Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Fear Street Part 1: 1994: Sonun Başlangıcı

Fear Street Part 1: 1994: Sonun Başlangıcı

Yazar: Nisa Nur Gönültaş

Fear Street Part 1: 1994: Sonun Başlangıcı

2 Temmuz 2021 tarihi ile Netflix’te yayınlanan korku filmi üçlemesinin ilk filmidir. Film Kyle Killen, Graziadei ve Janiak’ın orijinal hikayesinden Phil Graziadei ve Janiak tarafından ortaklaşa yazılmıştır ve Leigh Janiak tarafından yönetilmiş; Amerikan genç slasher filmidir (Slasher film, bir korku filmi alt türüdür ve bu tür filmlerde bir psikopatın insanları takip ederek onları genellikle keskin aletlerle öldürmesi konu edinilir. Bu alt türün adı ise “teen-slasher”‘dır. “Teen slasher”, gençlerin genelde sırayla öldürüldüğü ya da öldüğü filmlere denir.)

Filmin başrollerinde Trinkets ve Level 16 gibi yapımlardan tanıdığımız Kiana Madeira, Julia Rehwald, Benjamin Flores Jr., Fred Hechinger genç isimler yer alıyor.

Film 1994 yılında bir alışveriş merkezinde başlıyor. Alışveriş merkezi kapandıktan sonra iki liseli çalışan alışveriş merkezinde mesaiye kalıyorlar. Her şey normal giderken Heather’ın yakın arkadaşı Ryan birden garip bir şekilde cinnet geçirerek Heather’ı öldürmeye çalışıyor.  Bu kasabada insanlar çeşitli tarihlerde cinnet geçirip cinayetler işlediği için yerel halk bunu 300 sene önce yaşanan cadılık lanetine bağlıyor; ama tabii ki de kimse inanmıyor ve bunun bir hurafe olduğunu düşünüyorlar.

Normal gençlik dramları ile uğraşan karakterlerimizin hayatı başlarına gelen kaza ile alt üst oluyor. Heather’ın cenazesinden sonra okuldan ayrılan gençler kendi aralarında şakalaşmaya başlıyorlar fakat işler bir anda ters gidince Sam’in içinde olduğu araç yoldan sapıyor ve kaza yapıyor. Kaza yaptıkları yerde araçtan inen Sam, yerde bulmaması gereken bazı şeyler buluyor ve halkın hurafe olarak adlandırdığı cadıyı bir nevi kendine musallat ediyor. Başta anlamasalar da sonradan olayı anlayan gençler polisten yardım istiyorlar  fakat polis anlattıklarını bir şaka olarak değerlendiriyor ve çocukları kâle almıyor. Yalnız olduklarını anlayan gençler olayı kendileri çözmeye çalışıyor.

Arkadaşları Sam’i kurtarmak için korkusuzca bir plan yapıyorlar fakat 1960’lar dan gelmiş ve bir cadı tarafından yönetilen seri katilleri durdurmak sandıkları kadar kolay olmuyor. Sonra tekrar bir plan yapıyorlar ama bu plan diğerine göre çok farklı diyebiliriz çünkü diğer planda seri katilleri öldürmeye çalışırken bu planda Sam’i öldürmeye çalışıyorlar!

Planları Sam’i öldürüp sonra tekrar diriltmek bu sayede 300 yıllık cadıyı kandırabileceklerini düşünüyorlar. Genelde aksiyonlu sahneler izlerken ne kadar gerilsek de ana karakterlerin ölmeyeceğini biliriz çünkü çoğu filmde ölmezler son dakika kurtulurlar bu yüzden gerilsek bile içimizde hep onun bir rahatlığı vardır. Fakat bu film bu konuda bize tam anlamıyla  ters köşe yapıyor. Simon ve Kate’in ölümünü izliyoruz, ben ölmezler diye düşünürken açıkçası onları öyle görmek bende 1-2 saniyelik bir şok etkisi yarattı. Sonrasında Sam’i öldürüp diriltiyorlar katiller gidiyor. Bunlarda ölenle ölünmez kalan sağlar bizimdir mantığıyla hayatlarına devam ediyorlar. Ama dediğim gibi 300 yıllık cadıyı alt etmek o kadar kolay olmuyor. Tam mutlu son dediğimiz sırada cadı Sam’e de cinnet geçirtiyor ve Deena’yı öldürmeye çalışıyor. Ve bu kısımdan sonra film ikinci kısma geçiyor.

Filmi kendi üçlemesi içinde en sönük olan olarak adlandırabiliriz fakat diğer Netflix korku yapımları ile karşılaştırırsak bence şu ana kadar yapılmış en iyisi olabilir. Bazı izleyici kitlesi gerçeğe dayanmayan korku hikayelerini sevmez onlar için bu film basit bir ergen filmi gibi gelebilir fakat korku filmlerinde daha olağanüstülük sevenler için gayet başarılı bir yapım denebilir. Açıkçası benim için ne kadar sürreal bir yapım olsa da Netflix’in diğer yapımlarına göre daha mantıklı geldi. Özellikle işin içine gençleri katınca çok saçmalıyorlar ama bu üçlemede öyle olmamış. Bu da sevilmesinde ki nedenlerden biri olabilir.  Yapım beni yormadı gayet akıcıydı. Gereksiz sahneler saçma sahneler çok yoktu sadece üç tane seri katil peşlerindeyken okulda durup romantizm yaşamaları bana saçma geldi. İnternetten kesilen kısımlara baktığımız zaman öyle bir sürü sahne görüyoruz belki hepsini sildik bir tane kalsın dediler bilemeyiz orasını fakat tam 3 lanetli seri katil onları ararken akla gelebilecek en son şeyi yapıyorlar, gereksiz bir romantizm vardı orda. Ama sonda her şey bitti sanıp eve giderken Sam’in Deena’yı öptüğü sahne gerçekten güzeldi. Bize her şey bitti rahatız artık mesajını veren sahne de oydu zaten. Bu bölümde çok fazla aksiyon yoktu fakat yine de çok kötüydü diyemem. Işıklandırması, görüntüleri, konusu ile filmin bize biraz da olsa Stranger Things’i anımsattığını söylemeden geçemeyeceğim.

Okuduğunuz için teşekkür ederim . Filmin ikinci ve üçüncü partının incelemesine profilimden ulaşabilirsiniz!

Fear Street Part 1: 1994: Sonun Başlangıcı

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap