Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriCinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Yazar: Ömer Acıoğlu
Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız
Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Taliban örgütü 1996’da Afganistan topraklarına girmiş, fakat 2001’de yaşanan saldırılar sonucunda 2021’e kadar ABD ile savaşmıştır. Bunun sonucunda, 20 yıl sonra Taliban örgütü Amerikalılarla savaşmış ve önce Kabil’i, sonra da tüm Afganistan’ı ele geçirmiştir. Taliban’ın iktidara gelmesiyle Afganistan’da tüm dengeler altüst olmuştur. Ama buna rağmen hayata ve aydınlığa tutunan birçok insan vardır.

2016’da Toz filmiyle hayatımıza giren Gözde Kural, ikinci filmi Cinema Jazireh ile Afganistan topraklarına geri dönüş yaparak bu bahsettiğim olayı merkeze alıyor. Ama bu sefer filmde Türk oyuncu yok ve oldukça sert bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Başrollerini Fereshteh Hosseini, Mazlum Sümer, Ali Karimi, Hamid Karimi, Meysam Demanze ve Reza Akhlagrad’ın paylaştığı film; kaybolan çocuğunu aramak üzere şiddet dolu bir yola çıkan bir annenin hikâyesini anlatıyor.

Film, Karlovy Vary Film Festivali’nde Kristal Küre adayı ve Torino Film Festivali’nde Torino Şehri Ödülü adayı olurken Altın Koza Film Festivali’nde de Altın Koza adayı oldu. Ayrıca bu filmdeki performansı ile Mazlum Sümer, Altın Koza Film Festivali’nde “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı. Film, Altın Koza Film Festivali’nden sonra ise İstanbul’da Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşmuş ve Altın Terazi adaylığı için yarışmaktadır. Yapımını Toz Film’in üstlendiği bu filme şimdi gelin birlikte bakalım.

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Taliban’ın iktidarında olan Kabil’de Leila (Leyla), 7 yaşındaki oğlu Omid’in (Ümit) kaybolmasıyla onu aramaya koyulur. Eşinin ölümüyle zaten tek başına kalan Leila, Omid’i bulmak için eşinin kefeninden sakalını alarak erkek kılığına girer ve kimliğini değiştirir. Diğer tarafta ise Azad, erkek çocuklarına kadın kıyafetleri giydirilerek dans ettirildiği ve cinsel obje olarak kullanıldığı “Bacha Bazi” geleneğinin sürdürüldüğü, son derece harabeye dönmüş Cinema Jazireh adlı binaya getirilir. Azad burada hayatta kalmaya çalışırken, çocukluğundan beri burada yaşayan Zabur isimli bir zenneyle karşılaşır. Filmde iki karakterin iki ayrı dünyasına paralel bir şekilde dalıyoruz.

Hikâye sadece bir annenin hayatta kalma ve çocuğunu arama mücadelesi üzerine kurulu değil. Aynı zamanda Afganistan’da yaşanan çocuk kaçırılma, çocuk istismarı ve çocukların silahlı gruplara satılması gibi pek çok olaya da değiniliyor. Filmi seyrettikten sonra araştırma yaparken karşıma çıkanlar doğrusu beni şoke etti. Sadece bu da değil; eril zihniyetin, şiddetin (ki sırf bir çocuk Game Boy’u aldı diye dövüldüğü sahne var) ve şeriatın hâkim olduğu Afganistan’da insanların hayatta kalmak için kimliklerini zorunlu bir şekilde değiştirmek zorunda kalması beni düşündürdü.

Oldukça derinlikli bir hikâye anlatımı var. Sadece bir arayış hikâyesi izleseydik belki de binlerce soru işareti olurdu; ancak Afganistan toplumunda yaşanan çocuk kaçırma, çocuk istismarı ve seks işçiliğine zorlanma gibi konular bizi başka bir noktaya taşıyor. İster istemez “Omid’in başına bunlar geldiyse ne olacak?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Leila, Azad ve Zabur dışındaki karakterlerle sadece kısa süreli karşılaşıyor, bir daha geri dönmüyoruz. Bu üç karakterde ise derinlik bulmak mümkün. En çok da beni etkileyen karakter Zabur oldu. Dolayısıyla senaryosu, anlatımı ve alt metinleri oldukça sağlam. Bir de filmin açık uçlu bir sonla bitmesi, hikâyenin hâlâ devam ettiği hissini veriyor. Bu finalin iyi mi kötü mü olduğuna siz karar vereceksiniz; ben şahsen sonunu iyi buldum.

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Filmden sonraki soru-cevap etkinliğinde “şiddete başvurma” üzerine bir soru sorulduğuna şahit oldum. Açıkçası bu filmde doğrudan gösterilen şiddet olsaydı, belki de klasik A sınıfı savaş filmlerinden farkı kalmayabilirdi. Dolayısıyla filmde görsel açıdan değil, psikolojik açıdan şiddeti hissetmemiz yeterli olmuş. Yani bu film, kola eşliğinde mısır yiyerek izleyebileceğiniz salt aksiyon bir film değil; aksine yediğinizi içtiğinizi burnunuzdan getirecek kadar sert bir film.

Senaryo açısından zaten toplumsal baskıyı hissettiğimiz bu filmde görsellik de bunun tuzu biberi oluyor. 4:3 oranı, sallantılı kamera, grimsi atmosfer, sıkça kullanılan yakın planlar (bence yerinde) ve bazı yerlerde tercih edilen POV açıları filmdeki baskıyı ve şiddeti güçlü biçimde hissettiriyor. Hatta Azad’ın arabayla bir yere götürülürken el kamerasıyla etrafı kaydettiği sahne bana çocukken deli gibi oynadığım Call of Duty 4: Modern Warfare oyununu hatırlattı. Filmin bu sallantılı kamera kullanımı biraz belgeselvari bir anlatım da yaratmış. Farkındayım, film hakkında çok pozitif konuştum ama olumsuz bir yanı bulamadım.

Filmde hiç müzik yok sanmayın; var ama az. Kullanılan ud, zilli def gibi etnik çalgılar filmin doğasını oluşturuyor. Silah sesleri ve erkeklerin sert tonları atmosferi tam yakalamasa da ses tasarımının başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Oyunculuklarda da önemli performanslar var. Öncelikle en iyisinden başlayayım: Mazlum Sümer’in canlandırdığı Zabur karakterine bayıldım. Zabur, kötülerin arasında büyüyüp kötü biri olmuş ama içinde hep iyi bir kalp taşımış bir karakter ve Mazlum Sümer bu rolün altından çok iyi kalkmış. Kendisinin Beyaz Eşya (2024) filminden sonra oynadığı ikinci uzun metrajlı film bu. Leila’yı canlandıran Fereshteh Hosseini (kendisi Yalda filminde de yer almıştı) fedakâr anne rolüyle hepimizin kalbini parçaladı. Azad’ı canlandıran Ali Karimi de bir o kadar yürek burkuyor.

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Uzun lafın kısası: Cinema Jazireh, bu karanlık dünyada bile umudu yitirmemeyi vurguluyor. Basık görselliği, iyi seçilmiş oyuncuları ve hafif klişeli ama sağlam hikâyesiyle oldukça iyi bir film var karşımızda. Başlıkta söylediğim gibi: Ayaktaysak, umudumuz sayesinde ayaktayız. Yoksa ne biz karanlıktan çıkabiliriz, ne de başkalarını aydınlığa çıkarabiliriz.

Puan: 4/5

Cinema Jazireh: Ayaktaysak, Umudumuz Varken Ayaktayız

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...