Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Yazar: Tolga Taşan
The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Oliver Assayas’ın yönettiği ve Emmanuel Carrere ile birlikte senaryosunu kaleme aldığı The Wizard of the Kremlin, 45. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmeye başlandı. Jude Law, Paul Dano, Jeffrey Wright ve Alicia Vikander gibi güçlü isimleri kadrosuna toplayan ve Sovyetler sonrası Rusya’sının Putin de dâhil olmak üzere günümüze kadar gelen bir dönemini kurgusal olarak ele alan, benim de festival kapsamında gösterilecek filmler arasında radarıma takılan bu ilginç yapıma gelin bir bakış atalım.

The Wizard of the Kremlin, aynı isimli; ülkemizde de Kremlin’in Büyücüsü adıyla okuyucuyla buluşan Giuliano da Empoli imzalı çok ses getiren bir kitabın uyarlaması. Kitap da film de Rusya’nın medya önünde gördüğümüz taraflarının arkasında gerçekleşen “kurgusal” bir inşa hikâyesi sunuyor bizlere.

Kâğıt üstünde oyuncularından konusuna cezbedici duran bu film, ne yazık ki kelimenin gerçek manasıyla kâğıt üstündekinin gerisinde kalıyor. Kitap ne kadar bir şeyleri doğru yapıyorsa, film bir o kadar kusur taşıyor. Kitap ne kadar akıcıysa, film o kadar sancılı ilerliyor. Geriye de şu soru kalıyor: “Biz şimdi ne izledik?”

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Filmin Konusu Nedir?

Vadim Baranov isimli, Rusya Federasyonu’nun belki de Putin’den sonraki en kilit parçalarından birinin emekliliği sonrasında, Rowland isimli Amerikalı bir gazeteciyle yaptıkları bir sohbette anlattıklarını işliyor film.

Rowland, sohbetlerine başlamadan evvel biz seyircilere kısaca kendisinden bahsediyor. Rusya’nın kuruluşunu ve bugün olduğu hâlinin temellerini atan isim olduğundan bahsediyor. Mucizeler yaratmasıyla The Wizard of the Kremlin lakabını nasıl hak ettiğinden bahsediyor. Bir de şunu ekliyor: Çar için Rasputin neyse, Putin için de Vadya oydu.

Rasputin hikâyesini bilmeyenler için kısaca özet geçeyim. Rasputin isimli sıradan bir adam, yaptığı akıl oyunları ve dini kullanarak oluşturduğu güçlü kimlikle dönemin Çar’ı Nikolay ve ailesini öyle bir etkisine alıyor ki Çarlık Rusya’da hükümdardan daha çok hükmetmeye başlıyor. Yaptığı manipülasyonları ve kurnazlıkları düşününce, yapılan bu benzetme ile Vadya’nın anlattıklarına güven duymak da açıkçası zorlaşıyor.

Güvenilmez Bir Anlatıcı Gözünden Yakın Rusya Tarihi

Her ne kadar anlatıcı, güvenilmez olduğunu kendi cümleleriyle dile getirse de hikâyesinde konumlandırdığı her şey bir anlam bütünü içinde yer alıyor. Sovyet Rusya’nın güçlü bir diplomatının oğlu, babası gibi olmak istemiyor; hikâye anlatmayı, gördüğü dünyayı yansıtmayı seven bu insan, kurgunun gücüne kendini o kadar kaptırıyor ki bir süre sonra gerçekliği de kurgular hâle gelip yavaş yavaş hiç olmak istemediği kişiye dönüşüyor.

Bunları anlatırken biz de Rusya’da yolculuğa çıkıyoruz. Gorbaçov döneminden kapitalizme açılan kapıları, Rus gençliğinin gri duvarlar arasında kurduğu isyankâr gettoları, sanat dünyasının anarşisini; yeni kurulan devletin medya ayağını, hükûmet yapısını ve Sovyetlerden kalan ağırlıklarını; Putin dönemi savaş, insan ve kültür politikalarını ve bütün bu dönemlerde geçen kendi arkadaşlıkları, düşmanlıkları ve aşkı.

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Dizi Olarak Yapılsaymış Keşke

Filmin işlediği o kadar çok mesele var ki film şiştikçe şişmiş. İki buçuk saatlik süresine rağmen süre yapıma yetmemiş. Filmin inanılmaz süresine rağmen bir şeyleri eksik ve geçiştirerek anlatması gerçekten hayret uyandırıcıydı. Bir şeyi merak ediyorsunuz, hop sahne atlıyor; odak Putin’de derken eski aşk geri dönüyor; “Hah, galiba burada şu meseleyi ele alacak,” derken bir bakmışsınız unutulmuş bile.

Bu ritimsiz ve zeminsiz anlatıya da “ya hikâyeyi zaten güvenilmez bir anlatıcı anlatıyor” kılıfı giydiriliyor. Hiç hoş değil. Hâlbuki sürenin size yetmeyeceği aşikârken, anlatacağınız hikâyenin ağırlığı sağa sola kaydığı için seyircinin odağını tutmakta zorlanmak yerine şunu elle tutulur, dört bölümlük bir mini seri yapsanız yaptığınız propaganda da doğru çalışır, herkes memnun olurdu. Bak, Çernobil aslanlar gibi duruyor orada 10 Emmy’si ile. Hem de sizin ödül sezonu dâhil harcadığınız ve harcayacağınız bütçenin yarı parasına.

Film O Kadar Uzun ki Kurgucu Bile Sıkılmış

Açıkçası Oscar ödüllerinde yarışacaksa bu film, Görüntü Yönetmenliği’nde bir ödül alsa neden aldı demem. Filmin dönemler arası geçişlerinde kullanılan kameralardan bile ince bir işçilik yapıldığı anlaşılıyor. Filmde görsellik adına her şey muazzam diyebilirim. Dekorlar, yapılar, mimari estetiklerin bütünlüğü, ışık, kostümler; her parçası gerçekten takip etmesi inanılmaz keyifli.

Fakat bir o kadar keyifli olmayan şey ise kurgu ve senaryo. Süreye sığdırmak adına yapılan tembel anlatımlardan, kör göze parmak geçişlerden midem bulandı filmi izlerken. Bir sahnede keyif aldığım şeyden bir sahne sonra midemin bulanması kurgucunun da başına gelmiş olacak ki filmin sonlarına doğru çok acemice hatalar gözüme batmaya başladı. Sanki film yapılmış, ardından revize üstüne revize yiyip bulamaç yapılmış gibi hissettim.

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Performanslar Ne Âlemde?

Eh işte. Filmi izletecek kadar oynamış herkes. Jeffrey Wright, birçok filmde gördüğümüz aynı karizmatik seslendirmesiyle; Paul Dano, birçok filmde gördüğümüz sesi az çıkan sosyopat oyunculuğu ile arzıendam etmişler. Jude Law’ın Putin performansı ise yer yer gerçekten şaşırtıcı ama genel itibarıyla karikatürize ve komik. Resmen döneminin başarılı ve belki de en yakışıklı oyuncusunu Putin’e hakaret etmek için çirkinleştirme operasyonu çekmişler. Putin dönemimizin diğer denktaşlarıyla birlikte tarihin tozlu raflarına gömülmesi gereken eli kanlı, dinozor yöneticilerinden yalnızca biri bu nedenle kendisini herhangi bir kulvarda savunacak değilim ama yaptığınız propagandanın da bir izanı olsun ya.

Filmdeki en göze güzel gelen performans ise bu ekipteki tek Oscar sahibi oyuncu Alicia Vikander’e ait. Vikander’in, ailesinin hayal kırıklıklarından kaçıp kendi hayal kırıklığına giden gençliğinde asi, yetişkinliğinde teslim olmuş performansı gerçekten başarılıydı. Ne yazık ki o da senaryo azizliğine uğramış filmin finaline doğru.

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Toparlayalım

Ben her ne kadar yerden yere vursam da The Wizard of the Kremlin, yakın Rusya ile ilgili bir şeyler izlemek için iyi bir seçenek olabilir. Görsellik konusunda bence ilgi çekici şeyler vardı filme dair. Nitekim kendi bacağına sıkan bir film olarak yer etti bende. Hâlbuki konusundan oyunculuğuna ne çok potansiyel barındırıyordu içinde. Sağlık olsun. Umarım seneye de Trump dönemini bir Rus propagandasıyla Çinli bir yönetmenden izleriz(!).

The Wizard of the Kremlin: Biz Şimdi Ne İzledik?

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...