Ana sayfa » Captain America and The Winter Soldier: Sezon İncelemesi

Captain America and The Winter Soldier: Sezon İncelemesi

Yazar: Ahsen Aktaş

Captain America and The Winter Soldier: Sezon İncelemesi

Marvel ve Disney+ ikinci işbirliği olan The Falcon and The Winter Soldier 6. Bölümüyle final yaptı. Dizi MCU’nun yeni Captain America’sını tanıttığı, ırkçılık, birlik ve beraberlik duygularını işlediği aksiyon sahneleriyle dolu final bölümü ardından Captain America 4 için heyecanla bıraktı.

Aksiyon sahnesiyle ve yeni Captain America ile başlayan bölüm ortalamanın üzerine çıkamayan bir final bölümü olmuş. İşlenen konular çok iyi olsa da bir şeyler eksikti bölüm boyunca ve hatta sezon boyunca. Tam olarak ne olduğunu adlandıramasam da WandaVision’da yaşadığımız hype eksikti denilebilir. Diziyle ilgili yazdığım diğer yazılarda bahsetmiştim biraz Captain America: The Winter Soldier havasında ilerlediğini. Bu hava 2 saatlik bir film için güzel çünkü replikler yerli yerinde, aksiyon sahneleri göz dolduruyor, olay örgüsü ve vermek istediği mesaj anlamlı. Fakat bunu 6 bölümlük mini diziye uyarlamaya çalıştığınızda akılda kalıcı birkaç sahne haricinde insanı izlerken sıkan bir durum oluyor.

5. bölüm ne kadar yavaş geçtiyse 6. Bölümü de bir o kadar aceleye getirmişler gibi bir hava vardı genel olarak finalde. Birinci bölümden beri Bayrak Parçalayanlar’ın büyük saldırısını beklediğimiz sezon boyunca süper asker serumlu üyelerin aksiyon sahneleri hariç pek bir olayı yoktu. Dünyaya vermek istedikleri mesaj ne kadar iyi olsa da yöntemleri sorunlu olması sebebiyle sempati duyamadığınız ve hakkında tam olarak ne düşüneceğinize karar veremediğiniz bir örgüt olarak kalıyor Bayrak Parçalayanlar. Dizinin baş kötüsü olan Karli Morgenthau ise diğer Captain America villainlarına oranla sınıfta kalıyor.

Finalde yaşadığımız bir diğer olay ise Peggy Carter’ın yeğeni olan Sharon Carter’ın kötü adam olarak karşımıza çıkması. Bu hamleyle Marvel ne yapmak istemektedir? Carter soyadına bir hakaret olarak alıyorum bu hamleyi. Tabi şöyle bir durum da olabilir: Captain Marvel ile MCU’ya giriş yapan skrullları sık göreceğimiz kesin. Zaten WandaVision finalinde de karşımıza çıkmıştı, yani demem o ki Sharon Carter bir skrull olabilir mi? Eğer durum buysa seni sorguladığım için affet Kevin Feige… Değilse hiç yerinde bir hamle olduğunu düşünmüyorum. WandaVision ile teori ortaya atarken biraz sakin kalmam gerektiğini öğrendim o yüzden emin değilim asla bu olasılıktan.

Sorunlu birkaç yerden bahsettikten sonra güzel kısımlarına gelecek olursak eğer siyahi cap Sam Wilson ile başlamak gerekiyor. Avengers: Endgame sonunda geçmişte kalıp Peggy Carter ile hep özlemini kurduğu hayatı yaşamaya karar veren Steve Rogers’tan sonra kalkanı ve Captain America unvanı boşta kalmış hayranlar Sam Wilson ve Bucky Barnes arasında kalmıştı. Dizi bizi John Walker “The US Agents” seçimiyle bir süreliğine hayal kırıklığına uğratmıştı. Fakat final bölümü öyle güzel başladı ki “John Walker kim ya??” moduna girmemiz çok çok daha kolaylaştı. Siyahilere karşı artan ırkçı davranışlar sonunda tabi Marvel’dan başka bir hamle beklemiyorduk. Olay ırkçılık karşıtı olduğunu göstermek olmasa bile Captain America olarak Sam Wilson’ı görmek benim çok daha hoşuma gitti. Bucky Barness’ı ne kadar çok sevsem de kaptanlık vasfı yok ama sağ kol olarak çok iyi bir karakter diyebilirim. Çok mu sert oldum kaptanlık vasfı yok derken bilemedim ama göndermeyi anladınız bence. Kostümü ne ara hazırladı gibi saçma konulara girmeyeceğim ki kostümün hayranı olduğumu da söyleyemem; Sam’in kostümü Scarlet Witch havasını veremedi.

İkinci olarak da Bucky’nin değişimini görmek, gelişimini takip edebilmek çok güzeldi sezon boyunca. Zaten öncesinde sempati duyduğumuz bir karakterin daha iyiye gittiğini görmek duygusaldı biraz; Bucky ile cefasını da sefasını da birlikte çektik izleyenler olarak.

John Walker ise sezon başından beri benim için çok sevimli olmayan bir seçimdi. Çizgi roman evrenine hakim biri olarak The US Agent olduğunu zaten biliyordum ama villain olmasına çok az kalmışken sonda iyi tarafa geçmesi sempatimi arttırdı. Senin hakkında kötü şeyler yazdığım için özür diliyorum sevgili John fakat egon yüzünden seni tanıyamadık bir süre. Neyse sonuç olarak hikayesi güzel bitti gibi duruyor. Bakalım nelerle karşılaşacağız bu karakterle.

Aksiyon sahnelerine değinmek istiyorum bir kez daha ama daha derinlemesine inelim bu sefer. Bucky’nin aksiyon sahnelerine Captain America: The Winter Soldier filminden beri alışığız. Bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı; filmde assasin, dizide ise hayatına devam etmeye çalışan yorgun bir assassin izledik. Ama gerçekten hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı HİÇBİR ZAMAN. Yeni Captain’ımız Sam Wilson’ın ise beşinci bölümde olan kalkan sahneleri çok güzeldi. Elinin alışmasını izledik de denilebilir. Final bölümündeki kavgalarda süper askerlere karşı biraz sönük kalsa da – ki bu çok mantıklı – izlemesi zevkliydi yine de. Süper askerlerin aksiyon sahneleri ise akıcı ve güzeldi, göze batan “Dandik yaa!” denilebilecek herhangi bir sahne yoktu.

Son olarak Sam’in İsaiah Bradley için yaptırdığı büst çok güzel bir dokunuş olmuş finalde eklemeden geçmek istemedim. Yavaş tempoda, fena olmayan bir şekilde yazılmış ama WandaVision etkisi yaratamamış bir dizi oldu benim için The Falcon and The Winter Soldier. Captain America 4’te Sam ve Bucky ikilisini görmek için sabırsızlanıyorum. Ama ondan önce Loki yazılarında görüşmek üzere!

Captain America and The Winter Soldier: Sezon İncelemesi

Ahsen Aktaş’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap