Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Sue Kim’in yönettiği, BLACKPINK üyelerinden Lisa’nın solo kariyerine odaklanan belgesel film Always Lalisa, 12-14 Ekim’de ülkemizde seçili salonlarda seyirciyle buluştu. Filmde, dünyaca ünlü K-pop grubu BLACKPINK’in rapçisi olarak kazandığı şöhretin ardından, grubun faaliyetlerine ara verdiği bir yıl boyunca solo kariyerini inşa etmeye çalışan Lisa’nın kendi sanatsal kimliğini yeniden tanımlama çabasına tanıklık ediyoruz.
BLACKPINK’i yöneten YG Entertainment isimli şirket tarafından yoğun baskıya maruz kalması nedeniyle kendi yeteneğinden şüphe duyan Lisa, kariyerinin başında sayısız kez tökezliyor. Yabancı düşmanlığı, zorbalık ve hatta ölüm tehditleriyle yüzleşmesine rağmen kendi yolunu çizmek adına her fırsatı değerlendiriyor. Always Lalisa, başarıya ulaşmaktan çok, başarıyı kendi koşullarıyla tanımlamanın ilham verici bir portresini sunması açısından oldukça kıymetli bir yapım.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Kehanetten Kimliğe: “Lalisa”
Filmin ismi, sanatçının kimliğine dair ilginç bir hikayeye dayanıyor. Pranpriya Manobal ismiyle dünyaya gelen Taylandlı sanatçının adı Lisa. “Lalisa” ise bir sahne ismi olmanın ötesinde, onun kaderini belirlediği düşünülen ve daha sonra resmi adının da bir parçası haline gelen bir isim. Çocukken annesinin danıştığı bir falcı, küçük kıza şans ve övgü getireceğine inanarak adının değiştirilmesini öneriyor. Böylece Lisa, Tayca’da “övülmeye layık olan” anlamına gelen “Lalisa” ismini alıyor.
Filmin, sanatçının dünya çapında tanınmasını sağlayan sahne adı Lisa yerine tam adıyla anmayı tercih etmesi, BLACKPINK imajının ötesinde kendi kimliğini inşa etmeye çalışan Lalisa’nın hikayesiyle de örtüşüyor.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Altın Kafesten Özgürlüğe
BLACKPINK üyelerinin ve şirketin ortak kararıyla verilen bir yıllık aranın başında Lisa, yakın arkadaşı ve YG’deki kişisel menajeri Alice ile birlikte kendi şirketi LLOUD’u kurarak solo kariyerindeki ilk adımı atıyor. Grup üyeliği devam etse de 2023 sonunda YG ile bireysel sözleşmesini yenilememesi ve isim haklarını devralması, profesyonel hayatında ilk kez bağımsız hissetmesine olanak sağlıyor.
Bu bağımsızlaşma sürecini anlamlandırmak için filmde de sıkça üzerinde durulan, YG’nin Lisa ve diğer üyeler üzerinde kurduğu baskıcı tavra bakmak gerekiyor.
K-pop müzik sektörünün yozlaşmış denebilecek kadar katı kurallara sahip olduğu ve bu alanda sanatçıların bireysel özgürlüklerinin ticari çıkarlar uğruna göz ardı edildiği biliniyor. Lisa’nın YG Entertainment bünyesinde geçirdiği süre ise sistemin sanatçılar üzerindeki tahakkümünün ne denli ileri gidebildiğini gösteren örneklerden yalnızca biri.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Şirket, üyelerin bireysel özgürlüklerini neredeyse tamamen ortadan kaldıracak kadar katı kurallar uygulayabiliyor. Sözleşmeleri devam eden üyeler sürücü belgesi alamıyor, alkol kullanamıyor; romantik ilişkilerini gizli tutmak zorunda kalıyor veya bu ilişkiler konusunda tamamen kısıtlanıyor. Ne zaman ve nerede bulunacakları daima kontrol altında tutuluyor. Öyle ki insan, kendini yaşayan bir sanatçıdan ziyade bir Sims karakteri gibi hissediyor olmalı.
Lisa’nın YG’den bağımsızlaşma isteğini BLACKPINK’ten uzaklaşma arzusuyla bir tutmamak gerekiyor. Aksine, film boyunca grup üyelerine duyduğu sevgi ve BLACKPINK’in bir parçası olmaktan duyduğu mutluluk hissediliyor. Verdikleri ara sona erip de Deadline turnesi için yeniden bir araya geldiklerinde Lisa’nın yaşadığı tuhaf his, yıllardır içinde bulunduğu düzenle arasına giren mesafeyle de ilişkili görünüyor.
Üstelik telif hakları nedeniyle belgeselde Lisa’nın grup arkadaşı olan diğer üyelere sınırlı yer verilmesi ve YG’de yetiştirildiği döneme ait görüntülerin kullanılmaması, kendi geçmişinin oldukça önemli bir bölümüne bile ne kadar kısıtlı erişebildiğini gözler önüne seriyor.
Grubun geleceğinin nasıl şekilleneceğini hiç kimse bilmese de üyelerin bu şirket bünyesinde devam ettikleri sürece kendi hikayelerini ne ölçüde anlatabilecekleri belirsizliğini koruyor.
Kendi Yeteneğine Yabancılaştırılmak
Filmde üç ayrı dilde, Tayca, Korece ve İngilizce röportajlar veren Lisa, YG’ye yönelttiği eleştiriler sırasında özellikle Korece konuşmayı tercih ediyor. Çünkü sesinin duyulduğundan emin olmak istiyor. Bu tercihin yalnızca şirkete yönelik eleştirileriyle değil, yabancı kimliği nedeniyle toplumsal baskının oldukça yoğun olduğu Güney Kore’de maruz kaldığı dışlanma ve aşağılanmayla da ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Tayland’da düzenlenen seçmelerde 4.000 kişi arasından seçilerek YG bünyesinde yetiştirilmeye hak kazandığı günden itibaren bir yabancı olarak konumlandırılan Lisa, henüz on dört yaşındayken Güney Kore’ye taşınıyor. Konuşulan dili bilmediği halde öğrenme sürecini kolaylaştıracakları yerde, eğitmenlerine kendisiyle İngilizce konuşmamaları yönünde talimat verilmesi nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyor.
Yeni bir dilin ve kültürün içinde bocalayarak kendine yer açmaya çalışması, kariyerinin başlangıcından itibaren önüne konan engellerin yalnızca bir kısmı. Sanatçının şarkı söyleme yeteneği, henüz çocukken eğitim aldığı dans stüdyosunun hocası tarafından keşfedilip teşvik edilirken YG yetkilileri, eleme sürecinde Lisa’yı sesinin şarkı söylemekten ziyade rap yapmaya uygun olduğuna ikna etmeye çalışıyor.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Elenme korkusuyla aylardır üzerinde çalıştığı provaları bir kenara bırakıp tamamen yeni bir çalışma hazırlamak zorunda kalması, özgüvenine de küçümsenemeyecek ölçüde zarar veriyor. BLACKPINK şarkılarında genel olarak rap kısımlarını üstlenen Lisa, ancak LLOUD’u kurup kendi solo albümü üzerinde çalışma fırsatı elde ettiğinde bu durumu telafi etme şansı yakalıyor.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Nefretin Engelleyemediği Bir Azim
LLOUD bünyesinde çıkardığı ilk albümü Alter Ego ile Lisa, bu kez beş farklı kişilik yönünü ve müzik tarzını benimsediği bir konseptle dinleyicilerin karşısına çıkıyor. Albümün merkezinde yer alan alter egolar, sanatçının tek bir müzik türüne ve imaja bağlı kalmama arzusunu yansıtıyor. Ancak bu iddialı konsept, ne eleştirmenlerde ne de dinleyicilerde Lisa’nın umduğu karşılığı bulabiliyor ve sanatçı geniş çaplı bir nefret dalgasının hedefi haline geliyor.
Müzikal tercihleriyle sınırlı kalmayan tepkiler, kişiliğinin hedef alınmasından sosyal medyada zorbalığa ve hatta ölüm tehditlerine kadar uzanıyor. Bunların onu yıldırması, hatta korkutması gerekirken Lisa, kendi ayakları üzerinde durma ve K-pop idolü imajından sıyrılarak küresel bir yıldıza dönüşme konusundaki kararlılığını daha da pekiştiriyor.
The White Lotus dizisinin üçüncü sezonunda oyunculuğa adım atması, Oscar töreninde sahne alması ve Coachella’da sergilediği performansla festival sahnesini adeta ele geçirmesi, kariyerini kendi koşullarıyla şekillendirme çabalarının somut karşılıkları oluyor.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
BLACKPINK’in verdiği ara süresince bir an bile durup dinlenmeden kendini geliştirmeye adanan Lisa, dünyanın en başarılı koreograflarıyla çalışıyor. Coachella performansının neredeyse tamamında mikrofonunu açık tutarak canlı vokal yeteneğini de tüm dünyaya kanıtlıyor.
Kendi Hikayesinin Başrolünde, Her Zaman Lalisa
Filmin prova ve konser sahneleri, Lisa’nın sahne enerjisini, koreografilere kusursuz hakimiyetini ve seyircisiyle kurduğu bağı oldukça etkileyici bir biçimde yansıtıyor. Kamera, performansların görkemini ve Lisa’nın sahnedeki özgüvenini yakalamayı başarırken onun kısa bir süre içinde nasıl bir sahne sanatçısına dönüştüğünü de görünür kılıyor.
Lisa’nın hayranlarıyla kurduğu içten iletişimden Coachella sürecinde yeteneğine duyduğu güveni tazelemesine, çocukluk arkadaşlarının ve ailesinin röportajlarında ortaya çıkan samimi ve duygusal anlardan sahnedeki ışıltısına kadar pek çok ana tanıklık etmemiz, Always Lalisa‘yı bir yıldızın kariyer basamaklarını sıralayan sıradan bir belgesel olmanın çok ötesine taşıyor.

Always Lalisa: Kendi Adına Konuşabilme Mücadelesi
Dürüst ve eğlenceli anlatımı, her anında sürükleyiciliğini koruyan kurgusuyla film, izleyicisini bir an bile kaybetmeden Lisa’nın dünyasına çekmeyi başarıyor. Bütün bunların sonunda geriye yalnızca kendi sahnesini sıfırdan yaratmayı başaran bir sanatçının başarı hikayesi değil, başkalarının onun adına çizdiği sınırların dışına çıktığında neler yapabileceğini kendine ve herkese kanıtlayan bir Lisa portresi kalıyor.
Belgeselin sonunda, filmin ismine de ilham veren “I was always Lalisa” cümlesi, sahne adı ve küresel şöhretinin ardında kalan Pranpriya’yı geride bırakmak yerine izleyiciye en başından beri kim olduğunu bildiğini ve bugün geldiği noktada kendisini yeniden tanımlamak zorunda olmadığını hatırlatıyor.
Sanatsal özgürlüğünü yeniden keşfeden Lisa’nın 23 Ekim’de yayımlanacak yeni mini albümü Press Play için şimdiden kulak kabartmanızı öneriyorum. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!