9 Kere Leyla: Lilith ve Adem (İnceleme)

9 Kere Leyla: Lilith ve Adem (İnceleme)

İbrani mitolojisine göre Lilith, Adem’in Havva’dan önceki ilk eşidir. Efsaneye göre ilk başta Adem ile Lilith eşittir. Tanrı Lilith’i de tıpkı Adem gibi toprak ve kilden yaratmıştır, onun kaburga kemiğinden değil. Bu sebepten de kendisini her zaman Adem ile eşit görerek, ona itaat etmez ve onunla birlikte olmak istemez. O da en sonunda cennetten kaçar ve İblis ile aşk yaşamaya başlar. Günümüzde feminizmin sembollerinden biri haline gelmiş olan Lilith’i ve Ademi konu alıyor komedi türündeki 9 Kere Leyla filmi.

Aslında Mart 2020’de vizyona girmesi planlanmış filmin çıkış tarihi pandemiden dolayı ertelendi ve nihayet yılın sonunda Netflix üzerinden gösterime girdi. Daha önce Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü, Neredesin Firuze ve 7 Kocalı Hürmüz filmleriyle sükse yapmış yönetmen Ezel Akay, tarzından ödün vermeyerek yeniden tiyatral bir filmle çıkıyor karşımıza. 9 Kere Leyla filmi için Haluk Bilginer ve Demet Akbağ gibi usta isimlerin beraber kamera karşısına geçtiğini duyduğumda heyecanım ve beklentim son derece yüksekti. Elçin Sangu, Fırat Tanış ve Alican Yücesoy’dan oluşan yardımcı oyuncu kadrosundan da haberdar olunca merakım giderek arttı. Yerli komedi filmlerinin aksine başarılı olacağını tahmin ettiğim filmi izledikten sonra beklentilerim yerini hayal kırıklığına bıraktı. “9 Canlı” tiyatro oyunundan uyarlanan film, söylenenlere göre uyarlama noktasında da başarılı olamamış.

Film Lilith’in kendini tanıtmasıyla başlar, klasik bir film girişi ancak ilgi çeken bir atmosferde sunuluyor. Uzun yıllardır evli olan Adem ve Leyla (Lilith) ilişkilerinin heyecanını kaybetmişlerdir ve evlilik terapisti Nergis’e giderler. Adem Nergis’e ve Nergis de Adem’in parasına aşık olur. Yaşadıkları yasak ilişkinin önündeki tek engel Leyla’dır ancak Leyla eşine tutkuyla aşık olduğundan boşanma gibi bir düşüncesi yoktur. Efsaneye göre Lilith Adem’i terk etmiştir, ancak filmde Leyla Adem’e bağlı, ne olursa olsun onu bırakmayacak sadık bir eştir. Bu yüzden Leyla’dan kurtulamayan Adem, onu öldürmeye karar verir. Kaza süsü vererek öldürüp kurtulmak istediği eşini, Nergis’in de baskısıyla defalarca öldürmeye çalışır, ancak Leyla yine de ölmez. Bir yandan onu terk etmekle tehdit eden Nergis, diğer yandan ayağına dolanan avukat Haris, elindeki işleme tabloların peşine düşen Mahdum Bey, peşini bırakmayan bayılmaları ve rüyalarıyla maceradan maceraya sürüklenir Adem.

Kurgusu basit ve sıkıcı olan filmin diyalogları da bir o kadar sıradan ve zorlamaydı. Adem’in Leyla’yı öldürmeye çalışırken sürekli kendisinin de bayılması, rüyaları ve müzikal sahneleri, uyandığında başında bulunan iki sağlık görevlisi ve onların hiç de komik olmayan şakaları…  9 kere yaşanmasına rağmen dikkat çeken bir noktası yoktu bu olayların. Sürekli tekrarlar filmi dayanılmaz hale getirdi; bir sonraki sahnede neler olacağı kolayca tahmin edilebiliyor, heyecan ve merak uyandırmıyordu. Film bizi bambaşka bir dünyaya ve hissiyata sürüklemeye çalışırken başarısızdı çünkü karmaşa içinde akışa kapılmak mümkün değildi.

Son derece başarılı oyunculuklar filmi ayakta tutan kısımdı. Haluk Bilginer’in doğal performansı, Demet Akbağ’ın komedi filmlerinden alışık olduğumuz aurası ve film boyunca Lilith el yazmalarının peşinden koşan Mahdum karakterini canlandıran Fırat Tanış oldukça başarılıydı. Ancak bu filmde oyuncuların kendi oyunculuklarını sergileyip özgün bir performansa imza atmalarına imkân yoktu. Çünkü her şey çok hızlı gelişiyor, bizim de izlerken yetişemediğimiz bir gürültü kopuyordu. Mekânlar, aksesuarlar, heykeller, tablolar, temsili elmalar ve eski el işlemeleri her ne kadar renkli ve sanatsal bir hava yaratsa da kötü çekimler ve amatör sahne geçişleri bunları da gölgeliyordu. Örneğin ambulansın bekleyenlere çarpması sahnesi veya Leyla’nın merdivenden düşüş sahnesi Yeşilçam filmlerinin o zamanın koşullarıyla çekilmiş gerçekçi olmayan sahneleri gibiydi. Müzikal sahnelerde geçen şarkıları Haluk Bilginer’in kendi seslendirmesi ve dans etmesi sıra dışıydı; ancak bu sefer de ilgi çekmeyen şarkı sözleri, sürekli tekrar eden rüya sekansı ve yapay yeşil perde çekimleriyle izleyiciyi yoruyordu.

Filmin sonunda verilmek istenen feminizm mesajının “bakın biz bunu anlatmak istedik” şeklinde, kamu spotu gibi açıklanması gereksizdi. Leyla’nın sonda yaptığı konuşma kısa ve öz olmalıydı. Zaten bu şekilde filmde anlamlandıramadığımız şeyler yerine oturmuş olacaktı; maalesef filmdeki diğer detaylar gibi bu da abartıldı da abartıldı. Film boyunca kadın figürü hoş olmayan bir konumdaydı, finalde verilmek istenen mesajla filmdeki detaylar çelişiyordu bence. Leyla’nın Lilith’in aksine Adem’e fazlasıyla bağlı olması ve Nergis’in film boyunca Leyla’nın ölmesini istemesi gibi… Tatmin etmeyen, yapay ve filmle bağlantı kuramayan bir finaldi. Aslında güncel bir soruna değindiğinden ilgi çekebilecek bir filmdi ancak kurgunun ve çekimlerin bu kadar başarısız olduğu filmde mesaj doğru iletilmedi.

Başarısız çekimleri, baş döndüren ve anlaşılmayan kurgusu, ha bire çıkıp gelen müzikal sahneleri, komik olmayan klasik yerli komedi şakaları, kötü karakter tasarımları, doyurucu olmayan finali… Güldürmeyip bazen tebessüm ettiren film beklentimi karşılamadı. Hâlbuki bu oyuncu kombinasyonu ve feminizm temasıyla çok güzel bir filme imza atılabilirdi diye düşünüyorum. Komediden ziyade absürt komediye daha yakın olan filmi absürt komedi olarak da nitelendiremeyeceğim. Büyük bir heyecanla yerli komedi filmlerine soluk olmasını beklerken bu denli kötü olması yerli komediye dair umudumu sarstı. Neresinden tutsam elimde kalan filme başarılı ve sevdiğim oyuncuların hatırına 10 üzerinden 4 verebilirim.

9 Kere Leyla: Lilith ve Adem (İnceleme)

Zeynep Polat’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

4.8 6 Oylar
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
2 Yorum
En Eski
En Yeni En Çok Oylanan
Tüm Yorumları Göster

gerçekten bu kadar iyi bir kadroyla bu kadar kötü bir film çekilemezdi.. puan konusunda bonkör bile davranmışsınız

Izlemek istiyordun ben de beğenmemeniz beni üzer :”)