Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThree Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Yazar: Nehir Özel
Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Xiaolu Guo, Andrea Luka Zimmerman ve Mania Akbari’nin yönettiği Three Ways of Returning (Dönüşün Üç Yolu), 2026 yapımı üç bölümlü bir film. 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde gösterilen film, üç farklı kadının geçmişe, eve ve geride bıraktıkları yerlere bakışını bir araya getiriyor.

Adı ilk başta insana daha huzurlu bir şey düşündürüyor: evine dönmek, köklerinle yeniden bağ kurmak, belki geçmişinle barışmak. Ama film ilerledikçe dönüşün o kadar kolay bir şey olmadığını görüyoruz. Çünkü bazen dönülen yer artık aynı yer olmuyor. Bazen özlenen ülke yalnızca dilde ve hafızada kalıyor. Bazen de ev dediğimiz yer, aslında en başta kaçılması gereken yer oluyor.

Xiaolu Guo’nun bölümünde yönetmen, çocukluğunu büyükannesi ve dedesiyle geçirdiği Çin’deki küçük sahil kasabasına dönüyor. Bu, filmin en doğrudan dönüşü gibi görünüyor; gerçekten bir yere gidiliyor, eski sokaklara bakılıyor, geçmişin izi sürülüyor. Ama Guo’nun bulduğu yer, hafızasında taşıdığı yerle aynı değil. Sokakların isimleri değişmiş, kasabanın bazı yerleri yeniden yapılmış. Büyükannesine dair izleri kovalıyor ama bulmakta zorlanıyor. Dedesine dair anıları yakalamaya çalışıyor, fakat hiçbiri tam olarak orada değil. Mekân, hafıza ve gerçek bir araya gelip tanıdık ama yabancı bir ülke yaratıyor. Bu bölümde dönüş, geçmişe kavuşmak gibi değil de geçmişin artık orada olmadığını fark etmek gibi hissettiriyor. İnsan bir yere geri dönebilir, ama o yer hafızasında bıraktığı hâliyle onu beklemez.

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Hafıza, Mekân ve Değişen Ev Kavramı

Mania Akbari’nin bölümünde ise bu farkındalık en baştan mevcut. Burada ev daha belirsiz bir şeye dönüşüyor. İran’dan Kanada’ya göç etmiş bir kadının anlatısında ülke artık sadece haritada bir yer değil; dilde, özlemde, aile içinde anlatılanlarda ve kuşaklar arasında taşınan bir şey. Mania ülkesini özlüyor, ama aynı zamanda geri dönerse oranın artık kendi ülkesi gibi hissettirmeyeceğini de biliyor. Bu çok tanıdık bir kopuş duygusu: bir yeri hâlâ içinde taşımak ama oraya gerçekten dönmenin mümkün olmadığını bilmek. Torunlarının Kanada’da doğmuş olması bu hissi daha da görünür kılıyor. Kızı ne kadar uğraşıyor olursa olsun, oğlunu Farsça konuşmaya ikna edemiyor örneğin. Ev artık yaşanan bir yer olmaktan çıkıp anlatılan, aktarılan, bazen de yavaş yavaş silinen bir şeye dönüşüyor.

Akbari’nin neredeyse tamamen bir apartman dairesinde geçen bölümü de bu hissi güçlendiriyor. Mekân var, insanlar var, konuşmalar var; ama yine de sanki kimsenin tam olarak nerede olduğu belli değil. Bedenler bir yerde duruyor ama zihinler başka yerlerde kalmış gibi. Zorla yerinden edilmek biraz da böyle bir şey: Bir ülkeden çıkıyorsun ama çıktığın yer senden çıkmıyor. Gittiğin yere yerleşiyorsun ama orası da hiçbir zaman bütünüyle senin olmuyor, hiçbir zaman seni bütünüyle kabul etmiyor.

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Diaspora ve Eve Dönememenin Farklı Biçimleri

Andrea Luka Zimmerman’ın bölümünde ise “ev” fikri daha sert bir yerden kırılıyor. Zimmerman kendi geçmişine, özellikle gençlik yıllarındaki günlüklerine dönüyor. Bu günlükler, annesi tarafından maruz bırakıldığı ağır istismarı ve bunun onu Almanya’nın güneyinden kaçıp Birleşik Krallık’ta başka bir hayat kurmaya itmesini anlatıyor. Burada ev, özlenen ya da geri dönülmek istenen bir yer değil. Tam tersine, hayatta kalmak için uzaklaşılması gereken bir yer. Bu yüzden bu bölümde dönüş, aile evine dönmekten çok, geçmişin bıraktığı izlere bakmak anlamına geliyor. Kişi kendini ancak o evden uzaklaşarak yeniden kurabiliyor.

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Bu yüzden Three Ways of Returning, ev fikrini romantikleştirmiyor. Ev her zaman güvenli, sıcak ya da dönülebilir bir yer değil. Bazen değişmiş bir kasaba, bazen dilde taşınan kayıp bir ülke, bazen de insanın kaçmak zorunda kaldığı bir aile oluyor. Filmin üç hikâyesini birbirine bağlayan şey de burada: Hiçbiri gerçekten eve varamıyor. Biri fiziksel olarak dönüyor ama bulduğu yer hafızasındaki yer değil. Biri ülkesini özlüyor ama ona geri dönemeyeceğini biliyor. Biri ise evden ancak uzaklaşarak kendine bir hayat kurabiliyor.

Filmde diaspora tam olarak buna işaret ediyor: Bir yerden başka bir yere gitmekten çok, “ev” denen şeyin artık hiçbir yerde bütünüyle bulunamaması.

Three Ways of Returning: Eve Dönememenin Üç Hâli

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...