Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Joker: Mutluluk Görevi

Joker: Mutluluk Görevi

Yazar: Cansu Altıntaş

Joker: Mutluluk Görevi

Başrollerinde Joaquin Phoenix, Robert De Niro, Frances Conroy, Brett Cullen gibi isimlerin bulunduğu, Todd Phillips’in yazıp yönettiği ve DC Comics karakterine dayanan hikayesiyle 76. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü kazanan Joker filmi bugün itibariyle Netflix’te. Filme dair diğer detaylardan bahsetmeden önce Joker’i, joker kategorisindeki diğer filmlerden bağımsız olarak değerlendireceğimi belirtmek isterim.

Filmde ilk 5 dakikada karakterimiz Arthur Fleck’in, palyaçoluk yaparken sokaktaki çocuklar tarafından zorbalığa uğradığı sahnede film mesajını erkenden veriyor. Bu sebepten de mesajın erken verilmesi filmin ortasından sonra biraz ittirerek izlememize sebep oluyor çünkü merak duygumuz ufak ufak dağılmaya başlıyor ve konunun bu kadar erken netleştirilmesi benim maalesef hoşuma gitmedi. Filmde haberlerden duyduğumuz üzere çöp konusunda büyük bir problem yaşanıyor ve o problemin yarattığı kaotik hava filme de yer yer yansıyor ama bunu daha fazla hissetmek isterdim çünkü haberde muhabirin söylediğine göre ‘Çöpleri ve fareleri görmediğimiz tek bir cadde yok’. Şehir pislik içinde, şehrin çocukları bile kaostan besleniyor ve ana karakterimiz böyle bir ortamda kenara itildikçe itiliyor.

Arthur halüsinasyonlar gören, bazı davranışlarını kontrol edemeyen, gülmesini durduramayan, normal olmayan biri. Gülüyor ama mutlu olduğu için değil, bu onun geliştirdiği bir savunma mekanizması diyebiliriz çünkü genellikle rahatsız olduğu anlarda gülüyor ve gülerken yüzüne baktığımızda mutlu değil. Gülmesi bittikten sonra ise o mutsuz, yorgun ve gergin ruh haline çok hızlı şekilde geçiş yapıyor. Dolayısıyla da biz karakter gülerken ona dikkat kesiliyoruz ve gerilip rahatsız oluyoruz. Bu hem dışardan bakan bir göz olarak hem de empati yoluyla duyduğumuz bir rahatsızlık. Joaquin Phoenix’in Arthur Fleck rolüne girmek için verdiği kilolar ve fiziksel değişimi zaten apayrı bir takdir konusu ama özellikle ani duygu değişikliklerini ustaca yapması ve Arthur’un psikolojik durumunu hissettirmesi bu rol için biçilmiş kaftan olduğunu gösteriyor.

Arthur’un aldığı psikolojik destek, devletin yaşadığı sıkıntılar sebebiyle kesiliyor ve psikolojik durumu normal seyrinden uzaklaşıyor. Metroda öldürdüğü gençlerden sonra halkın bir kısmından destek gören Arthur’un özgüveninin de zamanla arttığına şahitlik ediyoruz çünkü normal şartlarda itilip kakılan, ezilen, dalga geçilen ve kimsenin tanımadığı yalnız biri. Joker, işlediği cinayetlerle görünmeye başlıyor. Varlığını kabul eden birtakım insan onun kim olduğunu bilmese de ona destek veriyor. Yanlarından geçtiği Joker maskeli grup kendisinin yalnız olmadığını anımsatıyor ona. Polislerden kaçtığı sahnede bindiği metroda da pek çok Joker maskeli insan var ve onlar sayesinde kaybettiriyor izini. Toplumda var olmaya başladıkça Arthur’un yürüyüşü, duruşu ve dans ediş şekli bile kendinden daha emin bir hal alıyor.

Gülmek ve mutlu görünmek, Arthur’a annesi tarafından çocukluğundan itibaren verilen bir görev gibi ve karakterimiz bunu ‘’My mother always tells me tos mile and put on a happy face’’ şeklinde devam eden sözleriyle dile getiriyor. Çocukluğundan itibaren gülmesi ve mutlu gözükmesi gerektiğine dair bir yönlendirmeyle büyüyen Arthur, doğal olarak mutluluk dışındaki duygularını bastırıyor, gizliyor. Sakladığı duyguları ve dolayısıyla kişiliğiyle de birlikte anlaşılmayan biri haline geliyor. Arthur, işlediği cinayetleri insanların adalet ve düzene karşı ses çıkarmak olarak nitelendirmesiyle birlikte kendisini tanımayan bu insanlardan güç almaya başlıyor. Babası olarak hayal ettiği Murray Franklin’in programına katılıp orada kimliğini açığa çıkarıyor ve Murray’i canlı yayında öldürüyor. Bu da son kurşun oluyor. Hatta canlı yayında takındığı rahat tavır da Arthur’un gördüğümüz en cesur hallerinden biriydi. Polis arabasından çıkıp sokaktaki kalabalığın arasında arabanın üstünde halkı selamladığı ve güldüğü sahnede ise Arthur’un filmdeki en samimi gülüşüne tanıklık ediyoruz. Çünkü o sahnede artık maskesi yok. Düzene karşı rahatsızlığını halı altına süpürmeyen ve şehirde büyük etkiler yaratan kişi olarak herkes onu orada gerçekten görüyor, biliyor ve orada normalin dışında oluşunu gizleme gereği de duymuyor. Joker anormal bir karakter çünkü düzene öyle ya da böyle ayak uydurup aynılaşan herkes sistem gereği normal kabul ediliyor. Dolayısıyla da Arthur, sınıfsal farklılıkların belirgin hissedildiği bir yerde bu durumdan rahatsız olan insanların direnişini başlatarak Joker’e dönüşüyor.

Karakterimiz Joker bir kahraman değil. İnsanları öldüren hatta fazla kanlı sahneleri de olan biri. Bu bağlamda da Joker’i haklı bulmak, aklamak için sebepler sunmak ya da yoğun empati beslemek gibi bir tek taraflı bir bakış açısıyla yaklaşmak doğru olmayacaktır. Çünkü evet uyum sağlayamamış ve annesi tarafından takılan maskeyi hep benimsemeye çalışmış biri ama bunlar yalnızca sebep. Sonuçlar ise çözülemez bir düğüm ve geri dönülmeyen hatalarla dolu kanlı ayak izleri. Hatta belki de sonuç yok ve her şey Arthur’un sanrılarıydı…

Charlie Chaplin göndermelerini filme yakıştırdım. Müzikler beni pek rahatsız etmese de genel eleştirilerde müziklerin aşırı bulunduğunu gördüm ama bence müzikler filmin özellikle psikolojik yanı için tamamlayıcı bir parçaydı. Özellikle de Frank Sinatra’dan dinlediğimiz ‘’That’s Life’’ sözleriyle birlikte filmle özdeşleşen bir müzik. Joker’in çocuklar tarafından dövüldüğü sahnenin ve metroda gençlerle yalnız kaldığı sahnelerin yönetmenliğini çok beğendim. Arthur’un Murray’in programına çıkmadan önce evde kendi kendine yaptığı prova resmen oyunculuk şovuydu. Joker özellikle Joaquin Phoenix’in devleştirdiği bir iş bence ve izlenmeye fazlasıyla değer. Ancak film söz ettiklerimden ibaret değil çünkü Psikoloji alanı apayrı bir konu olduğu için filmde daha başka anlamlar içeren detaylar var. O yüzden olaylara değil durumlara odaklanarak izlemek filme daha farklı bir yerden bakmamızı sağlayacaktır ve tabi film, Psikoloji’ye hakim olanlar tarafından daha fazla sevilecektir diye düşünüyorum.

Joker: Mutluluk Görevi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap