Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriGülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Yazar: Elif Betül Yaşar
Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı
Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Gülizar filmi, 28. Uluslararası Uçan Süpürge Film Festivali’nde izlediğim, 16 Mayıs’ta vizyona giren dramatik ve ağır bir hikâyeyi konu alıyor. Çekimleri Kosova’da olan film, Gülizar’ın hayat yolculuğuna derin bir perspektif sunuyor. Diasporik sinemada kadın rolüne odaklanan film, Türkiye’den Kosova’ya göç eden Gülizar’ın yaşantısına ve değişimine tanıklık etmemizi sağlıyor. Yönetmenliğini Belkıs Bayrak’ın yaptığı filmin oyuncu kadrosunda da Ecem Uzun, Bekir Behrem, Hakan Yufkacıgil, Ernest Malazogu, Şehsuvar Aktaş ve Aslı İçözü gibi isimler yer alıyor.

Gülizar karakterini canlandıran Ecem Uzun’un oyunculuğunu çok beğendiğimi söyleyerek başlamak istiyorum yazıma. İliklerime kadar hissettiğim duyguları ve mimiklerinde yatan bastırılmışlığı çok net hissettim. Hikâye, Gülizar’ın aile evinde başlıyor öncelikle. Bu sahnelerde çok fazla dış çekim gördüm. Kamera genellikle pencere ve kapı dışarısına konumlandırılmıştı ve iç mekân görüşü çoğaltılmıştı. Bu bakış açısından hikâyeyi izlediğimde gözlemci bakış açısında oldum haliyle. Bu sebepten özellikle ilk sahnelerde karakterle bağlantı kurmam zorlaştı. Fakat ilerleyen sahnelerde Gülizar’ın hikâyesi açıldıkça, ilk sahnelerdeki çekimlerin Gülizar’ın yaşantısına ve psikolojisine uzaktan bir bakış sağladığını da söyleyebilirim.

Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Gülizar karakterini aile ortamında da mutsuz, üzgün ve bastırılmış gördük aslında. İlk sahnelerden son sahnelere kadar Gülizar’ın ifadesi değişmiyordu. Aile ortamında da bastırılmış bir kadın figürü gördüm ben açıkçası. Ne kadar sevgi bağının kuvvetli olduğunu düşünsem de bir taraftan bu sevgi bağının Gülizar ile babası arasında daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Aile içerisinde anne ve kız figürleri birbirinden uzak; bir kız çocuğunun aile içindeki görevleri net belli. Bir noktada sadece aile içindeki değil, ev içi görevler diyebiliriz bu görevler için.

İlk sahnelerde Gülizar’ı kibrit yakarken görüyoruz. Seyirci olarak bir an için “Ev yanacak birazdan,” desem de ev yanmıyor fakat içten içe öfkesi ve kızgınlığını kibrit yakarken görüyoruz. Belki de Gülizar’ın içinden geçen, aile evini yakmak. Son sahnede de yine kibrit sahnesi ortaya çıkıyor. Ki bu sahne de sürpriz olsun.

Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Kosova’ya yolculuğu başlayan Gülizar, annesiyle beraber yola çıkıyor. Fakat annesinin pasaport süresi bitmeye yakın olduğu için sınırdan geçemiyor. Anne, kızını koruma içgüdüsüyle “Hadi buradan dönelim. Ben seni oralara kadar yalnız başına yollayamam.” dese de Gülizar’ın kararlılığı ve cesareti ortaya çıkıyor. Tam bu sırada ilk defa anne figürüne karşı gelebildiğini hissettim. Karakterin aslında bastırılmış duygulara sahip olduğunu ve içinde yaşattığı öfkeden de daha çok emin oldum. Gülizar’ı ne kadar kayıtsız, hissiz, mutsuz görsek de aslında o, kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir karakter. Tam bu sahnede bu imajı da çizmiş oldu.

Yolculuk esnasında yaşadığı tecavüz olayı ve sonrasında gerçekleşen psikolojik tetiklenmeleri, her sahnede kadın yaşantısının ne kadar zor olduğunu ve özellikle de aile içindeki bastırılmanın verdiği sebeple yine gün yüzüne çıkamayan duyguların nasıl patlak verebileceğini hatırlattı tekrardan bana. Kadın gücünü ve sağlam tutmaya çalıştığı psikolojisini yine iliklerime kadar içime işledi. Bu sırada Kosova’ya olan yolculuğunun da evlilik sebebiyle olmasını da es geçmemek gerekiyor. Diasporik sinemada önemli bir yeri olan bir konu: evlilik.

Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Gülizar’ın bu süreçte de tek açılabildiği kişinin, evleneceği kişi Emre olması, fakat sonrasında yaşadığı durumla yaşantısının ve Emre’yle olan bağlantısının da çalkantısı çok önemli. Filmde bağlantılar, hisler, yaşantıların insandaki etkileri iyi bir senaryoyla verilmiş. Özellikle de ses tasarımcısını da kutlamak istiyorum.

Gülizar’a tecavüz eden kişinin, Emre’nin tanıdığı ve ailecek bağlantıda olunan biri olması; aynı zamanda Emre’nin kardeşinin zamanında intihar etmesi gibi detaylar, kadın yaşantısını ve sonuçlarını pür dikkat gözler önüne seriyor. Özellikle Gülizar’ın tetiklendiği kısımlarda seslerin yoğunluğu beni çok etkiledi. Aynı zamanda tecavüz eden kişiyi tanıdığı an kullanılan sesler ve yüksekliği, tek başına seyircinin de o kişiyi tanımasını ve Gülizar’ın hissettiklerine paydaşlık kurabilmesini sağladı. Bunun dışında imam nikâhı, mehr, kurban kesimi gibi detaylar da din ve kültür olgusuna özenli bir eleştiri getirmiş.

Gerek senaryosu gerek çekim açıları ve oyuncuların etkili performanslarıyla Belkıs Bayrak’ın, kadının yaşantısını diasporik sinemada iyi bir anlatıyla yer verdiğini düşünüyorum. İçten gelen huzursuzlanmalar, bastırılmanın verdiği kayıtsızlık hâli ve kimlik bunalımı gayet iyi işlenmiş. Festivallerde ve sonrasında izlemeniz dileğiyle.

Gülizar: Bastırılmış Duyguların Kayıtsızlığı

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...