Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriMobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Yazar: Tuğçe Ulutuğ
MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Bu yazıda birlikte, Guy Ritchie’nin yönettiği ve Tom Hardy’nin başrolünde olduğu yeni dizi MobLand’i deşiyoruz. İsimden, yönetmenden ve başrolden anlamışsınızdır ama evet, suç var, silahlar patlıyor, tehditler havada uçuşuyor… Mafya dizilerine karşı özel bir zaafım olduğunu söyleyemem. Genellikle herkes birbirini satıyor, biri ölüyor, diğeri “aile” diye bağırıyor; sonunda da biri galip geliyor ama kimse mutlu olmuyor. Bu denkleme her zaman biraz mesafeyle baktım. MobLand’e ise başlama sebebim farklıydı: Guy Ritchie’nin o meşhur RocknRolla filmi. Gerard Butler’a ilk defa “ya bu adam cidden karizmatikmiş” dediğim, Tom Hardy’yi ise “dikkat çekici” kategorisine yerleştirdiğim film. Oradaki stil, tempo ve karakter dengesi beni öyle cezbetmişti ki, MobLand’de aynı ruhu bulurum diye hevesle açtım açıkçası. Sonuç? Okuyup görelim 🙂

Başrolde Tom Hardy var, Harry Da Souza karakteriyle. Londra’nın suç yeraltısında hüküm süren Harrigan ailesi için çalışan bir “fixer”, yani sorun çözücü. Ne zaman birisi bir gece kulübünde yanlışlıkla birini bıçaklasa ya da bir iş anlaşması çatırdasa, Harry orada. Sessiz, sakin, karizmatik. RocknRolla’daki Handsome Bob gibi değil; daha suskun, daha ciddi, neredeyse donuk bir karakter. Konuşmadan tehdit edebilen biri. Hardy’nin son yıllarda epey alıştığı rol tipi: az kelimeyle çok iş yapan adam.

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Diziye ilk iki bölümde Guy Ritchie eli değmiş. Hemen hissediliyor. Renkli, şık, zaman zaman neredeyse karikatürize olan karakterler, hızlı kurgu geçişleri, üst sınıf malikanelerle alt sınıf barlar arasında gidip gelen o “kontrast içinde stil” Ritchie imzası. Bir bakıyorsun jöleli yılan balığı yeniyor, bir bakıyorsun boks salonunda adam dövülüyor. İşte o anlarda RocknRolla’nın izleri daha belirgin. Her şey iyi olacak diye düşünüyordum ki…

Tempo yavaşladı. Ritchie’nin yönettiği bölümlerden sonra dizi, biraz daha klasik bir mafya dramasına evrildi. Elbette kötü değil, ama o ilk iki bölümdeki eğlenceli kaotiklik yerini daha düz, daha öngörülebilir bir yapıya bırakmış. “Guy Ritchie iki bölüm çektiyse, diğer bölümleri kim çekti?” diye sordunuz gibi geldi. Endişelenmeyin; Peaky Blinders yönetmenlerinden Anthony Byrne gibi önemli isimler var kadroda. Sadece… Guy Ritchie etkisinin bölümler ilerledikçe azalması, kalbimde bir burukluk yarattı…

Harrigan ailesi ilginç ama tam olarak derinleşmiyor. Pierce Brosnan, sözde patron Conrad rolünde. Tuhaf, abartılı ama etkileyici bir karakter. Gerçek güç ise onun karısı Maeve’te. Helen Mirren’in sade ama soğuk performansı, dizinin en sağlam yanlarından olmuş bu arada — bayıldığım karakterlerden. Ailenin şımarık ve çekilmez varisi Eddie ise (Anson Boon), adeta Joffrey Baratheon’un (Game of Thrones’taki gıcık sarı çocuk karakter) Londra versiyonu. Bir noktadan sonra sadece “ne zaman başına bir şey gelecek” diye bekledim…

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Dizinin atmosferini genel olarak beğendim. Karanlık sahnelerden çok haz etmesem de, oldukça başarılı buldum. Dört farklı görüntü yönetmeni görev almış, ama çalıştıkları işlere bakınca ne kadar yakın evrenler olduğunu ve MobLand’le ne kadar uyumlu olduklarını anlıyorsunuz:

Si Bell (4 bölüm): Peaky Blinders’tan tanıdığımız o puslu, isli Londra havası onun işi. Hardy’nin karanlığını ışıkla dengelemiş.
Baz Irvine (2 bölüm): The Crown’dan aşina olduğumuz daha zarif dokunuşları getiriyor. Özellikle Maeve’in bulunduğu sahnelerde kendini belli ediyor.
David Katznelson (2 bölüm): Downton Abbey ve The Terror sonrası burada daha epik, neredeyse gotik bir anlatım yakalamış.
Stephan Pehrsson (2 bölüm): Luther’ın karanlığını aynen taşımış. Dövüş ve tehdit sahnelerinde kamera öyle güzel hareket ediyor ki…

Yani görsel açıdan şikayetim yok. Ama hikâye tarafı biraz zayıf kalıyor. Bazı bölümler neredeyse önceki bölümün özetinden ibaret gibi. Bazı yan karakterler — özellikle Harry dışında kalanlar — fazla yüzeysel. Motivasyonlar zaman zaman zorlama hissettiriyor. Ve ne yazık ki bazı alt hikayeler bir yere varmıyor. Büyük bir final hissi beklerken, dizi “Ha, bitti mi?” dedirtiyor.

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Tom Hardy’ye gelirsek… Elbette karizma var, ekranı dolduruyor. Ama burada biraz fazla “otomatik pilot” gibi. Taboo, Legend, Locke… o rollerde ne yaptıysa, burada da onu yapıyor gibi. Benim aklım hâlâ RocknRolla’daki Handsome Bob’ta — daha renkli, daha eğlenceli, daha “insan” bir Hardy karakteriydi o. Burada ise işini yapıyor ama içimize işlemeden geçip gidiyor.

Sonuçlandıralım:
Eğer The Gentlemen gibi eğlenceli bir suç evreni, RocknRolla gibi kaotik bir mafya macerası bekliyorsanız, MobLand sizi tam anlamıyla tatmin etmeyebilir. Ama görsel olarak güçlü, zaman zaman oldukça keyifli, stil sahibi bir dizi. Hardy hayranıysanız, biraz “sert adam izleyeyim” ihtiyacınızı karşılar. Ritchie hayranıysanız ise ilk iki bölüm için kesinlikle bakılır, sonrası biraz daha sabır gerektiriyor.

Benim için MobLand, bir tür nostalji yolculuğuydu. RocknRolla’da yakaladığım o sinematik aşkın yankısı gibiydi. Biraz büyümüş, biraz ciddileşmiş ama hâlâ aynı aileden gelen bir iş. Belki bir daha açıp izlemem, ama izleyip incelediğime mutluyum. 🙂

Mısırlar patladıysa, yazıyı burada sonlandırıyorum.

İyi seyirler! 🍿

MobLand: Tom Hardy ile Mafyacılık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...