Mükemmel: Düşünün ve Sorgulayın
28. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde izlediğim, 61. Antalya Film Festivali’nden En İyi Kısa Film Ödülü ile dönen, yönetmen Ece Dizdar’ın ilk kısa filmi Mükemmel, doğum yaptıktan iki gün sonra lohusa dönemindeki Azra’nın bebeğinin sünnet olup olmaması üzerinden toplumsal baskı, din gibi konuların üzerine izleyenlerin düşünmesine sebep olan bir hikaye anlatıyor.
Filmin oyuncu kadrosunda Özlem Öçalmaz anne karakterini, Serdar Orçin baba karakterini ve Ayşenil Şamlıoğlu da babaanne karakterini canlandırıyor. Ayşenil Şamlıoğlu’nun babaanne karakteri filmde kısa bir süre kendine yer bulsa da toplumu yansıtan karakter olarak önemli bir noktada.
Film toplumsal olarak birçok konuya değiniyor. İş konu olduğu zaman iki gün önce doğum yapmış bir kadının bile çalışması gerektiği, bireylerin önemli olmadığı sistem eleştirisiyle başlıyor film. Günümüzde ve ülkemizde maalesef insan hakları, çalışan hakları gibi konularda oldukça gerideyiz. Bu da filmde başarılı bir şekilde işleniyor. Azra karakterinin başta isyan etmesi ama ardından tüm yoğunluğuna rağmen işi yapmak zorunda olması günümüz iş dünyasının özeti aslında.
Toplumsal baskılar, insanlar ne der düşüncesi ise filmin ana teması. Toplumumuzda çok önemli bir durum olarak yer alan erkek çocukların sünnet edilmesi üzerinden bu konunun eleştirilmesi büyük cesaret gerektiren bir durum. Bu sebeple de yönetmen Ece Dizdar’ı korkusuz yaklaşımından ötürü tebrik etmek gerekiyor. “Allah bu çocuğu mükemmel olarak yarattı, biz karşılaştığımız zaman kusura bakma bu çocuk mükemmel değil bir parçası fazla ve kesmemiz gerekiyordu mu diyeceğiz?” cümlesiyle sorgulamaya ve izleyenleri sorgulatmaya başlıyor Azra.
![]()
Filmdeki oyunculuklar filmi bir üst seviyeye çıkartmış. Özlem Öçalmaz’ın anlaşılması güç bir psikolojiyi bize bu kadar net bir şekilde aktarabilmesi çok değerli. Yine aynı şekilde Serdar Orçin, baba karakteriyle bütünleşmede ve ‘Sünnet olmasa ne olur ki?’ diyerek sorgulayan bir karakterin baskılarla yüzleşmesini ve bu baskılar karşısında verdiği tepkileri yansıtmakta oldukça başarılıydı.
Ece Dizdar’ın oyunculuk geçmişi olması da yönetmen olarak onu daha başarılı kılıyor. Oyunculardan tam olarak istediğini alabildiğini görüyoruz. Tabii tiyatro çıkışlı başarılı oyuncularla çalışmış olması da film için önemli.
Tek bir mekanda geçiyor diyebileceğim film karamsar bir ortamda geçiyor. Camdan evi aydınlatan bir güneş yok bu da filme uygun kasvetli bir ev hali yansıtıyor. Daha çok yüz ifadelerini yansıtan çekimler de izleyenleri karakterlere ve duygularına yaklaştırıyor.
Ece Dizdar, söyleşi sırasında bu kadar ciddiye alınan ve aksi düşünülmeyecek bir konu hakkında, sünnet hakkında sünnet olmazsa olmaz diyen insanların bile sorguladığını, düşündüğünü söyledi. Bu da zaten filmin ne kadar başarılı olduğunun en büyük ispatı.
Genel olarak Ece Dizdar’ı oyuncu olarak izlemek ne kadar büyük bir zevkse kendisinin yönetmen koltuğunda olduğu filmleri izlemek de bir o kadar zevkli olacak gibi. Umarım bizi yönetmenliğinden uzun süre mahrum bırakmaz.
Mükemmel: Düşünün ve Sorgulayın