Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriNo Other Choice: Kağıt, Kapital, Kan

No Other Choice: Kağıt, Kapital, Kan

Yazar: Şeyda Taşkıner
No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan
No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Decision to Leave’den bu yana bir sonraki yapımını heyecanla beklediğim ve film yapım tarzının büyük bir hayranı olduğum vizyoner yönetmen Park Chan-wook’un yaklaşık yirmi yıldır çekmek istediği yeni filmi No Other Choice, izleyiciyle ilk kez Venedik Film Festivali’nde buluştuktan sonra nihayet ülkemizde de ilk gösterimini Filmekimi aracılığıyla 6 Ekim’de yaptı.

Yönetmeni, daha çok Revenge üçlemesi başta olmak üzere çoğunluğu gerilim türündeki ve intikam temalı diğer filmlerinden tanıyan izleyiciler için bu yapım epey farklı açıkçası. Ancak I’m a Cyborg, But That’s OK filmini izleyenler, Park Chan-wook’un mizah tarafında da ne kadar kuvvetli olduğunu bileceklerinden beklentilerini katlayabilirler. Donald E. Westlake’in 1997 yılında yayımladığı The Ax adlı romandan uyarlanan No Other Choice, kara mizahı suçla harmanlarken gerilim unsurunu da ihmal etmiyor. Aslına bakarsanız duygusal gerilim epey yüksek.

Başrolde, Park Chan-wook’un uzun zamandır birlikte çalışmaya ara verdiği “muse”u ve sinema efsanelerinden Lee Byung-hun’ın büyüleyici performansını izliyoruz. Daha önce Joint Security Area ve Three… Extremes filmlerinde birlikte çalışan ikili, yeniden bir araya gelerek benzersiz bir eser ortaya koyuyor. Kadrodaki diğer dikkat çekici oyuncular arasında ise Güney Kore sinemasının yıldız isimleri Son Ye-jin, Park Hee-soon, Lee Sung-min ve Yeom Hye-ran yer alıyor.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Uzun yıllar kâğıt imalat sektöründe yönetici pozisyonunda çalışmış olan Yoo Man-soo’nun (Lee Byung-hun) işten çıkarılmasıyla başlayan film, karakterin giderek umutsuzlaşan iş arayışı boyunca karanlığa sürüklenişini merkezine alıyor. Obsesyon ve özgür irade temalarının öne çıktığı bu çatışmayla birlikte filmde bireysel ve toplumsal baskı, etik ikilemler, kapitalizm, orta sınıfın ortadan kalkması ve yapay zekânın kontrolsüz hızı gibi konulara yönelik sorgulamalar yankılanıyor. Bu alanda yıllarca emek vermiş olan Man-soo için başka bir kariyer yoluna yönelmek seçenekler dâhilinde değil. Kâğıt içermeyen bir işle ilgilenmiyor. Kaybettiği işini geri almak ve hem kendini kendine hem de topluma yeniden ispatlamak zorunda.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Filme ismini veren “Başka Yolu Yok” cümlesi, Man-soo’nun perspektifinden umutsuz bir olumlama olarak defalarca karşımıza çıksa da asıl çarpıcı olan durum, bu cümleyi ilk duyduğumuz sahneyi unutamamamız. Man-soo’nun Amerikalı patronlarının onun hayatını altüst ederken kendisine yapmayı uygun gördükleri tek açıklama: “Başka yolu yok.”

Ailesi, yıllarca çalışarak biriktirdiği parayla satın aldığı büyüdüğü ev, çok sevdikleri evcil hayvanları, masraflı hobileri… Her şey risk altına giriyor Man-soo’nun işsiz kaldığı süreç uzadıkça. Her geçen gün, her şeye sahip bir adamdan her şeyini kaybetmiş bir adama dönüşme korkusu onu iyiden iyiye çıldırtmaya başlıyor. Bunu engellemek içinse yapması gereken her şeyi yapmaya hazır ve buna cinayet işlemek de dâhil.

Kendince dahiyane bir planın parçası olarak gerçekte var olmayan bir kâğıt firması için bir iş ilanı oluşturuyor. Kâğıt üretimi işine olan bağlılığının manevi yönüne vurgu yaparak, teknolojik yoldan yapılan başvuruların kabul edilmeyeceğini, prensip olarak ancak fiziksel olarak başvuru yapılabileceğini belirtiyor. Amaç, gözüne kestirdiği ve işe kendisinin alınacağından emin olmak istediği Moon Paper şirketindeki pozisyona başvurabilecek potansiyel rakiplerini tespit etmek ve onları ortadan kaldırmak. Bunu yaparken de arkasında dijital bir iz bırakmamak.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Man-soo, başka bir yolun olmadığını düşünüyor. Kaybetme korkusu ve çaresizliği onu gerçekten de böyle bir illüzyona sürüklüyor. İzlediğimiz cinayetler de tipik bir seri katilin eylemlerine benzemiyor. Suçluluk duyuyor ve rakiplerini öldürmekten aslında nefret ediyor.
Rakiplerini ortadan kaldırmak için onlarla yakınlık kurdukça, aslında ne kadar ortak noktaları olduğunu, dünyada onu en çok anlayabilecek kişilerin onlar olduğunu fark etmek onun için oldukça ızdırap verici oluyor. Hedefini hatırlamak onu yeterince motive etmese bile gerekli disiplini sağlıyor. Bir noktada da sırf önceki cinayetler boşa gitmesin diye devam ediyor.

Bu işte ne kadar beceriksiz, sakar ve acemi olunabilirse Man-soo da o kadar rastgele bir şekilde devam ediyor rakiplerini öldürmeye. Bu durum filmin mizahi yönünü güçlendirirken aynı zamanda karakterin çaresizliğini ve anlatının ahlaki muğlaklığını oldukça huzursuz edici bir şekilde vurgulamış oluyor. Yapılması gerekeni yapmalı ve tamamen bu görev bilincine sahipken de yüzeyin altındaki saplantılı korku ve bastırılmış öfke filmin her sahnesinde kendisini hissettiriyor. Yönetmen Park’ın, seyircinin midesine bir yumruk gibi oturacak sahneler yaratmaktaki istikrarlı tutkusunu No Other Choice’un her karesinde yeniden hatırlamak mümkün.

Hiçbir şekilde eylemlerini desteklemesek de bu adam için üzüntü duymadan da edemiyoruz. Aslında acıma duygusu üzüntüden daha fazla ön plana çıkıyor çünkü bu korkunç eylemleri gerçekleştirmeyi tek seçeneği olarak benimseyen bu adamın rasyonel davranamayacak kadar bitik ve yenilmiş hissettiğini gözlemliyoruz. Park Chan-wook, Man-soo aracılığıyla özgür iradenin kontrolle aynı şey olmadığı gibi mutlak bir illüzyon olduğunu çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Yetenekli oyuncu Son Ye-jin’in canlandırdığı ve anlatının özellikle üçüncü perdesinde kilit bir role sahip olan Miri karakterinin, Man-soo’nun korkunç planını eyleme geçirmesinde bir etken olduğu gibi, planın işlemesinde bir itici güce de dönüştüğünü gözlemliyoruz. O da eşi kadar nelere sahip olduklarının ve nelerden taviz vermeleri gerektiğinin farkında ve onunla aynı korkulara sahip. Eşine olan sevgisi ve desteğinin sınırı yok.
Geçmişte Man-soo’nun alkolizmle mücadelesinde elinden tuttuğu gibi, şimdi de onun en karanlık yönleriyle yüzleşirken yanında kalmayı seçiyor. Bunlar ikili arasında açıkça konuşulmasa da Miri, Man-soo’nun yapılması gerekenleri yaptığını onaylıyor ve hatta ince zekâsıyla onu yönlendiriyor. Man-soo’nun gerçeklikle bağının zayıfladığı noktalarda onun tamamlaması gereken boşluğu sessiz ama kararlı bir farkındalıkla dolduruyor.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Yönetmen Park, bu karakter aracılığıyla filmin yalnızca “Man-soo’nun trajedisi”ni anlatmaktan çok daha ciddi bir bağlamı olduğunu vurguluyor. Dünya düzenindeki değişim ve çöküşün, insanın ahlaki pusulasını nasıl kaybettirebileceğini satirik bir dille ifade eden anlatıda Miri karakteri oldukça belirleyici bir rol üstleniyor. Son Ye-jin’in Miri’ye kattığı canlılık ve incelik, karakterin filmde üstlendiği ağırlığı başarıyla güçlendiriyor. Onun üzerindeki otoritesi ise Man-soo’nun hangi durumda olursa olsun, Miri onu görüntülü aradığında açmasından da açıkça anlaşılıyor. Karakterler hakkında ipucu verdiği gibi filmin mizahi ağırlığına da katkıda bulunan bu detayı oldukça eğlenceli bulmuştum.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Oyunculuk konusuna değinmişken, Lee Byung-hun’ın da bu filmde kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergilediğini düşünüyorum. Karaktere bürünmesindeki rahatlık ve doğallık, Man-soo’yu bir performanstan ziyade ekranda gerçek bir birey olarak izliyormuşuz hissi veriyor. Onun mizahi tarafını sergilerken o kadar yetenekli ki, uluslararası festivallerin başlangıcında filmi gören eleştirmenler arasında onu Modern Times’daki Charlie Chaplin’e benzetenler olmuştu; bu görüşe daha fazla katılamam sanırım.


Üzerinde durmam gereken bir diğer performans da yan karakterlerden Lee A-ra’ya hayat veren Yeom Hye-ran’dan geliyor. Beklenmedik derecede komik gelişen durumlardaki davranışları, hikâyede önemli bir etkisi olmayan küçük bir role sahip olsa da akılda kalıcı olmasına olanak sağlıyor. Karakterin komedi ve trajedi arasında gidip gelen tonunu dengelemeyi ustalıkla başarıyor.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Büyük bir heyecanla ve uzun zamandır beklediğim bir film olduğu için bu süreçte uyarlandığı kitabı da okudum. The Ax’in ana karakteri Burke ve Man-soo arasındaki benzerlikler, farklılıklardan daha fazla. Olay örgüsü ise romanın daha fazla şiddetli kısımlar içermesi dışında hemen hemen aynı. Roman, birinci karakter bakış açısından yazıldığı için karakterin düşünce yapısını kavramak kolaylaşıyor ve okuma deneyimi oldukça keyifli bir hâle geliyor.


Filmi izledikten sonra sesli olumlama sahnelerine ek olarak acaba Man-soo’nun düşüncelerine de daha direkt bir erişimimiz olsaydı, mesela sesli anlatım tekniği kullanılsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. Park Chan-wook’un filme eklediği bazı detaylarla anlatı zenginleşirken, birkaç büyük değişikliğin ise hikâyenin daha karanlık olabilme potansiyelinden bir parça uzaklaştığını söylemem gerek. Ancak hikâyeden bunların atıldığı hâliyle bile No Other Choice, tüyler ürpertici bir deneyim sunmayı başarıyor.

Kitabın son birkaç bölümünü, ana karakterin akıbetini büyük ekranda öğrenme heyecanını koruyabilmek adına filmden sonra okumak üzere sakladım ve bunu yaptığıma da sonradan çok memnun oldum. Çünkü filmin sonu tam da “Bu bir Park Chan-wook filmi” hatırlatması yapacak şekilde gelişiyor.
İncelememi yazarken rasyonel karşılaştırmalar yapabilmek adına romandan aynı adla uyarlanan 2005 yapımı filmi de izledim. Her ne kadar kitaptaki olay örgüsünü takip etmekte son derece başarılı olsa da seyirciyi içine hapsedip yoğun duygular hissettirecek güçten uzak bir yapım olduğunu söylemem gerek. No Other Choice’un seyirciyle bu gerçekçi bağı kurmasındaki başarısında usta yönetmen Park’ın ve oyuncuların yanı sıra film müziklerini besteleyen Cho Young-wuk’un katkıları da yadsınamaz.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Kitabın yazıldığı dönemin koşullarından dolayı hikâyede yer bulmayan, ancak günümüzde hemen hepimizin bilincinde olduğu yapay zekâ tehdidine de No Other Choice’ta yer verilmiş olması oldukça etkileyiciydi. Diğer bazı Park Chan-wook filmlerindeki gibi suçun doğrudan merkeze alınmasındansa, sistemi eleştiren bir araç olarak kullanılması filmi günümüzle daha organik bir şekilde ilişkilendiriyor ve anlatıya taze, rahatsız edici bir güncellik kazandırıyor.
Diğer Park Chan-wook filmleriyle kıyasladığımızda filmin sinematografisinin sade ve ölçülü olması dikkat çekiyor. Ancak bu sadelik, filmin duygusal yoğunluğunu azaltmaktansa olup bitenleri daha doğal kılıyor. Yönetmen Park’ın sıkça kullandığı, özellikle Decision to Leave’de çok fazla ön plana çıkan kompleks görsel teknikler veya stilize çerçevelerle örülü mozaik anlatımlar yerini bu filmde dingin bir gerçeklik duygusuna bırakıyor.

Özetle, daha önce bu kadar huzursuz olmuş bir durumdayken aynı anda bu kadar eğleniyor olduğum başka hiçbir yapımla karşılaşmadığım için No Other Choice’u kendi adıma yepyeni bir sinema deneyimi olarak değerlendiriyorum. Bunun yanında ekrandan gözümü bir saniye ayırdığımda çok fazla şey kaçıracağımı düşündüren yapımlar her zaman benim için “çok iyi” anlamına gelen yapımlar olmuştur.

No Other Choice: Kâğıt, Kapital, Kan

Bu film, sadece bireysel bir trajediyi anlatmakla kalmayıp kapitalizmin ahlaki yozlaşmadaki rolü gibi daha geniş toplumsal konuları merkezine almasıyla modern dünyanın acımasız gerçeklerini gözler önüne sererken, izleyiciye sistemin etkisi altında kalan bireyin çaresizliğini ve özgür irade kavramını sorgulatıyor. Tüm bu karanlık ve canlı tabloya baktığımda aklıma Tarkovski’nin şu sözleri geliyor:
“Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır.”

No Other Choice’un benim için çok iyi bir film olması bir yana, festivallerdeki yolculuğu boyunca dakikalarca ayakta alkışlanması, platformlarda eksilmeyen yüksek puanları ve Güney Kore’nin bu yılki uluslararası kategoride Oscar adayı gösterilmesi gibi somut başarıları da var. Filmin ülkemizdeki dağıtıcısı MUBI olduğu için yakın tarihte vizyona girip girmeyeceğini kestirmek zor. Ama elinize geçen ilk fırsatta, eğer mümkünse de büyük ekranda bu filmi görmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.
Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

No Other Choice: Kağıt, Kapital, Kan

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...