Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Zeytin Ağacı: Kökenlerimizle Barışma Vakti

Zeytin Ağacı: Kökenlerimizle Barışma Vakti

Yazar: Eslem Saraçoğlu

Zeytin Ağacı: Kökenlerimizle Barışma Vakti

İlk bölümü 28 Temmuz 2022 tarihinde yayınlanan Zeytin Ağacı ile Netflix Türkiye yapımlarına bir yenisi daha eklenmiş oldu. OGM Pictures imzalı bu dizi, konusu itibariyle diğer yapımlardan ayrılıyor. Onur Güvenatam öncülüğünde kurulan OGM Pictures televizyon dizileri arasında yer alan Masumlar Apartmanı, Camdaki Kız, Kırmızı Oda gibi psikoloji ağırlıklı yapımlara imza attıktan sonra Zeytin Ağacı ile bu türü dijitale taşımış oldu. Bahsedilen diğer dizilerin aksine problemi yansıtmaya değil, tedaviyi sunmaya çalışmasıyla oldukça naif bir yapım olmuş diyebilirim.

Yönetmenliğini Burcu Alptekin’in üstlendiği, senaryosunu Nuran Evren Şit’in yazdığı, başrollerini Tuba Büyüküstün, Seda Bakan ve Boncuk Yılmaz’ın paylaştığı dizide Murat Boz, Rıza Kocaoğlu, Serkan Altunorak, Fırat Tanış, Füsun Demirel gibi isimlerde yer alıyor. Köken aile açılımı veya genel adıyla aile dizimi olarak bilinen bir tedavi yöntemini konu alan dizide birden çok insanın hayat hikâyesine tanık oluyorsunuz. Bu insanlar bir şekilde birbirine bağlı ama bir o kadarda bağımsızlar. Dizi 45-55 dakika arasında değişen toplam 8 bölümden oluşuyor. Akış ise ilk başta hızlıca ileriye sararken bir noktadan sonra sürekli daha da derine inen bir düzene sahip. İlk bölüme bakarak dizi hakkında bir fikir sahibi olmak mümkün ancak ilerledikçe çok daha keyifli bir hal aldığını söyleyebilirim.

İlk bölümden itibaren gözüme çarpan noktalar ise şu şekilde; öncelikle hikâye asıl noktaya gelebilsin diye olaylar çok hızlı gelişiyor. Bu şekilde üst üste verilen gelişmeler benim çok tercihim değil. Mesela Toprak ve Ada’nın pazarda birbirine denk gelmesi bence gereksiz bir gelişmeydi. Zaten Zaman Bey’in seansında denk geleceklerdi. Kısa zamanda sürekli tesadüf yaşanması senaryonun gücünü kırıyor. Halbuki diğer bölümlerde bu tarz sıkıntılar yok denecek kadar az. Bence ilk bölüm sıradan bir izleyici için en kritik bölümü ifade ediyor buna rağmen ilk bölümlere yeterince dikkat edildiğini düşünmüyorum. Herkes ikinci bölüme geçmez o yüzden insanlara ikinci bölüme geçmesi için nedenler vermek gerekir. Bunu birinci bölümün final sahnesinde merak uyandırarak başarmış olsalar da diğer bölümlerdeki akışı ilk bölümde de göstermiş olmak daha şık olurdu.

Karakterler ve oyunculara gelecek olursak bence Seda Bakan’ın oyunculuğu ilk başta çok tiyatraldi. Karakterin deli-dolu, şımarık hallerine alıştıktan sonra oyunculuk o kadar göze batmıyor ama keşke ilk bölümlerde bir tık daha az role girmiş olsaydı. Zira son bölümlerde oyunculuk çok iyi bir seviyeye geldi. Boncuk Yılmaz, Sevgi karakterine çok yakışmış. Baştan sona çok dengeli bir oyunculuk sergilemiş. Rıza Kocaoğlu ile Çukur dizisinde rol aldıktan sonra bu dizide bir çifti canlandırıyor olmaları ilk başta farklı gelse de daha sonra gözünüz alışıyor. Hatta Sevgi karakterinin ilk başta ilişkiye sıcak bakmayıp, bizden olmaz ki duruşu seyirci ile aynı duyguları taşıyormuş gibi olmuş. Muhtemelen ayarlanmış bir durum değil bu, sadece öyle hissettirdi. Rıza Kocaoğlu da karakterine tam uymuş sadece ufak bir noktaya değinmek istiyorum. Uzun süre bir rolde kalınca oyuncular bu rolün etkisini devam ettiriyor mu diye hep merak etmişimdir. Rıza Kocaoğlu Menajerimi Ara dizisine konuk olarak geldiğince bir türlü Aliço karakterinden çıkamayan bir oyuncuyu temsil etmişti, oldukça da keyifli bir bölümdü. Ama bu meselenin bir gerçeklik payı olduğunu sanmıyordum. Zeytin Ağacı’nı izlerken çok ufak nüanslarda olsa Fiko’da Aliço izlerine rastladım. Bu istemli bir durum mu yoksa istemsizce gelişiyor mu meraktayım.

Bir diğer karakter olan Ada’yı canlandıran Tuba Büyüküstün ise Sadakatsiz’in Asya’sı gibi net duruşu olan bir doktor çizgisiyle oynamış. Bence karakter biraz daha az gergin, doğal bir çizgide tutulabilirdi. Seyircinin karakter ile bütünleşmesinin önünde bir duvar var. Bu duvar ikinci sezon ortadan kalkacağa benziyor.  Sevgi’nin annesi Muko’nun replikleri ve davranışları gerçek bir annenin davranışlarıyla birebirdi. Bence en başarılı karakterlerden biri olmuş. Oyunculukta gayet yerindeydi.  Bence bu dizinin en güzel yönü karakterlerin ne olursa olsun çok nazik tepkiler göstermesiydi. Kötü bir olay bile o kadar kibar yansıtılmış ki izlerken hayran kalıyorsunuz. Ada’nın çocuğu öğrendikten sonraki davranışları buna en güzel örnek.

Dizi çekimi için Ayvalık’ın tercih edilmesini beğendim. İzmir ve Bodrum’a göre daha sakin olmakla beraber görsel açıdan oldukça yeterli bir bölge. Turistik ziyaret için Çanakkale Assos tercih edilmiş ama Assos’un müthiş bir manzarası olmasına rağmen çok kısıtlı bir açıda çekim yapılmış, kıyısından köşesinden deniz manzarası yakalamaya çalıştım ancak dediğim gibi yeterince gösterilememiş. Ayvalık veya Cunda’da yer alan tarihi yerlerde çekim yapılabilirdi. Restorasyonu oldukça başarılı tamamlanmış kiliseler mevcuttu. En azından her noktasını göstermek daha kolay olurdu hem de dizi tam bir Ayvalık şöleni yaşatmış olurdu. Her geçişimde içi nasıl acaba diye düşündüğüm sahil yolu köşklerinden birisinin diziye mekân olarak seçilmiş olması ise beni çok mutlu etti.

Dizinin az bilinen bir tedavi yöntemini konu alması, çok büyük olayları dramatize etmeden sakin bir biçimde sunması aynı zamanda bunu yaparken olayları küçümsememesi, yaşanan olayı yaşandığı gibi bırakması tepkiyi değil de sadece yansımasını ekrana taşıması, tercih edilen renkler, kullanılan açılar, kostümlere kadar aynı temanın korunması diziye çok güzel bir hava katmış. Rahatsız edici olabilecek olaylar olabildiğince huzurlu bir görsellikle verilmeye çalışmış. Bu konuda sanat ekibini kutlamak yerinde olacaktır. Dizinin uyumunu bozan tek bir şey var o da introsu. Bu kadar doğal bir atmosferde yapay ışık hilesi olan bokehlerle bir giriş yapmak dizinin atmosferine pek uygun olmamış. Boş bir arazide duran tek bir zeytin ağacı bile bütün klişeliğine rağmen daha tercih edilebilirdi bence. Bir de ufak bir ayrıntı olmakla beraber son derece dikkat çeken peruklar meselesi var. Üniversite yıllarındaki hallerini temsilen Ada, Toprak ve Leyla karakterinde kullanılan peruklar o kadar yapay duruyor ki keşke hiç kullanılmasaydı.

Dizinin bu sezonu güzeldi. Her şeyden önce konusu orijinaldi. İkinci sezona gelecek olursak açıkçası şu an ne olacağını çok merak etmiyorum. Aynı insanlar benzer sorunlar ve çözümler bizi bekleyecek gibi o nedenle ikinci sezon bu sezon kadar ilgi görmeyebilir. Belki seyirciyi şaşırtıp bambaşka hikâyeler ortaya çıkarabilirler. Terapiye gelen farklı insanların hikâyesi konuya dahil olabilir ama yine de sınırların çok dışına çıkılacağını düşünmüyorum. Keşke Sevgi annesinin yazdığı mektubu bulsaydı ama biz bu mektubun içeriğini göremeseydik. Şu an ucu açık bırakılan konular arasında Zaman Bey’in geçmişi ve Ada’nın tercihleri var. Umarım güzel bir sezon gelir.

 

Zeytin Ağacı: Kökenlerimizle Barışma Vakti

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap