Shiva Baby: Kaygının, Baskının ve Genç Yetişkinliğin Boğucu Portresi
2020 yapımı Shiva Baby, yönetmen ve senarist Emma Seligman’ın ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen izleyicide güçlü bir etki bırakmayı başaran, alışılmışın dışında bir komedi/dram örneği olarak karşımıza çıkıyor. Film, süresi oldukça kısa olmasına rağmen (yaklaşık 77 dakika) yarattığı yoğun atmosfer, karakterler arası gerilim ve izleyicide uyandırdığı ikinci el utanç hissiyle uzun süre akılda kalıyor. Shiva Baby, klasik anlamda “eğlenceli” bir film olmasa da kaygı ve baskı duygularını mizahla harmanlayarak oldukça özgün bir anlatım sunuyor.
Shiva Baby Filminin Konusu: Bir Yas Töreninde Tırmanan Klostrofobik Gerilim
Film, genç bir üniversite öğrencisi olan Danielle’in bir şivaya (Yahudi yas töreni) katılmasıyla başlıyor. Daha filmin ilk dakikalarından itibaren izleyici, Danielle’in iç dünyasındaki huzursuzluğu ve tedirginliği hissetmeye başlıyor. Danielle, ne yapmak istediğinden emin olmayan, ailesinin beklentileriyle kendi arzuları arasında sıkışıp kalmış bir karakter. Film ilerledikçe onun hayatındaki neredeyse tüm belirsizlikler ve sırlar, tek bir evin içinde, dar bir zaman diliminde üst üste gelerek patlama noktasına ulaşıyor.

Shiva Baby (2020): Danielle (Rachel Sennott) & Max (Danny Deferrari)
Shiva ortamı, filmin en güçlü metaforlarından biri. Yas, normalde sessizlik ve saygı ile ilişkilendirilirken filmde tam tersine sürekli konuşulan, sorgulanan ve yargılanan bir mekâna dönüşüyor. Danielle’in akrabaları, aile dostları ve tanıdıkları, iyi niyetli gibi görünen ama fazlasıyla bunaltıcı sorularıyla genç kadının üzerine geliyor: “Okul nasıl gidiyor?”, “Sonra ne yapacaksın?”, “Bir erkek arkadaşın var mı?” Bu sorular, özellikle genç yetişkinlik döneminde birçok kişinin aşina olduğu toplumsal baskıyı temsil ediyor ve film bu baskıyı izleyiciye adeta fiziksel olarak hissettiriyor. Bu sayede film belki de birçok gencin kendisinde bir şeyler bulduğu bir yansımaya dönüşüyor.
Karakter Analizi ve Toplumsal Baskı: Danielle’in Kaygı Dolu Genç Yetişkinlik Portresi
Filmin gerilimi asıl olarak Danielle’in geçmişi ve sırları üzerinden yükseliyor. Maddi sıkıntılar, karmaşık ilişkiler ve cinsellik konuları, Danielle’in ailesinden gizlediği gerçekler olarak birer birer ortaya çıkma tehdidi yaratıyor. Özellikle Danielle’in “sugar daddy” ilişkisi ve bu ilişkinin beklenmedik bir şekilde aynı ortamda karşısına çıkması, filmin en rahatsız edici ve aynı zamanda en etkileyici anlarını oluşturuyor. Bu sahneler hem komik hem de son derece gergin bir ton taşıyor; izleyici ne güleceğini ne de gözlerini kaçıracağını bilemiyor.
Rachel Sennott’un Danielle performansı, filmin taşıyıcı gücü. Sennott, karakterin kaygısını, utancını ve çaresizliğini mimikleri, beden dili ve hızlı tepkileriyle son derece gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Danielle’in neredeyse sürekli panik hâlinde olması, izleyiciyi de bu panik döngüsünün içine çekiyor. Yardımcı karakterler ise abartılı olmalarına rağmen gerçek hayatta karşılaşılabilecek tipler gibi duruyor; bu da filmin rahatsız ediciliğini artırıyor.

Shiva Baby (2020)
Emma Seligman’ın Yönetmenlik Tercihleri & Rachel Sennott’un Performansı
Emma Seligman’ın yönetmenlik tercihleri de filmin etkisini güçlendiriyor. Tek mekânda geçen film, dar kadrajlar, yakın çekimler ve neredeyse hiç nefes aldırmayan kamera kullanımıyla Danielle’in sıkışmışlık hissini birebir yansıtıyor. Film boyunca mekânın sürekli kalabalık olması, seslerin üst üste binmesi ve karakterlerin Danielle’e fiziksel olarak çok yaklaşması izleyicide bilinçli bir klostrofobi hissi yaratıyor. Bu da Shiva Baby’yi yalnızca izlenen değil, adeta “yaşanan” bir film hâline getiriyor.
Sonuç olarak Shiva Baby, genç yetişkinliğin belirsizliğini, aile baskısını, cinsellik ve kimlik arayışını kısa ama son derece yoğun bir anlatımla ele alan etkileyici bir yapım. Her izleyiciye hitap etmeyebilir; özellikle sakin, rahatlatıcı filmler arayanlar için yorucu olabilir. Ancak kaygıyı, utancı ve toplumsal beklentileri cesurca ele alan filmlerden hoşlananlar için Shiva Baby, unutulması zor, özgün ve çarpıcı bir deneyim sunuyor. Bu film, bazen en büyük krizlerin tek bir odada, birkaç saat içinde yaşanabileceğini güçlü bir şekilde hatırlatıyor.