Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Okul Tıraşı: Kaç Yanlış Onca Doğruyu Götürebilir?

Okul Tıraşı: Kaç Yanlış Onca Doğruyu Götürebilir?

Yazar: Nevroz Ürün

Okul Tıraşı: Kaç Yanlış Onca Doğruyu Götürebilir?

Okul Tıraşı, yönetmenliğini ve senaristliğini Ferit Karahan’ın üstlendiği 2021 çıkışlı dram filmidir. Başrollerinde; Ekin Koç, Cansu Fırıncı, Mahir İpek, Melih Selçuk ve Samet Yıldız yer almaktadır. 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, en iyi film, en iyi kurgu ve en iyi senaryo dallarında ödüle layık görülen filmin çekimleri Van’ın Bahçesaray ilçesinde gerçekleşmiştir.

Film, yatılı okulun banyosunda duşa girecek olan erkek çocuklarıyla başlıyor. İlk 20-25 dakikası her ne kadar durağan ilerlese de henüz 10-14 yaş aralığındaki erkek çocuklarının üçer kişilik gruplar halinde kabinlerde duş almaya çalışmalarıyla başlayan etkileyici bir sahneyle açılırken devamında bir grubun arasındaki anlaşmazlık ve nöbetçi öğretmenin kışın ortasında ceza olarak soğuk su ile yıkanmalarını söylemesiyle hikaye kilitleniyor. Protagonist (baş kahraman) Yusuf’un oda arkadaşı Memo’nun bir gün öncesinde aldığı cezayla hastalanması üzerine Yusuf’un durumu öğretmenine iletmesi, tüm yükü sırtında taşımasına sebep oluyor. Hikayenin ilerleyen sahnelerinde neredeyse tüm öğretmenlerin kabahatli çıkmasıyla beraber durumun içinden sıyrılmaya çalışmasını çarpıcı diyaloglarla görebiliyoruz. Memo’nun durumunun kötüye gitmesi ile birlikte Yusuf’un Memo’yu alıp revire götürdüğü sahneler; doğudaki çocukların yaşadıkları o yalnızlığı, zorluğu, mücadeleyi ve muameleyi en iyi şekilde lanse ediyor. Öğretmenlerin baştaki umursamaz tavrı ve sonralarında vicdanlarının ötesinde içlerinde büyüyen korkuyla Memo’yu hastaneye götürme çabalarını izlerken sizi buruk bir hüzün duygusu kaplıyor. Filmde görülen olayın her ne kadar 11 yasındaki bir çocuğun ağır hastalanması, öncesinde okulun durumu ciddiye almaması ve sonrasında hava şartlarından dolayı kapanan yolla beraber görülen zorluklar olsa da, daha büyük olan çatışmanın küçük küçük sahnelerle verilmeye çalışılması ve asıl meselenin ne olduğu hakkında izleyiciyi sorgulamaya götürüyor.  Doğuda okumanın, yaşamanın, çocuk olmanın, şartların ve görülen muamelenin yanı sıra batıdan zorunlu tayinle doğuya gönderilen öğretmenlerin öğrencilerle olan ilişkisi de –en azından bunu yaşayan birinin yazıp-yönetmesiyle de anlıyoruz ki, o öğrenciler için işleri daha da zorlaştırıyor.

Okulun en görünen yerlerinde ve hiyerarşi tablosunun en üstünde yer alan insanların ücra köşelerinde ‘aslında’ neler olup bittiğine kadar ince ince işlenen bir senaryo ve oyunculuk görüyoruz. Filmde ilgi çeken bir diğer nokta da sadece tek bir kadın oyuncuya yer verilerek en çarpıcı diyalogun “kadın öğretmen” rolüne yazılmış olması. Filmde birçok çocuk oyuncunun yer alması her ne kadar riskmiş gibi gözükse de protagonistin bile az diyalogunun olması riski ortadan kaldırıyor. Eğer film ve diziler de profesyonel çocuk oyuncular yer almıyorsa, onlar için fazla diyalog yazmak oyuncunun metni karşı tarafa geçirebilmeye çalışması açısından işini zorlaştırabiliyor. Yusuf karakterinin yansıtmış olduğu; hal, tavır, mimik ve bakışlar oldukça yerinde olduğu için tüm oyunculuğu bu şekilde sırtlamayı başarıyor. Filmin başlarında okul bahçesindeki törende cezalandırılan bir öğrencinin saçına vurulan tıraş makinesi sahnesinin bir benzerinin de, filmin sonunda Memo’yu sırtında taşıyan Yusuf’a çekildiğini görüyoruz. Peki “Yusuf’a bu cezayı aldıran asıl olay neydi?” Vurucu olaylardan ve sahnelerden biri de bunun cevabını alacağınız yer olacaktır.

Herkesin bildiği ve büyük bir kesimin yaşayarak şahit olduğu olayları işlemek bana her zaman daha zor gelir. Yönetmenin, doğudaki zorlu şartlar altında verilen eğitim sistemine karşı olan derdini büyük büyük diyaloglar ya da göze açık bir şekilde çarpacak olaylarla değil, çarpıcı sahneleri ve diyalogları daha öz ve kendine has bir tarzda verdiğini görebiliyoruz. Ferit Karahan’ın hem yazarken hem de yönetirken ince ince işlediği ve verdiği mesajların ne fazla ne de eksik, en başarılı şekilde izleyenin gözünü doyurduğunu söyleyebilirim. Çekim açıları, hava şartlarının etkisiyle ortaya çıkan şahane görüntüler ve oyunculuklarla ”Gerçekten çok başarılı bir film olmuş” dedirtiyor. Ferit Karahan’ın başarısı dışında, Ekin Koç ve Samet Yıldız’ın oyunculuklarının da bu başarıdaki etkisi oldukça büyük. Okul Tıraşı filmini izlediğinizde dünden bugüne diye kastettiğimiz geçmiş ile şimdi arasında, sadece doğudaki insanların bildiği ve hala batının ruhunun bile duymadığı birçok sorunun değişime bile uğramadığını görüyor olmak her ne kadar daha gönül kırıcı olsa da, film yaklaşık 25 batı ilinde vizyona girerek belki de yönetmenin sitemine bir karşılık bulacaktır. Açıkçası ‘Okul Tıraşı’ filminin izleyende bırakacağı vicdani tahribatla birtakım duyguları uyandırmayı başarabiliyor olması aldığı tüm ödülleri hak ettiğini de gösteriyor. Film henüz vizyona girmişken verilen çatışmayı sizin de hissetmenizi öneririm.

 

Okul Tıraşı: Kaç Yanlış Onca Doğruyu Götürebilir?

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap