Ana sayfa » Venom Let There Be Carnage: Vasatlığın Sınırı Yok

Venom Let There Be Carnage: Vasatlığın Sınırı Yok

Yazar: Sadık Dişli

Venom Let There Be Carnage: Vasatlığın Sınırı Yok

Sony’s Spider-Man Universe (SSU)’ün ikinci filmi olan Let There be Carnage’ın yönetmenlik koltuğunda, Gollum ve Ceasar gibi unutulmaz mo-cap rollerini canlandırmış usta oyuncu Andy Serkis oturuyor; Venom kendisinin üçüncü yönetmenlik deneyimi. Filmin oyuncu kadrosu ise; ilk filmden hatırlayacağımız Tom Hardy (Eddie Brock/Venom), Michelle Williams (Anne) bulunuyor. Filmin meşhur villainı Cletus Cassady/Carnage’ı, ilk filmin after-creditinde de gözüken Woody Harrelson, filmin bir diğer villainı Shriek’i ise Naomie Harris canlandırıyor.

Sony’nin, Spider-Man haklarının ortak kullanımı ve karakterin Marvel Sinematik Evreni’nde yer alacak olmasının gelişmesinin hemen ardından, Spider-Man’in villainlarını merkeze alacak, içerisinde Venom, Morbius ve Kraven gibi kötülerin filmlerini bulunduracak yeni bir evren planlaması, biz çizgi-roman filmlerini seven kitle için olumsuz ve istenilmeyen bir gelişmeydi. Bu evrenin ilk adı olan ‘’Sony Pictures’ Universe of Marvel Characters (SPUMC)’’ bile oldukça gülünç duruyordu. Disney’in Fox’u satın alışının ardından Fantastic Four ve X-Men’in haklarını tekrar kazanan ve Spider-Man’i de evreninin içinde bulunduran Marvel Studios’un hala elinde bulunduramadığı böyle projelerin yer alması bütünlüğü bozan ve izleyiciler için kafa karıştırıcı bir durumdu. Özellikle Spider-Man’i içinde bulundurmayacak bir Venom filmi kulağa deli saçması bir proje gibi geliyordu. Nitekim de öyle oldu. 2018 yılında çıkan Venom filmi, karakterin özüne adeta hakaret eden; Venom’u bir villain olmaktan çıkarıp süper kahramana dönüştürmeye çalışan, karakterle dalga geçen, bir filmin yapmaması gereken birçok şeyi yapan berbat bir yapımdı. Ama başrolde Tom Hardy’nin oluşu, Eminem’in aynı ismi taşıyan hit bir şarkı çıkarması, Çin izleyicisinin Venom’a olan yoğun ilgisi filmin 856 milyon dolar gibi çok başarılı bir gişe sonucu almasını sağlamış ve devam filmlerini, Morbius ve Kraven’ın kapılarını sonuna kadar açmıştı.

Lakin ağızlarda iğrenç bir tat bırakan ilk filmin ardından, ikinci filme umut vadeden yönetmen Andy Serkis’in gelişi; Marvel Comics okuyucularının yıllardır beyazperdede göremediği en meşhur villainlardan birinin Carnage’ın filmin kötüsü olarak yer alacak olması bizleri her şeye rağmen heyecanlandırabilmişti. Üstelik filmin fragmanlarının ardından tasarımı oldukça iyi gözüken Carnage neredeyse filme tek başına ‘’hype’’ yaptırıyordu. Ama bunlarla birlikte fragmanda Venom gibi korkulması gereken bir karakterin içine girdiği utanılası zorlama komedi sahneleri, filme karşı endişe sebeplerinden biriydi. Filmin vizyona girmeden önce de açıklanan zamanı bir buçuk saat gibi aşırı kısa bir süre olunca da filme yönelik tehlike çanları yüksek bir sesle çalmaya başlamıştı. Bunlara rağmen Serkis’in o berbat ilk filmden daha kötü bir iş çıkaramayacağını, en azından güzel hatırlanacak bir film ile karşımıza geleceği umudu hep vardı. Ve filmi izledikten sonra da söyleyebileceğim; Andy Serkis bırakın ilk filmi, çizgi-roman uyarlamaları tarihinin gelmiş geçmiş en kötü filmlerinden birine imza atmış. Bu film gerçekten de Marvel isminin altında bir leke olarak duracak olan bir utanç kaynağı. Filmi izledikten sonra bu filme ayırdığınız vakte ya da paraya üzülüyorsunuz. Oldukça düşmüş beklentilere rağmen bu beklentilerin çok daha altında kalmak açıkçası inanılmaz zor bir durumdu ama Andy Serkis bunu hakkıyla gerçekleştirebilmiş.

Yazımızın bu kısmından sonrası filme dair spoilerları içerecek, bizden söylemesi. Filmin yayınlanmasından önce, filmin adının az daha Let There be Carnage yerine ‘’Love Will Tear Us Apart’’ olacağını öğrendik. Filmi izleyen eleştirmenlerin de filme dair yorumu bir romantik-komedi yapımı olduğuydu. Bütün film, bizlere Venom ve Eddie arasında geçen evli çift tartışmalarını, ayrılışlarını ve tekrar kavuşmalarını izletiyor. Evet, yanlış duymadınız; bu film Eddie Brock ve Venom arasında geçen bir romantik-komedi filmi. Yani… Bu fikir kimden çıktı, bu fikre kim onay verdi, insan gerçekten de düşünmeden edemiyor. Profesyonel stüdyolardan böyle fikirlerin onay alması bu sektöre olan inancımızı gerçekten de azaltıyor. Filmin süresi o kadar kısa ki, ne filmin bir giriş kısmı var, ne film gelişme kısmını anlatabiliyor ne de düzgün bir final yapabiliyor. Filmin temposu o kadar berbat ki film hiç bir şeye vakit ayıramıyor ve siz anlayamadan sona eriyor. Film Venom ve Eddie’nin romantik-komediliğine değinirken Carnage’ı unutuyor ve karakterin altını bomboş bırakıyor, karakterin zerre hakkını veremiyor. Carnage öylesine gözüküyor filmde. İlk Venom’un villainı Riot bile meğerse Carnage’ın yanında ne kadar iyi işlenmiş, motivasyonu ve amacı olan bir kötüymüş. Let There be Carnage o kadar kötü bir yapım ki, bir diğer berbat bir film olan Venom’u bile iyi bir filmmiş gibi gösterebiliyor.

Bu tarz filmler her ne kadar kötü olsa da en azından seyircisini aksiyonu ile eğlendirmeyi başarabilir ve salondan güler bir yüz ile ayrılmasına olanak sağlayabilir. Let There be Carnage, kendisinden beklenen onca şeyin zaten yanından geçmediği gibi, izleyicisini keyiflendirecek bir aksiyon bile sunamıyor. Filmde, fragmanda gördüğünüz aksiyon sahnelerinden daha fazlasını bulamayacaksınız. Filmin yaşattığı en büyük hayal kırıklığı da bahsettiğimiz gibi Carnage olmuş. Filmin ortalarında, Cletus’un Eddie’ye yolladığı bir mektup ile Kassady’nin çocukluğuna dair bazı olayları çizim olarak görüyoruz. Bu her ne kadar umut veren bir gelişme olsa da burada sona eriyor Cletus’un karakterizasyonu. Bir de kendisinin Shriek’e olan aşkını görüyoruz, Serkis bu aşkı da yalnızca bir sahne ile izleyiciye geçirebileceğini düşünüyor; başlangıç sahnesi. Hem Carnage, hem Cletus, hem de Shriek o kadar havada kalmış yabancı karakterler ki. Bunları anlatmak yerine, film Eddie ve Venom’un evlilik kavgasının ardından Venom’un Eddie’nin vücudundan çıkıp bir partiye gidişini gösteriyor. Evet, Venom gibi bir karakter bir partide eğlence malzemesi olarak yansıtılıyor seyirciye; bu o kadar utanç verici bir durum ki. Spider-Man’in animasyon serisinde küçükken Venom’dan korkardık, çizgi-roman sayfalarında Peter’ın Venom’dan korkuşunu ve ondan çekinmesini bizler de hissederdik. Şimdi gelinen noktaya bakınca karnı acıkan Venom’un bir kahkaha ürününe dönüştürülmeye çalışılması, gri bölgede kalmasını umduğumuz Venom’un iyi bir karakter olarak yansıtılması… bu karakterin özüne hakaret değilse nedir bilemiyorum. Andy Serkis’in bir daha yöneteceği bir film olursa yakınından geçmemenin gerektiğini bu filmle beraber görmüş oldum ayrıca.

Bu filmin, sadece mid-credit sahnesiyle pazarlandığını gördüğümüzde aklımıza gelen o olayın hemen gerçekleşmesini beklememiştik. Buna rağmen beklenilen şey gerçekleşiyor. Sony’nin Venom karakterini, Tom Holland’ın Spider-Man’i ile buluşturmak istemesi ve buna yönelik çalışması yıllardır bilinen bir şey. Sony elbette bu olayın kendisine nasıl bir gişe başarısı getireceğinin farkında. Filmin mid-credit sahnesinde Eddie’nin yatakta yatarken Venom’un ona simbiyotların çoklu-evrenler aracılığı ile ortak bir bilinç şeklinde bağlı olduğunu açıklaması önce bir acaba dedirttiriyor. Daha sonrasında Venom, Eddie’ye yapabileceklerimizden küçük bir kesit göstereceğim sana diyor ama sonrasında Venom’un da kontrolünün dışında olarak Eddie’nin başka bir evrene ışınlandığını ve odanın dekorunun bir anda değiştiğini görebiliyoruz. Sonrasında da Venom televizyonda kimliği açığa çıkan Spider-Man’i görüyor ve ‘’that guy’’ diyerek televizyonu yalıyor. Venom, MCU’ya girişini yapmış oldu. Bir villain olmayan Tom Hardy’nin Venom’unun Spider-Man ile nasıl düşman olacağı merak edilen bir konuydu. Yaygın bir teorinin söylediği, çoklu-evrenler aracılığıyla ortak bir bilince sahip olan Venom’un, diğer evrenlerde kendisini öldüreni diğer evrenlerde kendisinin düşmanı olan Spider-Man’i bu yol ile hatırlaması. Evet, Venom kendisini Spider-Man 3’te öldüren Spidey’i hatırlıyor. Açıkçası Sony gibi berbat fikirleri olan bir firmanın böylesine akıllıca bir yol seçmiş olması çok şaşırtıcı bir gelişme.

Toparlamak gerekirse; Venom: Let There be Carnage kesinlikle uzak durmanız gereken, düşük beklentilerin çok daha altında kalmış olan utanç verici bir film olmuş. Bu filme vereceğiniz paranın biraz daha üstüne koyarak Spider-Man çizgi romanları alabilir ya da bu filme ayıracağınız vakti başka bir filme ayırabilirsiniz. Çünkü karşımızda kesinlikle yanından geçilmemesi gereken bir facia var. Son sözüm ise, Let There be Carnage ismini ‘’Zehirli Öfke 2’’ olarak vizyona sokan dağıtımcı… Herkesin kendi işine bir saygısı olmalı.

Venom Let There Be Carnage: Vasatlığın Sınırı Yok

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap