Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Büyük İstanbul Depresyonu: Evimizin İçi Kadar Gerçek

Büyük İstanbul Depresyonu: Evimizin İçi Kadar Gerçek

Yazar: Cansu Altıntaş

Büyük İstanbul Depresyonu: Evimizin İçi Kadar Gerçek

39.İstanbul Film Festivali’nde gösterimini Kısalar’da yapmış olan ve sonrasında 26.Saraybosna Film Festivali, 8.Boğaziçi Film Festivali ve 53.Siyad Ödülleri’nden farklı kategorilerde ödüllerle dönen Büyük İstanbul Depresyonu 2 Mayıs 2022 itibariyle Mubi Türkiye kataloğunda yerini aldı. Filmin oyuncu kadrosunda Nazlı Bulum, Kübra Balcan ve Şebnem Hassanisoughi yer alıyor. Nazlı Bulum, Didem olarak filme yakışır bir depresyon sergilerken aynı zamanda da filmin yapımcısı. Senaryo ve yönetmenlik ise Zeynep Dilan Süren’e ait.

Filmde Didem ve Ayşe isimli iki genç arkadaşın ‘’Büyük İstanbul’’da sıkışıp kaldıkları bir evin içinde verdikleri mücadeleyi izliyoruz. Verilen mücadele; yaşam şartlarına, çaresizliğe, işsizliğe, gençlik problemlerine ve hayal kırıklıklarına karşı. Film 2020 yapımı olmasına rağmen bugün yine aynı şiddetle hatta daha fazlasıyla vuruyor gerçekliğini yüzümüze ve filmin hikâyesini bu anlamda değerli buluyorum çünkü hepimize çok tanıdık. Sadece hikâye değil 20 dakikada bize geçirilen karakter duygu durumları, hisleri de tanıdık. Tabi burada Nazlı Bulum ve Kübra Balcan’ın oyunculuğunun hakkını vermek gerekiyor. Didem’in yaşadığı olumsuzluklar karşısında umudunu yitirmiş bir halde, İstanbul’un birbirine girmiş nefes almayan binaları arasındaki evinde Büyük İstanbul Depremi fantezisini anlattığı sahnede ya da 100 aboneli kanalına makyaj videosu çektiği sahnede Nazlı Bulum olabildiğince temiz şekilde aktarıyor duyguyu. Filmde Didem’in aksine daha umutlu kalabilen Ayşe’nin pek bir şey değiştiremediği hayatında saçlarının rengini değiştirmesi, kendinden daha kötü halde olan arkadaşını toparlama görevini üstlenmesi gibi güzel sahneler de izliyoruz.

Filme dair öğrendiğim bir detay senaristin bu senaryoyu filmin geçtiği evde yazmış olması. Bu bilgiyle birlikte filmin bugünlerde Didem ve Ayşe’ye benzer zorluklar yaşayan herkese ‘Yalnız değilsiniz’ mesajını vereceğini söyleyebilirim hiç kuşkusuz. O yüksek binalar arasında kalmış yıkık dökük evlerde yaşayan, büyük hayalleri depreme evrilmiş pek çok genç var ve Büyük İstanbul Depresyonu da bu gençlerden ikisinin tutunma çabalarına kısa ama dokunaklı bir bakış atmamızı sağlıyor. Elbette şuan sadece İstanbul özelinde değil filmin konusu çünkü mekan sadece bir dokunuş. Didem gibi hisseden pek çoğumuzun derdi zaman ve mekandan ziyade durumlarla ilgili çünkü. Yaşanan yer ve zamanın problemleri ise ekstra sancı oluyor.

Filmin yönetmenliği de derdi dile getiriş şekli de yalın. Anlatılan zaten başlı başına büyük bir gürültü olduğu için filmin bu şekilde çekilmiş olmasını sevdim. Filmde Neşeli Günler filmine yer verilmesi de bugün ile geçmiş arasındaki farkın altını çizerek neşeli günlere olan özlemimizi artırıyor ve Büyük İstanbul Depresyonu halimize tercüman kısa filmler arasında özel yerini alıyor.

Büyük İstanbul Depresyonu: Evimizin İçi Kadar Gerçek

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap