Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriNocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Yazar: Halenaz Ekmekçiler
Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Bazı filmler vardır, bittiğinde nasıl hissedeceğinizi bilemezsiniz. Ne tam bir tatmin yaşarsınız ne de bir hayal kırıklığı; bunların ortasında, biraz da huzursuz, biraz da büyülenmiş bir hâlde ekrana bakakalırsınız. Nocturnal Animals benim için tam olarak böyle bir film oldu. İlk izlediğimde galeri sahnesindeki açılışta “Ben şu an ne izliyorum?” diye kendime sorduğumu, finale geldiğimde ise sadece sessizce ekrana baktığımı hatırlıyorum. Sonradan fark ettim ki Tom Ford’un bu filmi, ilk izleyişte hissettirdiğinden çok daha katmanlı bir iş.

Yönetmenliğini ve senaryosunu Tom Ford’un üstlendiği; Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shannon, Aaron Taylor-Johnson, Isla Fisher ve Armie Hammer’ın başrollerini paylaştığı Nocturnal Animals (Türkçe adıyla Gece Hayvanları), 2016 yapımı bir psikolojik gerilim. Film, Austin Wright’ın 1993 tarihli Tony and Susan romanından uyarlanıyor ve Ford’un A Single Man‘den sonraki ikinci uzun metrajı olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazıda hem filmin teknik tercihlerine hem de bana göre asıl anlatmak istediği şeye dair düşüncelerimi paylaşacağım; yer yer hafif, yer yer ağır spoiler içerebilir, baştan söylemiş olayım.

Üç Anlatının Buluştuğu Yer

Nocturnal Animals aslında tek bir film değil; iç içe geçmiş üç anlatı. İlki, Susan Morrow’un (Amy Adams) bugünü: Los Angeles’ta zengin bir sanat galerisi sahibi, mutsuz bir evlilik içinde, geceleri uyuyamayan bir kadın. İkincisi, eski kocası Edward Sheffield’ın (Jake Gyllenhaal) ona postayla gönderdiği Nocturnal Animals adlı romanın içindeki dünya: Texas çöllerinde başlayan ve trajediye sürüklenen bir aile hikâyesi. Üçüncüsü ise Susan ile Edward’ın yıllar önceki ortak geçmişi, aşkları ve ayrılıkları.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Bu yapıyı izlerken benim en çok dikkatimi çeken şey, romanın aslında bir okuma değil, bir hatırlama olarak işlemesiydi. Susan kitabı her açtığında Texas’a gidiyoruz; ama Susan kitabı kucağına bıraktığında onun gittiği yer Texas değil, kendi geçmişi oluyor. Yani Ford burada romanı bir paralel hikâye gibi değil, Susan’ın bilinçaltına uzanan bir merdiven gibi kullanıyor. Edward’ın yazdığı sert, kanlı şiddet, Susan’ın yıllar önce gerçekten uyguladığı çok daha sessiz, çok daha kibar bir şiddetin gecikmiş yankısı oluyor. Bu fark ilk izleyişte gözden kaçabilir; ama bence filmin asıl duygusal yükünü taşıyan da tam olarak o fark.

Açılış: Sanat, Beden ve Yapaylık

Filme dair konuşacak çok şey var ama o açılış sahnesinden başlamadan olmaz. Susan’ın galerisinde sergilenen, ağır çekimde dans eden çıplak, fazla kilolu kadınların görüntüsü, izleyiciyi daha ilk dakikadan rahatsız etmek için tasarlanmış. İlk izleyişte bu sahneyi sadece “Tom Ford yine fazla mı kaçırmış?” diye geçiştirebilirsiniz. Ama bir kez daha bakınca anlıyorsunuz ki bu sahne aslında Susan’ın tüm hayatının özeti. Sanat dünyasının yapaylığı, beğenilmenin zorunluluğu, “şok edici” olanın “anlamlı” sayılması, bedenin metalaştırılması… Hepsi tek bir koreografide.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Susan, sonradan iş arkadaşı Carlos’a yorgun bir sesle “Hayatının istemediğin bir şeye dönüştüğünü hissettiğin oluyor mu?” diye soruyor. Carlos’un cevabı bana göre filmin tonunu özetleyen replik: “Susan, dünyamızın absürtlüğünün tadını çıkar. Daha az acı verici. İnan bana, bizim dünyamız gerçek dünyadan çok daha az acı verici.” İşte Ford burada filmin asıl meselesini ele veriyor aslında. Susan, “estetize edilmiş bir absürtlük” içinde yaşıyor. Edward’ın romanı ise tam tersine, gerçek dünyanın bütün çıplaklığını taşıyor. Romanın okunması, aslında bu iki dünyanın çarpışması.

Filmdeki Renk Kullanımı: Kırmızı & Mavi

Nocturnal Animalsın görsel tasarımı üzerinde uzun uzun durmaya değer çünkü Ford’un moda geçmişi burada bir slogana dönüşmüyor; doğrudan anlatının bir parçası hâline geliyor. Susan’ın dünyasında kırmızı her yerde. Galeri duvarlarında bir sanat eseri açıkça “REVENGE” (Türkçesi: İntikam) yazıyor; Susan romanı okurken üstünde uzandığı kanepe kırmızı; romanın içindeki cinayet sahnesinde anne ve kız kırmızı bir kanepede yatıyor. Susan’ın oturduğu kanepenin neredeyse aynısı. Bu görsel eşleşmeler, romanın Susan’ın hayatına nasıl sızdığını söze gerek kalmadan anlatıyor.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Romanın içindeki Texas sekansları ise mavi ve toprak tonlarına yaslanıyor. Gerçek hayat sıcak ve kırmızıysa, Edward’ın hayal gücü soğuk ve mavi. Bence bu, basit bir estetik tercihten çok daha fazlası: Edward’ın acısı, gerçek hayattaki sıcaklığını kaybetmiş, kurguya yansıdığında ancak donmuş bir hâle gelebilmiş. Bir de Susan’ın Edward’la barışmaya gittiği sahnedeki yeşil elbise var; bu kez ne kırmızı ne mavi, geçici bir umut rengi. Filmin tek bu renkle olan barışı, Susan’ın o gece verdiği kararla birlikte sona eriyor.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Görüntü yönetmeni Seamus McGarvey’nin çerçeveleri ve Abel Korzeniowski’nin gerilimi tırmandıran müziği de bu görsel anlatının altını dolduruyor. Özellikle Korzeniowski’nin tekrar eden melodileri, müziğin filmin bir bileşeni değil, neredeyse bir karakteri olduğu izlenimi veriyor.

Edward’ın Sessiz İntikamı

Filmin merkezindeki soruyu kendime şöyle çevirdim: Bir insandan nasıl intikam alırsınız? Onu öldürerek mi, ona zarar vererek mi, yoksa ona neyi kaybettiğini, üstelik geri dönüşü olmayacak biçimde fark ettirerek mi? Edward’ın seçtiği yol üçüncüsü ve bence sinemada son dönemde gördüğüm en zarif, en katmanlı intikam tasarımlarından biri.

Edward, Susan’a bir roman yolluyor. Üstelik kitabı ona ithaf etmiş. İçeriği şiddetli, üzücü, rahatsız edici. Romanın baş karakteri Tony, ailesini canice koruyamamış, “zayıf” damgası yemiş bir adam; yani tam olarak Susan’ın yıllar önce Edward’a yapıştırdığı sıfat. Susan, Edward’la evliyken bir başkasıyla ilişki yaşamış ve Edward’ı terk etmişti. Filmin geri dönüşlerinde Edward, Susan’a doğru tek bir cümleyle bağırıyor: “Birini sevdiğin zaman, onu çözmeye çalışırsın. Öylece çekip gitmezsin. Buna dikkat etmen gerekir. Bir daha asla bulamayabilirsin.” Roman, bu cümlenin gecikmiş bir cevabı aslında. Edward, Susan’ı yıllar sonra, hiç yumruk atmadan, hiç ses yükseltmeden, sadece bir kâğıt zarfla yere seriyor.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Burada Edward’ın yazma motivasyonuyla ilgili o güzel replik de aklıma geliyor. Susan ona neden bu kadar yazmaya tutkun olduğunu sorduğunda Edward, “Sanırım bu, bir şeyleri canlı tutmanın yolu. Eninde sonunda ölecek olan şeyleri kurtarmanın. Eğer yazarsam, sonsuza dek kalır” diyor. Romanı okuduğumuzda anlıyoruz ki Edward, kaybettiklerini yazıyla canlı tutmaya değil, Susan’ın içinde sonsuza dek bir yara bırakmaya çalışıyor. Yani yazmak burada bir hatırlama eylemi değil, hatırlatma eylemi.

“Hepimiz Sonunda Annelerimize Dönüşürüz”

Filmin en gizli sahnelerinden biri, Susan’ın annesi Anne Sutton’ın (Laura Linney, tek bir sahnede ama dehşetengiz) sahnesi. Anne, Edward’la evlenmek isteyen genç Susan’a şunları söylüyor: “O senin için fazla zayıf. Şu an onda sevdiğin şeyler, birkaç yıl içinde nefret edeceğin şeyler olacak.” Ve ardından o korkutucu son cümle geliyor: “Hepimiz sonunda annelerimize dönüşürüz.”

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Bu replik, filmin sessiz kehaneti gibi. Susan, annesine benzememek için seçimler yapıyor; ama aldığı her karar onu adım adım annesinin söylediği yere taşıyor. Sınıf, statü, “doğru kocayla” evlilik, sanatın yerini pazarın alması… Susan’ın bütün hayatı, kaçtığı şeye dönüşmenin bir kronolojisi aslında. Ford bunu hiçbir yerde altını çize çize göstermiyor; sadece bu tek cümleyi filmin ortasına koyuyor ve seyirciye “Bunu anımsa” diyor sessizce. Ben de o yüzden bu sahneyi filmin en az konuşulan ama en belirleyici anlarından biri olarak görüyorum.

Boş Sandalye ve Geriye Kalan

Final sahnesi: Susan, Edward’la barışmak (belki de yeniden başlamak) umuduyla bir restoranda buluşmak üzere anlaşıyor; saçını, makyajını yapıyor, en güzel kıyafetini giyiyor. Restorana erken geliyor, bekliyor, bekliyor… Edward gelmiyor. Bu sahne, bir film için neredeyse imkânsız bir cesaret örneği bana kalırsa çünkü Ford burada herhangi bir dramatik patlama yapmıyor. Sadece bir kadın, gittikçe boşalan bir restoranda, gittikçe daha aşağı düşen bir başla oturuyor. Edward’ın intikamı tam da burada tamamlanıyor: Onu fiziksel olarak değil, varoluşsal olarak yalnız bırakarak. “Ben artık eskisi gibi değilim, sen ise hâlâ orada kalmışsın” demenin sessiz hâli.

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Ve film işte bu boş sandalyenin önünde sona ererken aslında kendi tezini de söze dökmeden tamamlıyor çünkü Nocturnal Animals, Tom Ford’un moda sektöründen film yönetmenliğine geçişini bir hobinin ötesine taşıyan, görsel olarak kusursuz ama duygusal olarak da bir o kadar sahici bir iş. Estetiğini yüzeysel bulanlar olabilir; ben tam tersini düşünüyorum çünkü film tam da estetiğin kendisini bir tema olarak kullanıyor: “İyi giyinmiş” hayatların altındaki çürümeyi, sanatın güzelliği üretirken duyguyu nasıl tükettiğini, yüzeyin altında neyin saklı olabileceğini sorguluyor.

Edward, Susan’a yıllar önce “Birini sevdiğin zaman, buna dikkat etmen gerekir. Bir daha asla bulamayabilirsin” demişti; filmin sonunda anlıyoruz ki bu cümle hem bir uyarı hem bir lanetmiş. Geriye sadece, gece uyuyamayan, kendi seçimlerinin ağırlığıyla yatağında dönüp duran bir kadın kalıyor: Bir gece hayvanı, tam da Edward’ın yıllar önce ona sevgiyle taktığı adla…

Nocturnal Animals: Bir Romanın İçine İşlenmiş Zarif İntikam

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...