Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriThe Runarounds 1. Sezon: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

The Runarounds 1. Sezon: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

Yazar: Elif Betül Yaşar
The Runarounds S1: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu
The Runarounds 1. Sezon: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

Kesinlikle gerçek olmasıyla etkileyen ve müziği çok iyi bir yerden yakalayan The Runarounds, aslında hakikaten de The Runarounds grubunu anlatıyor. 1 Eylül’de Amazon Prime Video’da yayınlanmaya başlayan dizi, başlarda benzer bir yapım izleyeceğimiz hissine kaptırsa da gelişen olaylar ve akışı açısından iyi bir hikâye sunuyor. Sekiz bölümden oluşan dizinin çoğu bölümünün yönetmenliğini Jonas Pate yapmış. Hikâyenin üretiminde etkin olan da yaklaşık yedi kişi var.

Hikâyesinin üzerinde daha fazla durmak istiyorum çünkü The Runarounds’u diğer gençlik drama dizilerinden ayıran özelliği hikâyesi ve karakter gelişimleri. Dizinin başlangıcında aileleriyle sıkıntı yaşayan gençler ve lisede gelişen olaylar şeklinde ilerleyen bir plot olsa da hem aile ilişkileri hem de müzik açısından geniş bir bakış açısı sağlıyor. Çünkü ilerleyen bölümlerde anlayacağımız üzere bir lise müzik grubunun hikâyesini görüyoruz. Ve elbette arkadaşlık ve aile ilişkilerinin önemini.

Grubun gitaristi ve söz yazarı Charlie Cooper’ın en büyük hayali sahnede olmak ve müziğini icra etmek. Neil Crosby ve Topher Park ile müzik yapıyorlar. Okul partilerinde sahne almak dışında bir gelecekleri yok gibi gözüküyor. Hatta bir gün, bir okul partisinde işler ters gidip çalamadıklarında iyice moralleri düşüyor. Grubun toparlayıcısı ve enerjisini yükselten kişi genellikle Charlie Cooper oluyor. Müziğe büyük bir tutkusu var, hatta müzik uğruna üniversiteye gitmeyi bile tercih etmiyor.

The Runarounds S1: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

Hikâye anlatımındaki en güzel kısım, karakterlerin katmanlanarak açılması. Tüm karakterler çok orijinal bir şekilde düşünülüp oluşturulmuş. Hepsinin kendine has bir tarzı var. Ortak noktaları ise müzik. Neil Crosby’nin babası boyacı, aile işini devralacak gibi gözüküyor. Babası, oğlunun müzikle ilgilenmesinden ötürü mutlu; hatta Neil’in çaldığı gitar babasından hediye. Neil karakteri, aralarında tutkusunu en gerçekçi gösterebilen kişi. Sahneye çıktığında adeta kendinden geçiyor ve seyirciyi etkiliyor. Babası ile kurduğu bağ çok özel; maneviyata önem veriyor. Fakat aklı da bir karış havada.

Bazı karakterlerin ailesi de müzikle bir gelecek kuramayacaklarını düşünüyor. Topher Park’ın ailesi, oğullarının müzikle ilgilenmesini değil, bir şirketteki staj pozisyonunu korumasını istiyor. Topher Park daha içe dönük bir kişilik. Ailesine tam anlamıyla karşı çıkamasa da tüm sezon boyunca değişimine tanık oluyoruz. Ailesinin maddeciliğini reddederek tutkusunun peşinden gitmeye devam ediyor, fakat problemler esnasında da çabuk yıldığını söyleyebilirim. Sonuç olarak, sonunda şirketteki görevini de bırakıyor fakat izlerken hepimize büyük bir ders veriyor bu sahneler. İçimizi kıpır kıpır edip sisteme karşı gelmek konusunda seyirciyi güçlendiriyor.

The Runarounds S1: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

Wyatt Wysong, tamamen ebeveynsizliğin ne demek olduğunu bilen birisi. O da Topher gibi içe dönük fakat sebepleri daha farklı. Bakımı eksik yapılmış ve küçük yaşta yetişkin olmayı öğrenen bir kişilik. Genellikle de grup içinde çok uyumlu olduğunu sezon boyunca görüyoruz. Bez Willis ise grubun daha asi ruhlu kişiliği diyebilirim. Pete Antuna ise grubun enerjisini sağlayan, kimsenin pek sevmediği ama onsuz da yapamayacağı bir karakter. Karakterlerin birbiriyle olan duygusal bağları içten bir şekilde yansıtılmış. Hikâye boyunca da her bölümde karakterlerle ilgili yeni bir özellik öğreniyor ve bağ kurmamız kolaylaşıyor.

Bu diziye sükse yaptıran durum da bence seyircinin karakterlerle olan ilişkisi. Karakterler ne kadar kurgu olsa da dizinin PR’ının çok iyi yapılmış olmasından kaynaklı olarak gerçek bir grup, gerçek bir yolculuk, hakiki hisler ve duygusal bağın kuvvetinden doğan bir bileşen hissi yaratıyor. Ve sonuç: sosyal medyadan takip isteği, YouTube’da çıkardıkları parçaları dinlemek ve karakterlerle özdeşleşen seyircinin kişileri takip etmesiyle süregelen, büyük bir patlama yaratabilecek gücün ortaya çıkması. Amaç sadece dizi değil; dizi aslında bir reklam çalışması diyebiliriz. Bize kazandırdığı ise samimi dostluklar, zorluklarla başa çıkarken hislerimize tercüman olan sahneler ve uzun zamandır hasret kaldığımız ekran-müzik ilişkisi.

The Runarounds 1. Sezon: Bir Müzik Grubunun Yolculuğu

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...