Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Fear Street Part 2: 1978: Lanet Gerçek

Fear Street Part 2: 1978: Lanet Gerçek

Yazar: Nisa Nur Gönültaş

Fear Street Part 2: 1978: Lanet Gerçek

Netflix 8 Temmuz 2021 tarihi ile Fear Street üçlemesinin ikinci kısmını yayınlamış durumda. Birinci bölümün bitişi ile başlıyor ikinci bölümümüz. Sam cinnet geçirdikten sonra Deena yardım istemek için, daha önce kemiğe dokunmuş olan ve hayatta kalan Christine Berman’a gidiyor. İkinci partta Christine’in anlattıklarını dinliyoruz. Bu hikâyede ilk partta gördüğümüz iki katilin; Tommy Slater ve Ruby Lane’in hikâyelerini öğrenmiş oluyoruz. Sunnyvale ve Shadyside’dan gelen gençlerin beraber eğlendiği, rekabet ettiği, oyunlar oynadığı bir kampta başlıyor hikâye. İlk kısımda tam olarak kavrayamadığımız Sunnyvale ve Shadyside ayrımını da daha iyi anlıyoruz bu kısımda. İsminde de geçtiği gibi Sunnyvaleliler parlak, düzgün, iyi bir yaşam sürerken aynı şeyi Shadysidelılar için söyleyemiyoruz, Shadysidelılar süregelmiş cinayetler olsun, hayatlarının her daim kötüye gitmesi olsun, asla gün yüzü göremeyen bir kasabalılar bu durumlara ne derlerse desinler bir açıklama getiremedikleri için bu durumu hep cadıya bağlarlar. Tabi güllük gülistanlık Sunnyvaleliler bu durumu anlamaz ve her zaman onlara deli gözüyle bakarlar.

Gittikleri kampta hemşirelik yapan Ruby Lane’in annesinin Tommy’e saldırması ile başlıyor aslında asıl olay. İlk izlediğimizde çok anlayamıyoruz tabi çünkü bu üçleme, diğer üçlemelere göre biraz farklı. Normalde olaylar kronolojik sırayla gider ya da ilk film tuttu diye devam filmi çekilir ama burada öyle değil. Olay örgüsü alışılmışın dışında ilerliyor ki bence bu hikâyeyi daha izlenesi ve güzel yapmış. Sanki puzzle yapmak gibi başta her şey dağınık, şekli görmeye anlamaya çalışıyoruz sonra zamanla parçalar yerine oturuyor ve önceki filme bakıp ‘aa bu da böyleymiş’ diyoruz. Ruby’nin annesine geri dönecek olursak kendisi aslında bize mesajı verdi fakat ne biz anladık ne de karakterler. Kızıyla aynı kaderi paylaşmasın diye onu kurtarmaya çalışıyor ama başarılı olamıyor maalesef.

Ruby’nin annesi Mary’nin günlüğünü bulan gençler cadının mezarının yerini öğrenir. Gençler tabi, kan damarda durmuyor adrenalin arıyorlar bu yüzden heyecan olsun diye mezarlığa gidiyorlar. Mezarlıkta Tommy’nin cinnet geçirip lanetlenmesi ile aksiyon başlıyor ve bol kanlı bol aksiyonlu koşuşturma sahneleri izliyoruz. İlk filmde de aksiyonlu sahneler vardı fakat ikinci filmde ki kadar tatmin edici değil maalesef. İkinci film tam olarak bize o istediğimiz aksiyonu veriyor. İlk filmde daha çok olayı kavramaya çalışmıştık.

İlk filmde cadı Sam’e musallat olduğu gibi bizim Christine adıyla tanıdığımız Ziggy’e de musallat oluyor. Ellerinde Mary’nin kitabı olduğu için ilk filmdeki karakterlere göre olayı daha hızlı kavrıyorlar ve ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar fakat bu cadıyı daha çok sinirlendiriyor ve bu zamana kadar lanetlediği bütün katilleri onlara gönderiyor. E haliyle Ziggy ve Cindy zamanında yetişemiyor ve ikisi de öldürülüyor ama son dakika biz her şey bitti diye düşünürken Nick geliyor ve Ziggy’i hayata geri döndürüyor. Herkes bu sayede lanet kalktı sanıyor ama ilk filmde de gördüğümüz gibi o iş o kadar kolay değil. Ziggy yaşıyor, ama ablasının boşa ölmesinin, lanetin geçmemesinin pişmanlığı ile psikopata bağlamış bir şekilde yaşıyor.
İkinci kısmın başrollerinde ise Stranger Things’den tanıdığımız Sadie Sink, Emily Rudd, Ryan Simpkins, Ted Sutherland, Gillian Jacobs ve pek çok isim yer alıyor. İzlerken muhtemelen pek çoğunuz gibi benimde favorim Ziggy oldu. Bunun önemli bir kısmı Sadie Sink’e ait. Oyunculuğu ile beni kendine hayran bıraktı. Ziggy ikonik bir karakter ve her oyuncu bunu kaldıramayabilirdi fakat Sadie gayet iyi üstesinden gelmiş.

Part ikinin ilk parta göre çok çok daha iyi olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. İlk kısım girişti, olayı anlamaya çalıştık ikinci kısım gelişmeydi olayların olduğu aksiyonun heyecanın tavan yaptığı kısımdı. Korku filmi altındaki beklentilerimizi karşılayan kısımdı. İlk film çok ön görülebilirdi fakat part iki öyle değildi ters köşelerin bol olduğu bir bölümdü. Zaten bir yazı, bir kitap okurken en zevk aldığımız kısım gelişme kısmı olur. Aksiyonu boldu bu bölümün sürekli bir saniye sonraki sahneyi merak ettirdi.

En sonda Deena’nın eli yerine koyması ile yaşanan olay da kafaları baya karıştırdı. Biz ne olduğunu anlayamadan bölüm bitti. Üçüncü bölümün merakını arttırdı haliyle bu sahne, zaten akıcı bir yapım olan üçlemede fark etmeden bir bakıyorsun birinci bölümde iken üçüncü bölüm bitmiş. Hafta sonu akşam tek seferde oturup bitirilebilecek aksiyonlu ama kafa yormayan başarılı bir yapım.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Fear Street üçlemesinin diğer yazılarına profilimden ulaşabilirsiniz.

Fear Street Part 2: 1978: Lanet Gerçek

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap