The End of Oak Street: Dağılmakta Olan Bir Ailenin Dinozorlarla İmtihanı
Milyonlarca yıl önce yok olmalarına rağmen medyaya tutunan dinozorlar bir kez daha kendilerine yer edindi. Gerek Jurassic Park/World serisinde, gerek Ice Age 3 filminde, gerek de belgeseller’de bir şekilde hayatımızda öyle ya da böyle karşılaştığımız dinozorlar hâlâ ilgi çekici kalabiliyor. Bu vahşi hayvanların doğada ortaya çıkması ve insanlığın buna verdiği tepkiyle yaşanan zorlukları izlemek oldukça keyifli olsa da Jurassic serisinin son 30 senede 7 film çıkarması, her ne kadar bu gibi yapımlardan keyif alan bendeki yerini “Gene bir dinozor filmi mi?” tarzı cümlelere bırakmaya başlamıştı.
The End of Oak Street filminin fragmanlarını birkaç ay önce sinemada gördüğümde de aynen bu tepkiyi vermiştim, fakat bir farkı vardı. Dinozorların günümüz dünyasına gelmesi yerine biz onların gününe gidiyorduk. Bir tık farklı bir konsept olduğundan ve aylardır her filme gittiğimde fragmanını görmekten oluşan merakla filmi izlemeye gittim.
Kadrosundaki tanıdık yüzler olan Ewan McGregor ve Anne Hathaway ise izleme isteği oluşmasına sebep olan başka bir neden. Ewan McGregor’u muhtemelen Star Wars Prequel üçlemesindeki Obi-Wan Kenobi rolüyle, Anne Hathaway’i ise daha birkaç hafta önce beyazperdeyle buluşan The Odyssey filmindeki Penelope rolüyle hatırlarsınız.
Bu yazı spoiler içermeyecektir. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

The End of Oak Street: Dağılmakta Olan Bir Ailenin Dinozorlarla İmtihanı
Filmin Konusu
Boşanmanın eşiğinde olan Denise ve Greg, çocukları Brian ve Audrey’e bunu nasıl söyleyecekleri konusunda anlaşmaya çalıştıkları bir evredeyken kendi evlerini, bütün caddeyi hatta ve hatta bütün mahallelerini kendi zamanlarından milyonlarca yıl öncesinde bulurlar. Her tarafta soyu tükenmiş vahşi hayvanlar varken hayatta kalmak için birbirlerine hiç olmadığı kadar kenetlenmek zorundadırlar.
Bu durumdan bir aile olarak başa çıkıp çıkamayacaklarını ve bir şekilde kendi zamanlarına dönme yolu bulmaya çalışmalarını izliyoruz.

The End of Oak Street: Dağılmakta Olan Bir Ailenin Dinozorlarla İmtihanı
Filmde Neleri Beğendim?
İlk olarak filmde dinozorların nasıl kullanıldığını fazlasıyla sevdiğimi söyleyebilirim. Herhangi bir şekilde evcil değiller, sadece besin zincirinin en üstündeki canlılar gibi hareket ediyorlar. Aynı zamanda bazı sahnelerde oldukça korkutucular. Son zamanlarda çıkan Jurassic filmlerinin hepsi bu tarz element eklemeyi unutmuştu.
Başka bir dinozor günü kurtarmak için başka bir dinozorla dövüşmüyor veya diğer dinozoru yerken insanlar kaçabilsin diye zaman yaratmıyor. Jurassic serisindeki en büyük sorunlardan biri buydu bence, bundan kaçınmış olmaları hoşuma gitti.
Bir başka beğendiğim taraf ise 13 yaş sınırının kullanılış şekliydi. Bu yaş sınırına sahip olmasına rağmen ipin o kadar uç noktasında takılmış ki izlerken şaşırttı. Tabii ki aşırı “gore” öğeler yok ama dinozorların birilerini yemesi ve benzeri sert sahneleri beklemiyordum açıkçası. İzlediğim çoğu 13 yaş üstü filme göre de oldukça tatmin edici seviyede kan kullanılmıştı.
Oyunculuk olarak üst seviye bir performans kesinlikle yok fakat yeterince inandırıcı. Böyle bir gişe filmi için oldukça yeterli bir noktada olduğu için pek gözüme batmadı. Bazı oyuncular fazlasıyla yetersiz olsa da yeterli olanlar durumu toparlayabiliyor.
CGI kullanımı ve komedisi olmasını bekleyeceğiniz kalitede. İkisinde de çok üst seviye bir şey yok, CGI yeterli; komedi de yapılması gereken yerde, abartılmadan yapılmıştı. Bir sahnede tüm salon kahkaha attı bile denebilir neredeyse.
Filmde Neleri Beğenmedim?
Film hakkında biraz bilgisi olan biri bence filme giderken bu bütün mahallenin neden geçmişe bir anda gittiğini merak ederek gitmiştir. En azından ben basın gösterimine gitmeden önce merak ediyordum. Galiba yönetmen merak etmemiş ki filmde bununla ilgili açıklama yok.
Kendisi “Dinozor filmi yapmak istiyorum ama dinozorlar günümüze gelmesinler.” demiş ve çözümü yanıp sönen bir kürede bulmuş. “Küre nereden geldi, neden o mahalle?” gibi sorularınız varsa “sormayın” demiş yazar. Herhangi bir açıklama yok, sadece “Dinozorlar insanları yesin, yazın güzel gişe yapar.” mantığıyla yapılmış gibi hissettirdi.
Karakterleri genel olarak umursayamıyorsunuz. Aile olarak kalabilecekler mi? Anneyle babanın arası düzelecek mi? Yaşayacaklar mı? tarzı düşünceleriniz hiç olmuyor. Hayatında 5 tane film izlemiş biri bile muhtemelen bu soruların yanıtını filme gitmeden önce verebilir.
Evet, oyunculukların çoğu gayet iyi bir düzeyde fakat senaryo o kadar zayıf ki diyalogların kötülüğü ve karakterler arasındaki kimyanın yokluğu herhangi bir umursama uyandırmıyor. Ailenin yaşadıkları sıkıntıları 5 dakikada bir önümüze koyup sonraki 1 dakika içerisinde unutturarak filmin temposunu da kötü etkiliyorlar.
Karakterlerin hepsi sıradan stereotiplerden alınmış. Yazar olma hayalleriyle kitap yazmaya çalışan anne, ergen kız çocuğu, işten işe koşturan, ailesini geçindirmeye çalışırken bir o kadar da onlardan uzak kalan baba, işlevsiz oğlan, sinir bozucu komşu…
Genel olarak aldıkları kararlar o kadar saçma sapan ki bir yerden sonra ekrana bağırarak ne yapmaları gerektiğini söyleyesiniz geliyor. En ufak zeka kırıntısı olmadan hareket ettikleri için de zaman geçtikçe ilginiz düştükçe düşüyor.
Buna rağmen bir şekilde ihtiyaç duydukları anda ihtiyaç duydukları şeyler bir anda belirmeye başlıyor. Bir sıkıntı meydana geliyor, ardından hop diye 5 dakikada çözülüveriyor. Yaşanan olayları da ciddiye almamaya başlıyorsunuz bir yerden sonra.
Filmden spoiler vermeyeceğim ama filmin sonunda kafamı karıştıran çok büyük bir sıkıntı var bence. Biraz paradoks olayına giriyor fakat spoiler vermeden bunun üzerine konuşmam imkânsız, fakat siz izleyince zaten mutlaka anlarsınız.

The End of Oak Street: Dağılmakta Olan Bir Ailenin Dinozorlarla İmtihanı
Son Yorumlarım
Karşımızda Spielberg’in son çıkan Disclosure Day filminden daha Spielberg filmi gibi hissettiren bir film var. Fakat kalite bazında bakarsak aralarında çok bir fark yok. Çok eksiği bulunuyor, evet, eğlenceli bir film ve bazı iyi tarafları var fakat o iyi tarafları filmi kurtarmaya yetmiyor.
Kısaca, beyninizi kapattıktan sonra mısır alıp izleyecek bir şey arıyorsanız bu film tam sizlik. Dinozor aşığı biriyseniz de bu filme mutlaka sinemada gidin. Eğer genel izleyici iseniz ve her sinema salonunu haftalardır dolduran, başka filmlere yer vermeyen The Odyssey ve Spider-Man: Brand New Day yapımlarını izlediyseniz, üstüne hala sinemaya gitmeye doymadıysanız izlemenizi öneririm.
Benim puanım: 2.5/5