Ana sayfa » Kulüp 2. Kısım: Tarihin Bilinmeyen Satırları

Kulüp 2. Kısım: Tarihin Bilinmeyen Satırları

Yazar: Zeynep Polat

Kulüp 2 Kısım: Tarihin Bilinmeyen Satırları

Yayınlanan bölümleriyle gündem olmayı başaran Netflix yerli yapımı Kulüp dizisinin daha çok konuşulacağı aşikâr olan ikinci kısmı izleyiciye sunuldu. Geride bıraktığımız bölümler için Türkiye’nin ideolojik tarihini gayrimüslimler üzerinden ele almasıyla dikkatleri üzerine çektiğinden bahsetmiştim. İkinci kısımda hikâyenin eksik yanları tamamlandı ve böylece genel bir değerlendirme yaparak diziyi daha doğru analiz etme imkânı bulduk. Yer verdiği tarihi olayları ele alışıyla politik tartışmaların odağına yerleşen Kulüp dizisinin birinci kısım incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Karakter gelişimlerinin ve olayların son birkaç bölüme sıkıştırılması ve senaryonun ancak sonlarda canlanması dizinin ilk bölümlerini kısmen sıkıcı hale getirmiş bana göre. Ancak hikâyenin sonuna vardığımda senaryonun beni tatmin ettiğini ve diziyi oldukça beğendiğimi belirtmeliyim. Karakterlerin merak uyandıran hikayelerinin sonuca bağlanmasıyla onlarla oluşturduğumuz bağ kuvvetleniyor. Yer verilen 6-7 Eylül olaylarının gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınması ise diziye çarpıcı bir yön kazandırıyor. Bu tarihi olayları benimsediğimiz karakterler üzerinden seyretmek hüzünlendiriyor.

Yer verilen tarihi olaylar Yahudiler başta olmak üzere var olmaya çalışan tüm gayrimüslimlerin hikayesini ekranlarımıza taşıyor. Bize öğretilen tarihin aksine şahit oluyoruz Kulüp’te ve belki de kendi tarihimize bambaşka bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Oldukça cesur ve gerçekçi bulduğum bu bakış açısıyla Kulüp, dijitale sunulan yerli yapımlar arasında kendine oldukça özel bir yer buluyor ve farklılığını kanıtlıyor.

Atatürk’ün evinin bombalanması haberleriyle galeyana gelen halkın gayrimüslimleri yağmalamasını izlediğimiz sekanslarda gerçek tarihten görüntülere yer verilmesi adeta kanıt niteliği taşıyor. Dizinin tarihi yönü, geçmişte yaşanan bu olaylar hakkında bilgi sahibi olmayanlar için bilgilendirici bir niteliğe sahip. Ayrıca bize öğretilenin aksine her olayda gurur duyabileceğimiz bir tarihimizin olmadığını, yüz kızartan olayların varlığından bahseden benzeri pek görülmemiş bir yerli yapım Kulüp.

Hikâyenin akışı her ne kadar Matilda ve Raşel’in yaşadıklarını merkeze alsa da birçok karakterin yaşantısına da tanıklık ediyoruz. Bölümden bölüme onları daha yakından tanıyoruz ve yapım boyunca değişimlerinin oldukça başarılı işlendiğini söylemek mümkün. Gelin şimdi karakter tasarımlarına beraber göz atalım.

Bir önceki yazımda övmekten vazgeçemediğim Salih Bademci’nin hayat verdiği Selim, yapımın en dikkat çeken karakterlerinden biri olmayı başarıyor. Şöhret yolculuğunda önce arzularına tanıklık ettiğimiz Selim’in ilk heyecanı yerini şöhret egosuna bırakıyor. Yaşadığı dramatik aile sorunları ve kulüp içerisinde hayalini kurduğu performanslara saygı duyulmamasıyla birlikte iyice harlanan öfkesi onu yalnızlığa sürüklüyor. Düştüğü kötü günlerden ders alarak kurtulan Selim, yer aldığı hemen her sahnede sevimliliğiyle yüzümüzü güldürmeyi başarıyor.

Yapımın beni en çok etkileyen yönü gayrimüslimlerin var olabilmek için kimliklerini saklamaları ve bundan doğan sonuçlardı. Orhan’ın saygın bir iş adamı olabilmek için verdiği mücadelede annesiyle yaşadığı dramatik ve gerçekçi olaylar içimin dağlanmasına yetti. Küçükken annesinin ona Türk gibi yaşamasını dayatması ve annesi bunayınca aynı dayatmayı Niko’nun annesine yaşatması tarihin tozlu satırlarında ne denli acı hikayeler olduğunu anlatmaya yetiyor. Annesinden sonra nihayet kurtulduğunu düşünen Orhan’ın hikayesi bana dizinin devamının geleceğini hissettirdi.

Çelebi’nin yıllarca karanlığa bulanan ve değişime direnen karakteri, aşk sayesinde değişene kadar onu itici bulmama neden oluyor. Aşkı onu yumuşattığında da bir o kadar benimsediğim bir karaktere dönüşüveriyor. Hislerimin bu denli keskin bir değişiklik göstermesinin ancak iyi yazılmış bir karakter tasarımı ve başarılı oyunculuk performansıyla mümkün olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca dizideki bazen antipati bazen sempati beslediğimiz karakterler bize hayatın içinden bir gerçeklik sunuyor. İnsanların tamamen iyi veya tamamen kötü olmadığını, bazı yönlerini onaylamadığımız kişileri diğer bazı yönleriyle yakın hissedebileceğimizi gösteriyor; tıpkı gerçek hayattaki gibi. Köyden işçi olarak çalışmaya gelmiş Hacı ve Bahtiyar’ın hikayesi de aynı koşullarda yetişmiş iki insanın görece iyi veya kötü olmasının yetiştiği ortama bağlı olmayabileceğini gösteriyor.

Raşel’in şımarık ve değişken tavırları her ne kadar zaman zaman tat kaçırsa da çocuk yaşta oluşunu ve annesinin dahil olmasıyla birden alt üst olan hayatını göz önüne alınca onu anlayabiliyoruz. İsmet’e olan hislerine karşı, her zaman bu ilişkiye mantığıyla yaklaşması gerektiğini söyleyen annesiyle mücadele ediyor. İsmet’in babasının çocukluğundan beri ona yaşattığı travmadan haberdar olmamız ve ayaklanma sırasında gayrimüslimlere destek olmasıyla İsmet’i daha yakından tanımış oluyoruz. Ancak İsmet için olumlu herhangi bir karakter gelişiminden söz etmek mümkün değil gibi görünüyor. Raşel’e yalan söylediği için tokat atan İsmet, yine düğün gününde ona değersiz hissettiren İsmet’ten farksızdı bana göre.

Matilda’nın yıllar boyunca içinde sakladığı vicdan azabı, yaşadığı travmatik olayları daha ağır atlatmasıyla sonuçlanmış. Dolayısıyla Matilda’yı gülerken görmek çok zor, Gökçe Bahadır’ın başarılı oyunculuğuyla acılarını adeta yüzünden okuyabildiğimiz bir karakter seyrediyoruz. Başta tüm gerçekleri bırakıp İsrail’e kaçmak isteyen Matilda zaman zaman ümidini kaybetse de seçilmiş ailesine kavuşarak yaralarını sarıyor nihayetinde.

Öve öve bitiremediğim Kulüp’ün yönetmeni Zeynep Günay Tan’a cesaretinden dolayı gıpta ettiğimi belirtmeliyim. Dönemi tüm gerçekliğiyle yansıtan görüntü yönetimi, mekân dekorları ve kostüm seçimleri de oldukça başarılı. Senaryonun zaman zaman düşen temposu her şeye rağmen merakla bir sonraki bölüme geçmemizi engellemiyor. Teknik açıdan oldukça başarılı ve emek kokan bir yapım olmuş.

Kulüp bize gerçek tarihten kesitler sunuyor, bunu yaparken seyircisine anlamlı mesajlar vermeyi ihmal etmiyor. Farklılıkların bir arada harika bir birliktelik oluşturabileceğini ve değişimin zaman karşısında savunmasız hale geldiğini gösteriyor. Ben Kulüp’ü çok beğendim ve izlemekten fazlasıyla keyif aldım, umarım sizler de yazımdan keyif almışsınızdır. Bir sonraki incelememde görüşmek üzere!

Kulüp 2 Kısım: Tarihin Bilinmeyen Satırları

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap