Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriVoicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Yazar: Aleyna Şimşekliel
Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Leah McKendrick’in yazıp yönettiği Voicemails for Isabelle, ilk bakışta romantik komedi gibi görünen ama aslında yas, kardeşlik, yalnızlık ve iyileşme üzerine kurulan duygusal bir film. Başrollerinde Zoey Deutch, Nick Robinson, Nick Offerman ve Ciara Bravo’nun yer aldığı yapım, ölen kız kardeşi Isabelle’e hâlâ sesli mesajlar bırakmaya devam eden Jill’in hikâyesini anlatıyor. Jill, San Francisco’daki karmaşık hayatını, aklına gelen komik ya da acı şeyleri, içinden atamadığı duyguları Isabelle’in eski numarasına anlatmayı sürdürüyor. Fakat bu numara artık Austin’de yaşayan Wes adında bir yabancıya aittir. Wes mesajları dinledikçe Jill’in dünyasına uzaktan dahil olur ve zamanla hiç tanımadığı bu kadına karşı tuhaf bir yakınlık hissetmeye başlar.

Ben filmi izlerken en çok bu fikrin hem tatlı hem de biraz rahatsız edici tarafına takıldım. İlk anda “Ne kadar romantik bir çıkış noktası” diye düşünüyorsunuz ama sonra durup “Aslında bu mesajları dinlemesi doğru mu?” diye sormadan edemiyorsunuz. Çünkü Jill bu mesajları bir yabancı duysun diye bırakmıyor; ölen kardeşiyle bağını tamamen koparmamak için bırakıyor. Film de bana kalırsa en ilginç yerini tam bu noktada buluyor.

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Yasın İçinden Kurulan Bir İletişim

Voicemails for Isabelle’in merkezinde romantizmden önce yas var. Jill’in Isabelle’e sesli mesaj bırakmaya devam etmesi dışarıdan bakınca garip görünebilir ama film bunu çok abartılı bir dram gibi göstermiyor. Daha çok, insanın kaybettiği biriyle konuşmaya devam etme ihtiyacını anlatıyor. Bunu izlerken çok yapay hissetmedim; çünkü bazen insan söyleyecek bir şeyi kalmadığını sansa bile, kaybettiği kişiye içinden konuşmaya devam ediyor.

Jill’in mesajları bu yüzden filmin en samimi tarafı olmuş. Bazen çok sıradan şeyler anlatıyor, bazen komik bir şey söylüyor, bazen de bir anda acısı ortaya çıkıyor. Bu iniş çıkışlar bana gerçekçi geldi. Çünkü yas dediğimiz şey hep büyük ağlama sahnelerinden ibaret değil. Bazen günün ortasında, çok normal bir şey yaparken insanın içine düşen boşluk gibi ilerliyor.

Filmin adı da bu yüzden güzel çalışıyor. Voicemails for Isabelle, sadece Isabelle’e bırakılan mesajları değil, Jill’in hayata tutunma şeklini de anlatıyor. Isabelle artık yok ama Jill’in onunla konuşma isteği devam ediyor. Bana göre film, romantik hikâyesinden çok bu tarafıyla daha güçlü.

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Jill ve Wes İlişkisinin Romantik Ama Tartışmalı Tarafı

Zoey Deutch’un canlandırdığı Jill, filmin duygusal merkezini taşıyor. Jill’i izlerken çok “kusursuz romantik komedi karakteri” gibi hissetmedim; aksine dağınık, bazen komik, bazen sinir bozucu, bazen de gerçekten kırılgan biri gibi duruyor. Bu da karakteri daha canlı yapıyor. Özellikle sesli mesaj bıraktığı anlarda onu daha yakından tanıyoruz.

Nick Robinson’ın canlandırdığı Wes ise benim film boyunca tam emin olamadığım karakter oldu. Bir yanıyla sempatik ve yalnız biri gibi duruyor. Jill’in mesajlarını dinledikçe ona yakınlık kurmasını anlayabiliyorsunuz ama diğer yandan bu mesajları dinlemeye devam etmesi gerçekten sınır ihlali gibi. Ben Wes’e tam olarak güvenip güvenemediğimi film boyunca çözemedim. Belki de hikâyeyi izlenebilir kılan şey biraz da bu kararsızlıktır.

Film de bu durumu tamamen yok saymıyor ama bence biraz daha cesur olabilirdi. Çünkü çıkış noktası romantik komedi için çok tatlı görünse de işin içinde birinin özel acısına izinsiz dahil olmak var. Bu yüzden Jill ve Wes arasındaki bağ sadece “kaderin oyunu” gibi değil, aynı zamanda tartışmalı bir yakınlık gibi de okunuyor.

Kardeşlik Duygusu ve Isabelle’in Yokluğu

Ciara Bravo’nun canlandırdığı Isabelle, hikâyede fiziksel olarak çok fazla yer kaplamasa da filmin duygusunu belirleyen kişi aslında o. Isabelle’in yokluğu, Jill’in konuşmalarında, davranışlarında ve boşluklarında sürekli hissediliyor. Ben filmi izlerken romantik hikâyeden çok kardeşlik tarafına daha fazla bağlandım. Çünkü Jill’in Wes ile bağlantısı bile aslında Isabelle’e bıraktığı mesajlar sayesinde oluşuyor.

Açıkçası uzun zamandır bir filmde bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Filmin romantik tarafı izlenebilir olsa da beni asıl yakalayan şey Jill ile Isabelle arasındaki kardeşlik bağı oldu. Bir kardeşi kaybetmenin sadece büyük acı sahneleriyle değil, günlük hayatın içinde eksilen küçük alışkanlıklarla anlatılması çok etkileyiciydi. Jill’in Isabelle’e hâlâ gününü anlatmak istemesi, ona kızması, onu özlemesi ve bazen de sanki hâlâ cevap verecekmiş gibi konuşması bana çok gerçek geldi. Bence film kardeşlik bağını abartılı cümlelerle değil, daha sade ve içten anlarla anlattığı için duygusu daha güçlü geçiyor.

Burada film güzel bir şey yakalıyor: Kaybedilen kişi bazen hikâyede görünmese bile herkesin hayatını etkilemeye devam eder. Isabelle de tam olarak böyle bir karakter. Onu uzun uzun görmesek bile Jill’in kimliğinde, mizahında ve yarım kalmış duygularında varlığını hissediyoruz.

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Açıkçası film beni en çok Jill’in Isabelle’e hâlâ gününü anlatmaya çalıştığı küçük anlarda yakaladı. Büyük dramatik sahnelerden çok, gündelik cümlelerdeki eksiklik daha etkileyiciydi. Birine “Bugün şunu yaşadım” diyememek bile bazen büyük bir kayıp gibi hissettirebiliyor. Filmin kalbi bence tam da burada atıyor.

Romantik Komedi Tonu ve Teknik Anlatım

Voicemails for Isabelle, ağır bir yas hikâyesi anlatmasına rağmen kendini tamamen karanlık bir tona bırakmıyor. Komedi unsurları ve romantik komedi ritmi filmi daha kolay izlenir hâle getiriyor. Nick Offerman’ın olduğu sahneler bu dengeye sıcaklık katıyor. Onun karakteri, filmin fazla ağırlaşmasını engelleyen yanlardan biri gibi duruyor.

Teknik açıdan bakınca filmin en önemli tarafı sesli mesaj fikrini gerçekten merkeze koyması. Jill’in sesi, bazen görüntüden daha fazla şey anlatıyor. Bu da karakterin yalnızlığını daha doğrudan hissettiriyor. San Francisco ve Austin arasındaki mesafe de hikâyeye güzel bir ayrılık duygusu katıyor. İki karakter aynı duygusal hatta bağlanıyor ama fiziksel olarak birbirlerinden uzaktalar.

Yine de film bazı yerlerde romantik komedi formülüne fazla yaslanıyor. Özellikle Wes’in Jill’e yaklaşma süreci daha zor ve daha gerçekçi işlenebilirdi. Ben bazı sahnelerde “Bu kadar kolay ilerlememeli” diye düşündüm. Çünkü hikâyenin çıkış noktası hassas ve bu hassasiyet biraz daha fazla sorgulansaydı film daha güçlü olabilirdi.

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Genel Değerlendirme

Voicemails for Isabelle, romantik komedi kalıbını yas ve kardeşlik temasıyla birleştiren sıcak, duygusal ve yer yer tartışmalı bir film. Benim için filmin en güçlü tarafı kesinlikle kardeşlik bağıydı. Uzun zamandır bir filmde bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum; çünkü Isabelle’in yokluğu, Jill’in hayatında sadece büyük bir kayıp olarak değil, her gün tekrar hissedilen bir eksiklik olarak anlatılıyor. Kaybı büyük sözlerle değil, günlük hayatın içine sızan küçük boşluklarla göstermesi filmi daha sahici kılıyor. Jill’in sesli mesajları hem komik hem de acı olduğu için hikâye duygusal olarak izleyiciye daha güçlü geçiyor.

Buna rağmen film kusursuz değil. Wes’in mesajları dinleme meselesi romantik bir tesadüf gibi sunulsa da bu durumun rahatsız edici tarafı daha derin işlenebilirdi. Ayrıca bazı sahnelerde romantik komedi formülü, hikâyenin daha cesur tarafını yumuşatıyor. Yine de Zoey Deutch ve Nick Robinson’ın uyumu, Leah McKendrick’in sıcak anlatımı ve Isabelle’in yokluğunun hikâyeye kattığı duygu filmi izlenebilir kılıyor.

Sonuç olarak Voicemails for Isabelle, sadece bir aşk hikâyesi değil; kaybettiğimiz insanlarla konuşmayı içimizde nasıl sürdürdüğümüzü anlatan samimi bir film. Çok büyük sürprizler sunmuyor ama sıcaklığıyla kendini izlettiriyor. Benim için filmden kalan duygu şu oldu: Bazen birine bıraktığımız mesaj, aslında ona değil, kendi iyileşmeye çalışan tarafımıza gider.

Ekranom Puanı: 7/10

Voicemails for Isabelle: Yasın İçinden Geçen Beklenmedik Bir Aşk Hikâyesi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...