D.I.S.C.O.: Ajanlı ve Janjanlı Bir Aile Komedisi
Giray Altınok, geçtiğimiz yılların en çok konuşulan komedi isimlerinden biri oldu sanırım. Pandemi döneminde yaptığı kısa içeriklerle, alışılmışın dışındaki tiplemeleriyle geniş bir hayran kitlesine ulaşmasının ardından Kerem Özdoğan ile birlikte çıkardıkları Var Bunlar ve Prens işleriyle de bu mizah anlayışını perçinledi. Benim de tekrar tekrar izlemeye bayıldığım bu ikilinin, Başka Bir Sen’in ardından çıkardıkları ikinci filmleri D.I.S.C.O., mizah kültürümüze yeni bir imza bırakacağı belli olan bir iş.
Özellikle bir dönemin çocukları için ajanlık filmleri özel bir yerde duruyor olmalı. Peş peşe izlediğimiz Görevimiz Tehlike, James Bond, Bourne ve klonu onlarca ajanlık filmi birkaç kuşağı derinden etkiledi. Altınok ve Özdoğan da bu türden etkilenmiş olacaklar ki bol Hollywood soslu bir komediyle çıkmışlar karşımıza.
Yönetmenliğini usta yönetmen Ömer Faruk Sorak’ın üstlendiği filmin senaryosunu, filmin başrollerinde de yer alan Kerem Özdoğan ve Giray Altınok kaleme alıyor. Onlara Özge Özacar, Yıldız Çağrı Atiksoy, Şükrü Özyıldız, İrem Sak, Saygın Soysal ve Devrim Yakut eşlik ediyor.
D.I.S.C.O.: Ajanlı ve Janjanlı Bir Aile Komedisi
Öncelikle filmin bir aile komedisi olduğunu söyleyerek başlamalıyım. Uluslararası bir ajanlık hikâyesinin arkasında, romantik komedi de diyebileceğimiz bir yapı var. Filmin tonu da bu çift komedisinin sıcaklığı üzerine inşa edilmiş. Evet, köklü bir organizasyon, değişik aparatlar, gözü kara baronlar; kısacası bir ajanlık filminde görebileceğiniz her şey var. Fakat seyreltilmiş ve daha sıcak bir tona çekilmiş hâliyle.
Bu da filmin ciddiyetini büyük oranda kırıyor bana göre. Filmdeki tehlikeler, tehlike gibi hissettirmiyor. “Gerek var mı?” derseniz, çok da gerek yok tabii. Hatta mizahın işleyebilmesi için belki de gerekli olan budur. İşin komedi tarafı makine gibi çalışıyor çünkü.
Filmin sürprizlerini bozmak istemediğim için bu taraflara pek girmek istemesem de birkaç yerde kahkaha atmaktan sahne kaçırdığım oldu. Özellikle rakı masasında yaşananlar ve İrem Sak’ın dâhil olduğu sekans inanılmazdı. Yani filmde “güler miyiz?” diye endişeniz olmasın, gülersiniz. Ha, çok farklı bir hikâye izler misiniz? Orası tartışmalı. Zaten film de biraz klişelerin ruhundan besleniyor.
Oyunculuklara gelecek olursak genel olarak beklediğim performansları gördüğümü söyleyebilirim. Kötü değiller kesinlikle fakat beklendik. Bu durum diğer oyuncular için bir sorun teşkil etmese de Giray Altınok için tehlikeli bir durum olabilir.
Son zamanlarda kendisini, reklamlar dâhil, bol bol görmek her ne kadar keyifli olsa da bu durum seyirci için bir Pedro Pascal etkisi yaratabilir. Nitekim salonda da benzer bir hissiyat aldım diyebilirim. Seyirci, gelecek şakanın zamanlamasını bile tahmin ettiğinden olacak, bu “şikâyetlenen ve ilginç tamlamalarla derdini anlatan adam” personasına neredeyse hiç gülmedi. Ta ki beklemediğimiz yerden şakalar gelinceye kadar.
D.I.S.C.O.: Ajanlı ve Janjanlı Bir Aile Komedisi
Aksiyon sahneleri ise bir Hollywood filmiyle karşılaştırıldığında sıradan; fakat Türk yapımı bir film için gayet iyiydi. Dövüş sahneleri için keyifli koreografiler çalışılmış. Görsel olarak iyi kareler vardı bu anlarda. Özellikle kovalamaca sahnesi iyi kotarılmış. Fakat bahsettiğim tehlike hissedememe durumu biraz da bu sahnelerde kendini belli ediyor.
Fragmanda da olduğu için bu sahneden rahatlıkla bahsedebilirim. Kovalamacalı bir an yaşanıyor. Ajan olmayan karakter, ajanı ateşin içinden alıyor. Kovalamaca yaşanıyor; ardından arabayı bırakıp ellerini kollarını sallayarak otele dönüyorlar. Kıbrıs’ta, muhtemelen kiralık bir arabayla yaşanan bu kovalamacanın ardından kötülerle bizimkiler, aynı otele ifşa olmadan rahatlıkla dönebiliyorlar.
Şalteri kapatıp girerseniz bu gibi şeyler çok batmayacaktır, eminim. Fakat biraz eli yüzü düzgün olunca insan daha fazlasını da istemiyor değil. Sonuçta bitik bir sektörde eli yüzü düzgün kaç iş izleyebiliyoruz ki?
Müziklerde ise bir G.O.R.A. benzerliği hissettim. Hatta salondan çıkınca, daha ben demeden arkadaşım da bu benzerlikten bahsedince epey güldük. İki filmin de noktalı isimle yayımlanması ve Ömer Faruk Sorak tarafından yönetilmesi de ayrı tesadüfler.
D.I.S.C.O.: Ajanlı ve Janjanlı Bir Aile Komedisi
Toparlayalım: D.I.S.C.O., 2026 yılının tazeliğinde “Topluca gidelim, arkadaşlarım yetmez ailemi de alayım, bir sinema izleyelim.” demek için doğru bir tercih olabilir. Çok keyifli sahneleri ve ilginç sürprizleri var filmin. Devam filmleri de gelebilecek potansiyelde bir yapım olduğunu düşünürsek, güçlü bir zemin ve iyi bir ilk film olduğunu söyleyebilirim. Hatta keşke dizisi gelse de bu ekipten doya doya bir macera izlesek.
Sonraki yazılarda görüşmek üzere.