Late Shift: Sistemin Tüm Yüklerini Taşıyan Hemşireler İçin…
Hemşirelik nedir? Hastaların sağlık durumlarını izlemek ve tedavi süreçlerini yönetmek gibi görevleri vardır. Bilimsel bilgi, beceri ve felsefi donanım konusunda eğitim almış; yerleşik uygulama standartları ve etik kurallara göre hareket eden bir meslek grubudur. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda hemşireler, aslında doktorlarla birlikte kahraman sayılması gereken en önemli meslek gruplarındandır.
2013’te Traumland ve 2017’de The Divine Order (Die göttliche Ordnung) filmlerini yönetmesinin yanı sıra, 2015’te Heidi filminin de senaryosunu yazan Petra Biondina Volpe’nin; Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yapmış ve Avrupa Film Ödülleri’nde Leonie Benesch’e En İyi Kadın Oyuncu adaylığı getiren yeni filmi Late Shift (Heldin, 2025), bizi hastanelerin kahramanları olan hemşirelerin hayatına davet ediyor. Aynı zamanda hemşire eksikliği nedeniyle neredeyse tüm yükü üstlenmek zorunda kalmalarını; yaşama, kurtuluşa ve ölüme dair çarpıcı ama gerçekçi bir dille (yer yer belgesel tadında) anlatıyor. Başrolünde Leonie Benesch’in yer aldığı film, bugün itibarıyla Başka Sinema dağıtımıyla TAFF Arthouse & Kinova Art ortaklığıyla vizyona giriyor.
Her Şey Pamuk İpliğine Bağlı
İsviçre gibi gelişmiş bir ülkede -hatta daha doğrusu tüm dünyada- hemşire eksikliğinin yaşandığı -ki 2030’da bu eksikliğin giderek artacağı öngörülüyor- bir acil serviste çalışan ve zorlu bir gece vardiyasında sayısız hastayla başa çıkmaya çalışan Floria; baskıya rağmen kritik durumdaki bir anneye, teşhis bekleyen yaşlı bir hastaya ve yüksek beklentilere sahip özel bir hastaya titizlikle bakıyor. Ancak Floria’nın yaptığı ciddi bir hata, mesleki hayatını altüst ediyor.
Late Shift, bizi yalnızca hastanede yaşananlara tanık etmiyor; her türlü yükü omuzlayan, canını dişine takan kahraman hemşirelerin çabalarına da dikkat çekiyor. Bu dikkat çekiş, sadece hemşirelerin taşıdığı yükleri göstermek için değil; hastanede her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu vurgulamak için de var. Film bunu son derece gerçekçi bir biçimde aktarıyor.
Farklı kültürlerden insanların gelişi, hemşire eksikliği, gecenin getirdiği ağır tahammülsüzlük, hastanenin soluk duvarları ve sağlık sektöründeki sistem çarklarının işleyişi derken filmde gördüklerimiz adeta bir cehenneme dönüşüyor. Filmin senaryosunu; diyalogları, mekân tasvirleri, karakterlerin hareketleri ve sonuyla oldukça başarılı buldum.

Late Shift: Sistemin Tüm Yüklerini Taşıyan Hemşireler İçin…
Dar ve Soğuk Hastane Odalarında Gerilim
Filmin en güçlü yanlarından biri de şüphesiz görüntü yönetimi. Klostrofobik, dar ve soluk görselliği; When We Leave (Die Fremde, Feo Aladağ, 2010), 13 Minutes (Elser, Oliver Hirschbiegel, 2015), Corsage (Marie Kreutzer, 2022), The Teacher’s Lounge (Das Lehrerzimmer, İlker Çatak, 2023) ve son olarak The Glory of Life (Die Herrlichkeit des Lebens, Judith Kaufmann, Georg Maas, 2024) filmlerinin görüntü yönetmeni Judith Kaufmann’a emanet edilmiş. Bu filmin, görselliğe önem veren Camerimage Film Festivali’nde yarışması da rastlantı değil. Çünkü filmin birçok sahnesi, sinematografisi açısından oldukça hareketli. Sallantılı handheld kamera kullanımı, gerilimi sonuna kadar hissettirmekle kalmıyor; belgesel tadında bir gerçekçilik de katıyor.
Dar ve soluk renkli koridorlarla birlikte yardım ve ilgi bekleyen hastaların çekimleri, yalnızca gerilimi artırmakla kalmıyor; izleyicinin film boyunca giderek nefessiz kalmasına da neden oluyor. Filmin gerçekçiliği de büyük ölçüde buradan geliyor.

Late Shift: Sistemin Tüm Yüklerini Taşıyan Hemşireler İçin…
Hastanede Alarm Sesleri ve Hayat Kurtarıcıları
Filmde hastanedeki ses kullanımı dengeli ve etkili. Makinelerden çıkan bip seslerinden hastaların giderek yükselen ses tonlarına, oda zillerinden doktor ve hemşirelerin konuşmalarına kadar her ayrıntı özenle işlenmiş.
The Teacher’s Lounge filmiyle dikkat çeken Leonie Benesch, bu filmde de duygularını izleyiciye güçlü bir şekilde aktarıyor. Sürekli koşturması, hastalara yetişmeye çalışması, iğne hazırlarken yaşadığı stres ve gecenin ilerleyen saatlerinde yaşadığı ruhsal çöküş, karakterin iç dünyasını derinlemesine hissettiriyor. Diğer oyuncular arasında hemşireyi canlandıran Sonja Riesen ve stajyer hemşire rolündeki Selma Jamal Aldin de filmin ruhunu ve gerginliğini başarıyla yansıtıyor. Hasta ve hasta yakınlarını oynayan Rıdvan Murati, Margherita Schoch, Onur Kurtulmuş, Ali Kandaş ve Eva Fredholm da performanslarıyla yüreğimizi burkuyor.

Late Shift: Sistemin Tüm Yüklerini Taşıyan Hemşireler İçin…
Sonuç
Uzun lafın kısası Late Shift, yaşam ve ölümün iç içe geçtiği bir hastane ortamında varoluşumuzu sorgulatmakla kalmıyor; aynı zamanda sistemin çarkları arasında gece gündüz demeden çalışan, canını dişine takan hemşirelerin kahramanlığını da görünür kılıyor. Bunu yapaylığa kaçmadan, son derece gerçekçi bir anlatımla başarıyor. Oscar Ödülleri’nde aday gösterilmemesi üzücü; bu nedenle filmi haftanın “gömülü hazinesi” olarak nitelendirebilirim. Hamnet dışında, bu haftanın mutlaka izlenmesi gereken en çarpıcı yapımlarından biri.