya da başka bir öğrenci olan Oren Lennox’un (Barton Cowperthwaite) kendini hiçbir zaman yeteri kadar ince ve kaslı görmemesinden dolayı bulimik olması başka bir örnek olarak gösterilebilir.

Bir diğer yandan dizi sürekli hem kendinle hem de diğer öğrencilerle rekabet içerisinde olmanın nasıl sorunlara yol açabileceğini anlatıyor. Bu rekabeti ele alırken de sadece hayatını bale odaklı yaşayan öğrencileri ve bu öğrencilerin hayatlarını anlatıyor. Fakat bu gösterilen rekabet ve çaba kimin için? Sadece hayatlarında öğrencileri kötü sözlerle eğiten bale hocaları için. En azından bir kişiden değer görmek ya da “çok iyi yapıyorsun” gibi sözler duyabilmek için. Bu küçük istekler için bale öğrencilerinin kendilerini her türlü şekle soktuklarını dizi ilerledikçe çok kolay gözlemleyebiliyorsunuz.

Bana kalırsa dizi belli (psikolojik olsun ya da olmasın) sorunları ele alan güzel bir yapım olmuş. Küçükken bile eğlencesine bale izleyen ve balerin olmak isteyen birisi olarak sizi temin ederim ki Tiny Pretty Things dizisiyle beraber yeniden bale yapmak ya da baleye ilk defa başlamak isteyeceksiniz. Çünkü ben izlerken odamın içerisinde kendi kendime bale yapmaya çalıştım. Ayrıca kesinlikle izleyicisini kendisine bağlayan bir dizi olmuş. İzlerken sonu gelmesin istiyorsunuz. Ben izlerken biraz Pretty Little Liars dizisine benzettim, içinde barındırdığı entrikalar, psikolojik sorunlar ve ilişkilerden dolayı. Pretty Little Liars dizisinin her sezonunu heyecanla beklemiş birisi olarak Tiny Pretty Things dizisinin de yeni sezonunu çok büyük bir merak ve heyecanla bekliyorum.

Tiny Pretty Things: Bale’nin Görünmeyen Yüzü (Sezon 1 İncelemesi)

Ayşe Beliz Berkiş’in Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

5 2 Oylar
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster