Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Kaçış: İlklerin Günahı Olmaz

Kaçış: İlklerin Günahı Olmaz

Yazar: Enis Derdimentoğlu

Kaçış: İlklerin Günahı Olmaz

Disney+ Türkiye’ye bomba bir giriş yaptı. Üst üste duyurduğu yerli yapımlarla da dikkat çeken Disney+’ın ilk yerli işi iyi kadrosu ve ilgi çekici hikâyesi ile Kaçış dizisiydi. Her biri 45-55 dakika aralığında 8 bölümden oluşan yapımın yönetmenliğini Yağız Alp Akaydın yaparken; senaryo aynı zamanda başrollerden biri olan Engin Akyürek’e ait.  İrem Helvacıoğlu bir diğer başrol olarak karşımıza çıkarken, başrollerin haricinde Levent Ülgen, Aras Aydın, Leyla Tanlar ,Onur Bay ve Aziz Çapkurt da kilit rollerde kendilerine yer buluyorlar.

Hikâye, iş bulamayan bir savaş muhabirinin artık ümidi kalmayınca yine savaş muhabiri olmak isteyen genç bir arkadaşı ile Suriye’ye kendi çabaları ile gitmesi ile başlıyor. Kendileri gibi 3 muhabirle daha bir araya gelerek hayali Suriye kenti Hattat’a doğru yolculuğa başlıyorlar. Daha ilk andan zorluklarla karşılaşan ekip, radikal bir örgütün kaldıkları Ezidi köyüne baskın yapması dağılıyor. Bu durumdan biraz da şansla kurtulan Engin Akyürek’in hayat verdiği Mehmet, arkadaşlarını kurtarmak için ölen bir militanın yerine geçip örgütün içine sızması ile hikayemiz başlıyor. Burada coğrafi olarak gerçekçilik gözlerden kaçmıyor. Radikal Örgüt diye sözü edilen örgüt IŞİD’i temsil ederken bölgede Ezidiler’e yapılan zulüm gerçekçi acımasız bir gerçeklikle bize gösteriliyor.

Burada eleştireceğim bir nokta var hikâye ne kadar ilgi çekici ve kaliteli olsa da özellikle ana hikâyeye yani Mehmet’in örgüt içinde verdiği mücadelelere gelene kadar çok hızlı ve kopuk kopuk ilerliyor. Köy baskını, ekibin dağılması ve Mehmet’in örgüte sızması gereğinden hızlı ilerliyor ve burada hikâyede kurulamayan bağlantılar tesadüfler ve Mehmet’in şansı ile geçiştiriliyor dizinin en çok olumsuz eleştiri aldığı kısım burası. İlk 2 bölüm özensiz bağlantılar ve senaryo açıklıkları ile ilerliyor bu da izleyicinin hikâyeye inanmasını ve hikâyenin içine çekilmesini zorlaştırıyor. Hikâyenin yanında karakterlerin reaksiyonları, tepkileri ve replikleri olayların olağan akışına aykırı geliyor. “Şimdi burada bu mu yapılır?” demekten kendinizi alamıyorsunuz.

Şans ve tesadüflerle örgüte bir şekilde sızabilen Mehmet muhabirlik yetenekleri ile hızla güven kazanıp statü kazandıkça ekibin geri kalanından bilgiler alabiliyor ve onları kurtarmak için çabalamaya başlıyor. Yine burada tesadüfi yerine geçtiği militanın çok daha önemli bir görevi olduğunu öğrenen Mehmet, arkadaşlarını kurtarmanın yanı sıra bir amacı daha beliriyor ve örgütün saldırılarını engellemeye çalışıyor.

Yukarıda ana hatlarıyla anlattığım hikâye gerçekten çok kötü sunulan ilk 2 bölümün ardından 3. bölüm itibari ile daha stabil ve sağlıklı ilerliyor. Hatta hikâyeye ve Mehmet’in içine düştüğü ortama, örgütün iç işlerin işleyişine kapılabiliyoruz. Örgüt’ün eylemlerini kamera ile çekmeye başlayan Mehmet’in ahlaki ve vicdani zorlanmaları ve yakalanmamak için çabalaması bizi bir anda etkilemeye başlıyor. Bir süreden sonra kendimizi Mehmet’in yerine koyuyoruz. Bu etkilemeye en yardımcı olan nokta ise örgütte yüksek rütbelerde olan ve bir şekilde Mehmet ile ortak bir hikayeye sahip Levent Ülgen’in hayat verdiği Ebu Abidin ve Aras Aydın’ın canlandırdığı Fadıl rolleri. Özellikle Aras Aydın’ın oyunculuğuna burada dikkat çekmek istiyorum. Fadıl,  ani duygu değişimleri ve  ani mimikleri ile hikayenin gerilim yükünü neredeyse tek başına yükleniyor.

IŞİD’i temsil eden örgüt gerçekten iç işleyişi, hareket motivasyonları, ve düşünce yapıları olarak çok çok iyi yansıtılıyor. Dizi boyunca neredeyse Türkçe kadar Arapça ve İngilizce konuşuluyor. Dizi, dil ve aksan konusunda kaliteli bir iş çıkarmış. Arap karakterler İngilizce ve Türkçe’yi konuşurken Arap aksanından hiçbir zaman çıkmıyorlar. Mehmet üzerinden örgütü ve iç yapısını öğrenirken ilk bölümde Örgüt’e esir düşen İrem Helvacıoğlu’nun hayat verdiği Zeynep karakteriyle de bölgede kadınlara yapılan zulmü ve kadınların mücadelesi bana kalırsa gerçekçi ve sade yansıtılıyor. Zeynep’in ve Mehmet’in mücadelesi bir noktada tatmin edici bir şekilde bize gösteriliyor. Olay örgüsü çok hızlı ana hikâyeye bağlansa da ana hikâye çok yavaş ilerliyor ve yine çok hızlı sonuca bağlanıyor. Giriş ve sonuç kısımlarının nasıl geliştiğini anlamıyorsunuz ama hikâyenin gelişme kısmını izlemesi gayet tatmin edici ve keyifliydi. Diziyi izleten en temel iki yapıtaşı oyunculuklar ve sürekli büyüyen bir merak unsuru. Bunun yanında karakterlerin gelişimi de sizi izlemeye teşvik ediyor. Özellikle Mehmet’in karakter gelişimi, tehlikeye verdiği reaksiyonlar bölümler ilerledikçe keskinleşiyor. Hatta bunun yanında Mehmet’in istemsiz tepkileri ve hareketleri Örgüt’ün içinde vakit geçirdikçe farkında olmadan onlara benzemeye başlıyor.

Dil yanında benim öveceğim bir başka nüans ise mekan ve müzik. Dizi görüntü kalitesi olarak iyi bir seviyede mekanlar, Halep uyarlaması Hattat şehri ve şehrin dinamikleri gerçekçi bir sunuma sahip. Kostümler, iç mekanlarda birbiri ile uyumlu. Biraz sarı bir renk tonuna sahip olması bizi Hattat şehrine inandırıyor. Çekimlerde genelde baş plan kullanılması oyunculukları ön plana çıkartırken gerilim sahnelerinde ağır çekim biraz sıkıcı hissettirse de görevini yerine getiriyor. Görüntü ve çekim olarak eleştireceğim tek şey CGI sahneleri. CGI gerçekten çok çok çok kalitesiz ve üstünkörü yapılmış. Sanki bir bilgisayar oyunundan ya da animasyon filminden alınmış gibi duran CGI sahneleri var. Yerli bir yapımda özellikle Disney+’ın ilk yerli yapımında bu kadar özensiz bir CGI görmek beni çok üzdü. Neyse ki 4-5 sahnede CGI kullanılmış çok fazla maruz kalmıyorsunuz.

Müzikler, sahneden verilmek istenen duyguyu destekleyici unsura sahip. Doğu ezgileri kullanılması sizi sahneye yakın hissettirirken sahnenin üzüntülü, gergin, mutlu ya da adrenalin temaları müzikle bize daha iyi yansıtılıyor.

Toparlayacak olursak Disney+’ın ilk yerli yapımı Kaçış, görüntü kalitesindeki acemilikler ve hikâye kurmadaki aceleciliğini bir kenara bırakırsak izlemeye değer bir yapım. İlk 2 bölüme biraz sabretmeniz gerekebilir ben etmenizi ve devamını izlemek için kendinizi zorlamanızı tavsiye ederim. Çünkü temelde kaliteli bir hikâyeye sahip olmasının yanı sıra bölge halkının yaşadıkları, sonradan dahil olan karakterlerin gelişen hikâyeye entegre olmaları ve onların Mehmet ile olan iletişimleri izlemeye değer. 8 bölümün sonunda hızla gelişse de tatmin edici bir sona bağlanan dizinin nihai sonunun geldiğini düşünüyorum. Ancak 2022’nin ekim ya da kasım aylarında 2. sezon ile buluşacağız.

Yeni sezon incelemesinde görüşmek üzere!

Kaçış: İlklerin Günahı Olmaz

Bunlar da ilginizi çekebilir

2 Yorumlar

Avatar
Alper dogan 30/08/2022 - 12:30

Öncelikle sadece bir cümle bile yazmak kıymetlidir bu hayatta. Bu bir senaryo ya da elestiri yazısı olsa dahi… ancak dogru yazılanlar kadar yanlış yazılanlar ve yanlış bilinenler var elestiri yapanlarda. Birincisi senaryo değil hikaye yazarı Engin Akyürek senaryo başkası tarafından yazıldı. İkincisi 8 bölüm içinde bir hikayeye girmek genisletmek merak ettirmek ve finale varmak herkesin yapacağı şey değil. Adını bir a4 yaz desek 10 defa yanlış yazanlarla dolar etrafımız ki bunlar elestirmen hesapta. Ne matematikler dönmüştür kim bilir orada ilk 2 bölümden sonrası güzel deniyorsa madem o ilk 2 bölüme dua etmek gerek. O iki bölüm ileriyi güçlendiriyor. Mükemmel mi hayır ama bu sadece hikaye senaryo üzerinden kurulamaz. Yapım yayıncı vs çok değişken var.

Özetle her bölüm sonunda ne olacak dedirtti mi? 12 hafta en çok izlenen disneyplus TR işi oldu mu? Turkiyede yapılmamış bir is mi?

Dünya ile paylaşıldığında görelim sonuçları ve not yönetmeninden oyuncusuna senaristine kadar herkes baska işlerde ekim Kasım ne ikinci sezonu şaka gibi bir bilgi. Bakalım bu yazım yayınlanacak mı?

Yanıtla
Avatar
Ingrid Lavandier 30/08/2022 - 16:27

Estamos esperando que Disney Plus la distribuya en el resto del mundo.

Yanıtla

Yorum Yap