Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Don’t Worry Darling: Zorla Güzellik Olur Mu?

Don’t Worry Darling: Zorla Güzellik Olur Mu?

Yazar: Nevroz Ürün

Don’t Worry Darling: Zorla Güzellik Olur Mu?

Don’t Worry Darling; yönetmenliğini Olivia Wilde’ın üstlendiği, senaryosunu ise Katie Silberman’ın yazdığı 23 Eylül 2022’de vizyona giren Amerikan erotik psikolojik-gerilim filmidir. Oldukça kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip filmin başrollerinde; Harry Styles ve Florence Pugh yer almaktadır. “1950 yıllarında mutuz bir ev kadını rahatsız edici bir gerçeği keşfederken, sevgi dolu kocası karanlık bir sır saklar.” gibi bir loglinea (filmi bir cümle ile özetleme) sahip olan filmde ister istemez gizemli havayı soluyoruz.

Film başlar başlamaz karşılaştığımız manzarada kadınlardan-eşlerine, yaşadıkları yerlerden evlerinin içlerine kadar her şeyin dört dörtlük olmasıyla karşılaşıyoruz. Her gün şahane bir rutini diğer güne devreden ailelerin rahatı ve mutlulukları gözlerinden okunuyor. Hikâye, Jack ve Alice Chambers çiftini merkeze alarak işleniyor. Her sabah  işlerine giden eşler ve evlerinde onlara her anlamıyla destek olan hanımlar kesinlikle eşlerinin her sabah gidip büyük bir önem ve titizlikle yaptıkları işleri merak etmez. Kaldı ki eşleri de iş içi gizliliklerini daima korur, tek bir kural vardır o da çalıştıkları yerdeki kasabaya eşlerinin gitmesi yasaktır.

Hikâye, Frank ve eşinin düzenlediği bir davette Margaret’ın tuhaf çıkışıyla yön değiştirir. Artık çiftlerin rutin hayatı değil gerçek bir çatışma verilmeye başlanır. Tuhaf çıkış herkesi şaşırtır. Margaret, oğlunu kaybettikten sonra arkadaşları onun akıl sağlığı problemleri olduğunu düşünür, en yakın arkadaşı Alice de öyle. O günden sonra Alice tuhaf halüsinasyonlar görmeye başlar. Mutlu bir hayat yaşayan Alice’i bir takım gerçekler rahatsız etmeye başlar. Birgün Alice dans kursundayken Margaret’ı aynaya kafasını vururken görür. Bu gördüğü halüsinasyon onu sarsar ve bunun üzerine koşarak evine gider, karşı çatıda boğazını kesip aşağı düşerken Margaret’ı görür ve ajanlar tarafından hemen uzaklaştırılır. Bu durumu Jack’e anlatır ama farklı tepkilerle karşılaşır. Tıpkı Margaret’e yapıldığı gibi Alice içinde akıl sağlığının bozulduğu iddiası yayılır. Yüz yirmi üç dakikalık filmin ilk yarısı gizemini büyük ölçüde korurken artık dayanamayan Alice, Jack’i ikna eder ve kasabadan ayrılmaya karar verirler diye düşünürken Jack tüm durumu Frank’a anlatmıştır. Alice, ajanlar tarafından bir hastane odasına götürülüp elektriğe bağlanır. Hastanedeki kısa tedavisinden sonra kasabaya dönen Alice için her şey tam normale dönüyor derken Jack’in koyduğu plak, filmin başından beri Alice’in mırıldandığı şarkıdır. Ve tek bir şarkı Alice’in tüm taşları yerine koymasını sağlar. Aslında yaşadıkları yer Frank’ın kurmuş olduğu bir evrendir. Gerçek hayatta eşleriyle mutluluğu bir türlü beceremeyen erkekler eşlerini bir cihaza bağlayıp evrende bulunmalarını sağlar. Her gün düzenli bir şekilde gittikleri iş ise erkeklerin evrenden ayrılıp gerçek hayatta bunun için para kazanmalarıdır. Yani tüm kadınlar Margaret’in çıkışında da ima ettiği gibi orada tutsaktır. Sadece Bunny bir kadın olarak gerçek hayatta kaybettiği çocuklarını evrende yaşatmak için vardır. Sarkıyla her şeyi anlayan Alice, bir tür kriz geçirir. Tüm durumu açıklayan Jack, burada kalması için ikna etmeye çalışsa da Alice tarafından bilinçli ya da bilinçsizce öldürülür. Artık o evrende ölen biri gerçek hayata da eşini döndüremeyecektir. Bunny tam bu sırada Alice ziyarete gelir ve burdan kaçmasını o yasaklı yere gidip gerçek hayata ancak o şekilde dönebileceğini söyler. Sağlam bir kovalamacayla Alice bunu başarır.

Her ne kadar can alıcı yerleri filmi kısa özet niteliğinde anlatan yazımda vermesem de gerçekten gizem ve gerginliğin tıpkı benim gibi salonda sizi hiç terk etmemesini dilediğim için. Evrende durumu mükemmel kılan kostümler renkler ve etkileyici mekan seçimleriydi diyebilirim.  Olivia Wilde’ın ikinci filmi olan “Don’t Worry Darling” Alice karakteriyle aynı anda durumu idrak ettiğimizde bana Black Mirror dizisindeki “Beyaz Ayı” bölümünü hatırlattı. Çekim teknikleri ve açılarıyla inanılmaz bir bütün oluşturan, hikâye anlatıcılığını yeteneğe çeviren ve akılları allak bullak etmenin yollarını çekim teknikleriyle veren Wilde, olayları oyuncuların mimiklerini gölgeleyecek türden açılara ve planlara yer vermişti. Bu tekniği ise seyirciyi izlerken karakterin yaşadıklarını sanki kendileri de yaşıyormuş gibi hissettirmiştir.

Filmin kurgusu gizemi dinamik tutan ilk etkendir denilebilir, çünkü hikâyeyi çarpıcı kılan asıl meseleyi filmin sonlarına doğru vermesi her ne kadar biraz risk de olsa izleyeni perdeye kilitlemeyi başarmıştır.  Wilde’ın başarısının yanı sıra Silberman’ın başarılı senaryosu da filmi film yapan en büyük etkenlerden biriydi. İyi bir hikâye ve akıllıca çekilmiş bir film, seyirciyi oldukça tatmin etmiştir bence. Oyunculuklara gelecek olursak genel olarak başarılı oyuncu kadrosunun yer aldığı filmde Florence Pugh’un oyunculuğu göz dolduracak nitelikteydi. Etkileyici sahnelere şahit olduğumuz filmde Harry’nin yanı sıra Florence’in oyunculuğu kendine hayran bırakır nitelikteydi.  Beni rahatsız eden tek şey film biter bitmez isminin hiç de doğru seçilmediğiyle alakalıydı. Kesinlikle “Don’t Worry Darling” diyebileceğim bir film değildi. Benim beklentilerimi üstünde karşılayan filmle alakalı her ne kadar çok fazla spoiler içeren bir yazı yazsam da eğer izlemeden okuduysanız da henüz vizyona girmişken mutlaka izlemenizi öneririm. İzlemenin ve hikayeyi Alice ile yaşamanın zevki eminim ki çok farklı olacaktır.

Don’t Worry Darling: Zorla Güzellik Olur Mu?

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap