Last Seen: Bir Babanın Çaresiz Arayışı
Apple TV+, son yıllarda birbirinden başarılı işlere imza attı. Bugün final yapan Last Seen de benim çok beğendiğim işlerinden biri olarak arşivdeki yerini aldı. 9 Eylül’de başlayan dizi, Ryan David Jahn’ın The Dispatcher adlı romanının uyarlaması. Altı bölümden oluşan dizinin başrollerinde Patrick Brammall, Brendan Cowell ve Maxine Peake yer alıyor. Onlara eşlik eden diğer başlıca isimler ise Daniel Henshall, Jessica Wren ve Chloe Jean Lourdes.
Travma Üzerine Kurulu Bir Aile Draması
Dizinin hikâyesi, kızları 3 yaşındayken kaybolan bir ailenin dağılması üzerine umudunu kaybetmeyen bir babanın kızını arayışını anlatıyor. Kızı kaybolduktan sonra kendini alkole vermiş, mesleğini ve evliliğini kaybetmiş eski polis Ian Ridley (Patrick Brammall), acil yardım hattında çalıştığı bir gece kaybolan kızının hattı aradığına inanarak arayışlarını artırır. Bu saplantılı arayış, zaten dibe batmış bir insanı daha da dibe götürmesine rağmen o, kızına olan sevgisiyle her şeyi göze alarak onu geri getirmeye çalışır.

Last Seen: Bir Babanın Çaresiz Arayışı
Hikâye ve Oyunculuklar Üzerine
Dizi, ilk bölümüyle sizi içine çekiyor. Konusu sebebiyle şans vermek istediğim dizilerden biriydi ama ilk bölümden bu kadar bağlanacağımı hiç düşünmemiştim. Hem gerilimi hem merak unsuru hem de oyunculuklar sayesinde kendinizi hikâyeye dâhil hissediyorsunuz. Merak unsuru sezonun ilerleyen bölümlerinde gittikçe azalıyor ve tahmin edilebilir bir hâl alıyor; ancak bu, dizinin güzelliğini bozan bir durum değil.
Patrick Brammall, her şeyini kaybetmiş, son umuduyla kızını arayan bir baba karakterini oldukça başarıyla canlandırmış. İzlerken o çaresizliği, duyguyu sonuna kadar hissettiriyor. Ona eşlik eden Brendan Cowell, Henry rolünde diziyi güzelleştiren bir diğer önemli kişi. Hem oyunculuğu hem de senaryo sayesinde, yaptığı o kadar kötülüğe rağmen ister istemez Henry ile bile empati kurdurabiliyor.
Maxine Peake ve Jessica Wren ikilisi de yine hikâye için önemli karakterler. Kötü diyebileceğimiz tarafın duygusal yükünü Jenna rolüyle Peake üstleniyor. Henry’yi anlayabilmemizin başlıca sebeplerinden biri de Jenna karakterinin içinde bulunduğu durumu bizim de hissedebiliyor olmamız. Bu yüzden Peake, üzerine düşen görevi büyük bir başarıyla yerine getirmiş. Dizinin en sevmediğim karakteri ise Ian’ın eski eşi ve kızın annesi olan Debbie karakteri. Karakteri sevmememde Wren’in oyunculuğu önemli bir etkendi. Tüm duygusuzluğu hissettirdi bana ve ondan nefret ettim. Kızı kaybolan bir kadının, üzerinden uzun yıllar geçse de en ufak bir umut kırıntısına tutunmaması bana çok gerçekçi gelmedi. Bunu da hikâyenin eksik taraflarından biri olarak buraya eklemiş olayım.

Last Seen: Bir Babanın Çaresiz Arayışı
Hikâye, Kurgu ve Görüntü Uyumu
Kasvetli, travmatik bir hikâye anlatımı için renklerin melankolik tonlardan tercih edilmesi, anlatılanların ekrana anlamlı bir şekilde yansımasını sağlamış. Görüntü yönetmeni Bonnie Elliott’ı bu anlamda tebrik etmek istiyorum.
Apple TV+’ı bu kadar başarılı yapan şeylerden biri de bence teknik ekibe gereken önemi veriyor olması. Çünkü dizilerde de filmlerde de teknik detaylarla ilgili eleştirilecek çok büyük kusurlar bulunmuyor. Aksine başarılı olduğu kısımlar çok daha fazla.
Kurgu da izleyicinin dikkatini sürekli yüksek tutacak şekilde yapılmış. Sezon boyunca geçmişin anlatıldığı bölüm haricinde tüm bölümler aynı tempoda ilerledi. Bu sayede de hikâyede anlatılan ve öğrendiğimiz her yeni bilgi, karakterlerde görmek istediğimiz etkiyi yaratabildi.

Last Seen
Genel Değerlendirme
Last Seen, bence ödül sezonunda da adını duyacağımız kaliteli bir dizi. Anlatmak istediğini çok iyi bilen, anlatırken de gereksiz yollara girmeyen bir hikâyeye sahip. Katili bulalım, suçluyu bulalım, aksiyona girelim tarzı bir dizi değil; karakter gelişimlerine odaklanan, aksiyondan ziyade duygulara ve düşüncelere öncelik veren bir dizi. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Başka bir yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!