Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri The Playlist: Spotify’ın Kuruluşu

The Playlist: Spotify’ın Kuruluşu

Yazar: Fatmanur Tuna

The Playlist: Spotify’ın Kuruluşu

Müzik, hayatımızın her noktasında bizimle birlikte. En mutlu olduğumuz, mutsuz olduğumuz ya da eğlenmek istediğimiz kısacası her yerde bizim bir parçamız. Hayatımızın bu kadar içindeyken müziğe kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmayı tercih ederiz. Bunun için oluşturulan çok sayıda platform var ancak içlerinden en ünlüsü ve sektörün sahibi diyebileceğimiz bir platform var o da bildiğimiz üzere Spotify. İsveç merkezli bir müzik veri akış servisi olan Spotify’ın nasıl bu kadar büyüdüğünü anlatan mini dizi The Playlist, 13 Ekim 2022 tarihinde Netflix’te yayına girdi. Dizi 6 bölümden oluşuyor ve her bölüm yaklaşık 1 saat sürmektedir. The Playlist, Sven Carlsson ve Jonas Leijonhufvud tarafından yazılan Spotify Untold kitabından esinlenilmiştir. Per-Olav Sørensen dizinin yönetmenliğini üstlenirken Berna Levin, Luke Franklin ve Eiffel Mattsson yapımcılığını üstlenmektedir.

Dizi, Spotify’ı piyasaya sürerek ücretsiz ve yasal müzik akışıyla müzik endüstrisinde devrim yaratan İsveçli teknoloji girişimcisi Daniel Ek ve iş ortağı Martin Lorentzon’un hikayesini anlatıyor. Daniel Ek, Stardoll şirketinin baş teknoloji sorumlusudur ancak yaptığı iş onu tatmin etmemektedir. Bu yüzden yeni girişimler yaratarak daha çok para kazanmayı hedeflemiştir. Martin Lorentzon ise TradeDoubler şirketinin kurucu ortağıdır. Daniel Ek, yaptığı bir girişimciliği satmak için TradeDoubler’a gider ve Martin Lorentzon ile yolları kesişir. O sırada İsveç gündeminde korsan müzik sitelerinin olması ve herkesin bedava müzik indirebilmesi plak şirketleri tarafından büyük bir sorun olarak görülmektedir çünkü sanatçıların emeklerini çaldıklarını düşünürler. Böyle bir kaosun içinde Daniel ve Martin bu sorunu fırsat bilerek herkesin kolayca ve hızlı bir şekilde ulaşabileceği yasal bir müzik sistemi kurarlar. Tabii ki bu yolculuk sandıkları kadar kolay olmayacaktır.

Spotify’ın kuruluşunu 6 farklı kişinin gözünden izlemekteyiz. Daniel Ek (Edvin Endre), Martin Lorentzon (Christian Hillborg), yazılımcı Andreas (Joel Lützow), avukat Petra (Gizem Erdoğan), iş adamı Per Sundin (Ulf Stenberg) ve sanatçı Bobbie (Janice Kavander) karakterlerinin gözünden tüm serüveni ayrı ayrı görmüş olduk. Herkesin gözünden olayları izlemek aslında bu süreçte en çok kimin zarar gördüğünü ve kimin karlı çıktığını görmemizi sağlıyor. Çünkü görüyoruz ki Daniel Ek hayaline kavuşarak oldukça zengin bir iş adamı olurken bu yolculuğa birlikte çıktığı lise arkadaşı sanatçı Bobbie maddi sıkıntılar yaşamaktadır. Per Sundin çizgisini hiç bozmadan yaşarken yazılımcı Andreas, Daniel’in fazla taviz vermesinden dolayı Spotify’dan ayrılmıştır. Dizide Martin ile Daniel’in yollarını ayırdılar ve bir daha görüşmediler gibi yansıtmışlar ancak günümüzde böyle değil hala birlikte çalışmaya devam ediyorlar. Neden böyle bir ayrılık dramı yarattılar anlam veremedim. Böyle gerçek dışı bir durum yaratarak dizideki dramı yükseltmelerine gerek yoktu.

Üstelik anlam veremediğim bir nokta 6. bölümde birden 2024 yılına atlıyoruz ve o yılda sanatçıların sosyal medyadan takip edilmesine, Spotify’da oldukça fazla dinlenmesine rağmen maddi sıkıntı çekmelerini konu edinmişler. Bu sıkıntıların suçlusu olarak da sanatçılar ve hayranları Spotify’ı suçlamaktadır. Günümüzde de Spotify’ın telif hakkı sahiplerine belirli bir miktar ödediği ancak endüstrideki toplam gelirin yüzde kaçının plak şirketlerine gittiği bilinmemesi, sanatçıların beklenilenden daha az kazanması tepkilere neden olmuştur. Sanatçılar ve Spotify arasındaki bu davayı izlediğimiz bölüm, bu duruma gönderme olarak çekilmiş bir bölüm ise yine de çok havada kalmış çünkü hiç beklemediğimiz bir anda bölüm yani sezon bitiyor ve ister istemez “Ee ne oldu şimdi kim kazandı Daniel mi sanatçılar mı?” diye düşündürüyor. Ve bu sorunun cevabını öğrenemeyeceğiz çünkü dizinin devamının gelip gelmeyeceği ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

Dizi boyunca en zevk aldığım sahneler kesinlikle Spotify’ı ilk kez tanıyan kişilerin tepkilerini izlemek oldu. Bu kadar hızlı ve istediği her müziğe çok rahat bir şekilde ulaşabilmelerine hayret etmeleri ve bu zevki tekrar tekrar denemeleri çok hoş görüntülerdi. Çünkü o dönemdeki korsan sitenin tasarımı çok karışık, yüklemesi uzun sürüyor, dinlemek istenilen şarkının virüs olma ihtimali çok yüksek. Böyle bir teknolojinin yapılması gerçekten çok büyük rahatlık, özellikle kendi çalma listenizi istediğiniz gibi oluşturabiliyorsanız…

Oyunculuklar ile ilgili birkaç yorum yapacak olursam dizideki favori karakterim kesinlikle Martin Lorentzon yani onu canlandıran Christian Hillborg oldu. Dizinin durağan ilerlemesini engelleyen kilit isim kendisi. Christian Hillborg,  Martin Lorentzon’un hiperaktif biri olmasını o kadar iyi canlandırmış ki insan keşke benim de böyle bir çalışma arkadaşım olsa diye düşünmeden edemiyor bana Michael Scott’ı hatırlattı J. Bir o kadar da duygusal bir karakter olması ve dışlanmasının vermiş olduğu hayal kırıklığını gözlerinden görebiliyorsunuz. Belki gözünüzden kaçmış olabilir ana karakterlerden birinin Türk oyuncu olduğunu tekrar belirtmek istiyorum. Avukat Petra rolündeki Gizem Erdoğan’ı bu yorumumda tebrik ediyorum, kendisi gerçekten oldukça başarılı bir oyuncu ve gelecek vaat ediyor. Kendisi İsveç doğumlu olduğu için genellikle İsveç yapımlarında oynamakta ve özellikle Kalifat dizisi SVT Play’de en çok izlenen dizi olmuştur. Oyuncuların gerçek kişilere oldukça benzer seçilmesine değinmeden geçemeyeceğim. Daniel Ek ve Edvin Endre, Martin Lorentzon ve Christian Hillborg, Per Sundin ve onu canlandıran Ulf Stenberg gerçekten birbirlerine çok benziyor. Belgesel türü dizilerdeki oyuncuların canlandırdıkları kişilere benzemeleri bana göre gerçeği her zaman daha iyi yansıtmıştır.

Hayatımın her anında müzik var ve ben de Spotify müdavimlerindenim. Sanatçılar açısından baktığımızda belki de haksızlığa uğratan bir platform ancak benim gibi sadece kullanıcılar için Spotify, bana kalırsa mükemmel bir teknoloji. Eğer Spotify’ın kuruluşunu sadece okumak yerine izlemek isterseniz ya da teknolojik girişimlerin oluşumunu izlemekten hoşlanıyorsanız The Playlist’i izlemenizi tavsiye ederim. Eminim ki sizlere farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. İyi seyirler!

The Playlist: Spotify’ın Kuruluşu

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap