Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriAşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Yazar: Aleyna Şafak
Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil
Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Yönetmenliğini Emre Erdoğdu’nun üstlendiği, senaryosunu Ferhat Ergün’ün kaleme aldığı; başrollerini Helin Kandemir, Onur Seyit Yaran ve Işıknaz Özedgü’nün paylaştığı yapım, dram ve romantik türünde bir filmdir. Genç oyuncuların yer aldığı yapım, 6 Haziran 2025 tarihinde ülkemizde vizyona girmiştir. Aşkın Yüzü, çok nadir görülen bir hastalığa sahip olan Özgür’ün, tesadüfen Özlem’le karşılaşmasıyla değişen hayatını konu almaktadır.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Prosopagnozi, yani yüz körlüğü hastalığına sahip olan Özgür, bu durumla yaşamayı öğrenmek zorundadır. Neredeyse 7/24 ailesinin kontrolü altında olan Özgür için, okulda en yakın arkadaşının babasının yönlendirmesiyle onunla arkadaşlık kurduğunu öğrenmek bardağı taşıran son damla olur. Üstelik, kendisiyle dalga geçen başka bir arkadaşını da öğrenince öfkesine yenik düşer ve onun kolunu kırar. Bu olayın ardından okuldan sürgün edilir. Tesadüf eseri gittiği bir kafede Özlem’le karşılaşır. Özlem, internette tanıştığı bir çocukla buluşmak üzere hazırlanmış ve heyecanla onu beklemektedir.

Ancak bilmediği bir şey vardır: Görüntülü konuştukları çocuk, aslında okul arkadaşı Akın’ın bir şaka uğruna açtığı sahte hesaptan ibarettir. Bu konuşmaya şahit olan Özgür, Özlem’in rezil olma ihtimaline üzülerek aniden yanına gider ve sevgilisiymiş gibi davranır. Akın, bu sahneye inanmak istemez ve ikisini takip etmek amacıyla sekiz saatlik canlı konum göndermelerini ister. Böylece Özgür ve Özlem, tüm gün boyunca sevgili rolünü sürdürmek zorunda kalırlar.

Serüvenleri tam da burada başlar. Rüya gibi geçen bir akşamın ardından, birbirlerinin ismini bile öğrenemeden vedalaşırlar. Ancak Özgür için her şey asıl şimdi başlamaktadır. O gece tanıştığı ve âşık olduğu kızı bulmak için, yüzünü dahi seçemediği Özlem’i yalnızca geçirdikleri zaman, bileklik detayı ve ayakkabısından yola çıkarak aramaya karar verir. Mezun olmadan önceki son iki ayını onun okuluna geçiş yaparak değerlendirmek ister. Fakat işler beklediği gibi gitmez. Yanlış bir kıza yaklaşarak yeni düşmanlar kazanır. Öte yandan, yüz körü olduğunu kimseye söylemeden hayatta tek başına durabileceğini ailesine kanıtlamak zorundadır.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü, klasik romantik türünde yapılmış bir film örneği olarak karşımıza çıkıyor. Üçlü ilişkiler, bireyin kendini bulma arayışı, sevdiği adam ve en yakın arkadaşının mutluluklarını gölgelemek istemeyen kızın kendi değerini yok sayışı… Ancak filmi benzerlerinden ayıran —ve bana göre en etkileyici detaylardan biri olan— unsur, yüz körlüğü hastalığına rağmen hayata tutunmaya çalışan bir gencin, gerçek aşkın hiçbir engele boyun eğmeyeceğini bize göstermesidir.

Filmin sinematografik diline baktığımızda, ne yazık ki klasiğin ötesine geçemeyen bir yapıyla karşılaşıyoruz. Diyaloglar arası geçişlerde sürekli tercih edilen omuz açısı, bir noktadan sonra anlamını yitiriyor. Özellikle diyalogların yoğun olduğu ve hikâyenin durmaksızın aktığı bir yapımda, bu kadar tekrarlayan kamera açıları kullanmak filmi görsel anlamda fazlasıyla sıradanlaştırmış. Yönetmenin bu tercihi, anlatının ritmini ve dinamizmini zayıflatırken, seyirciyi görsel anlamda yeterince besleyemiyor.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Helin Kandemir ve Onur Seyit Yaran’ın hayat verdikleri Özgür ve Özlem karakterlerini uyum açısından oldukça yakıştırdığımı söyleyebilirim. Her iki oyuncu da genç ve potansiyel vaat eden isimler; hatta filmde yer alan diğer genç oyuncularla birlikte, ilerleyen yıllarda başarılı işlere imza atacakları oldukça net. Bu film için gösterilen performans, özellikle ana iki karakterimiz için yetersiz kalmış. Özlem karakterinin geçmişine dair derin ve sarsıcı bir hikâye sunulsa da, bu geçmişin duygusal izdüşümünü repliklerde ve davranışlarında yeterince hissedemiyoruz. Replikler ve karakterin sergilediği iç dünyası arasında ciddi bir kopukluk söz konusu. Özlem’in yaşadığı travmalar ve kırılganlık, oyunculukla tam anlamıyla yansıtılamamış.

Özgür karakteri ise Özlem’e kıyasla bir nebze daha dengeli bir performans sergiliyor. Ancak özellikle öfke sahnelerinde gösterdiği ani çıkışlar ve kontrolsüz davranışlar inandırıcılıktan uzak kalıyor. Bu durum, karakterin dramatik derinliğini zedelemiş. Örneğin, Özlem’in üvey annesiyle olan bir sahnede Özgür karakteri, yüz körlüğünden dolayı insanlara doğrudan bakamadığını gösterirken, diğer sahnelerde kişilerle yüz yüze, hatta çok yakın mesafede konuşması karakterin inandırıcılığını zayıflatıyor. Bu tür çelişkiler, anlatı bütünlüğünü ve seyircinin karakterle kurduğu bağı olumsuz etkiliyor. Bu noktada sahne çekimleri sırasında daha fazla dikkat gösterilmesi ya da çelişkili sahnelerin kurguda ayıklanması yerinde olurdu.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Filmin müzikleri ve ses tasarımı, açık ara en sevdiğim kısımlardan biri oldu diyebilirim. Seçilen her parça, sahnelerin duygusal akışıyla uyum içinde ilerliyor ve hikâyenin bütünlüğünü bozmadan anlam katmayı başarıyor. Özellikle en sevdiğim grup olan Dolu Kadehi Ters Tut ve Selin Geçit’in ortak çalışması “Olabilirdik” şarkısını filmde duymak, yüzümde sıcak bir tebessüm bıraktı. Müzik, yalnızca arka plan unsuru olmakla kalmıyor; karakterlerin hislerini tamamlayan bir anlatı aracına dönüşüyor.

Kostüm tasarımı ise beklenmedik şekilde öne çıkan ve oldukça başarılı bulduğum bir diğer detaydı. Özellikle maskeli balo sahnesinde verilmek istenen mesajlar ve kostümlerin karakterlerle uyumu dikkat çekiciydi. Her karakterin kostümü özenle seçilmiş, sahnenin atmosferini güçlendirirken seyircinin görsel ilgisini de başarıyla yakalamayı başarmış.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Sonuç olarak Aşkın Yüzü, her ne kadar klasik romantik-dram türünde bir yapım olarak karşımıza çıksa da; aşkın engel tanımadığını ve farklılıklara sahip bireylerin, zorluklarla dolu koşullarda dahi kendi hayatlarını inşa edebileceğini anlatan umut verici bir hikâyeye sahip. Film, prosopagnozi gibi nadir rastlanan bir hastalığı merkeze alarak, izleyiciye yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda bir “kendini bulma” yolculuğu da sunuyor.

Oyuncuların ilerleyen kariyerlerinde başarılı işlere imza atacakları şüphesiz olsa da, bu film özelinde karakterlerin dramatik derinlikleri daha güçlü işlenebilirdi. Özellikle ana karakterlerin içsel çatışmaları ve dönüşümleri, oyunculukla tam anlamıyla bütünleşememiş. Görsel anlatım ise sinematografik anlamda sönük kalıyor; tekrar eden kamera açıları ve yeterince çeşitlendirilemeyen sahne geçişleri, anlatının gücünü zayıflatıyor.

Tüm bu eksikliklere rağmen Aşkın Yüzü, içtenliğiyle ve kalpten gelen duygusal anlatımıyla türün meraklılarına hitap eden, yer yer dokunaklı anlar sunan bir yapım olmayı başarıyor. Belki de bazen bir yüzü değil, bir hissi tanımak ve içten gelen bağı hissetmek daha çok şey anlatır.

Aşkın Yüzü: Farklılık Aşka Engel Değil

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...