Bir Başkadır: Gerçekten Bambaşka Bir Dizi

Bir Başkadır: Gerçekten Bambaşka Bir Dizi

Berkun Oya’nın baştan sona yazıp yönettiği yeni Netflix Türkiye Orijinal dizisi “Bir Başkadır”, ince elenip sık dokunmuş senaryosunun, her kamera hareketi her kadrajı ayrı ayrı üzerine kafa yorulmuş görüntü yönetiminin yanında, tam anlamıyla nokta atışı gözlemlerle çizilmiş her gün her dakika her yerde gördüğümüz karakterlerin başarılı oyunculuklarla buluşturulduğu oyuncu kadrosuyla da adından çok söz ettirecek gibi gözüküyor.

Bu dizinin neden bu kadar incelikli oluşturulduğunu düşündüğümü açıklamak istiyorum öncelikle. Bölüm sonlarının kapanış jeneriklerinde dikkatimizi çeken şey, karşımıza çıkan Ferdi Özbeğen şarkıları oluyor. Bu şarkıların yabancı bestelerin üzerine yazılmış Türkçe sözler olduğuna dikkat ediyoruz ve aslında dizi boyunca buram buram hissettirilen Türkiye’deki büyük kültürel mozaik ve bu mozaik yapının uç noktalarındaki büyük zıtlıkların, “modern mi geleneksel mi?, doğu mu batı mı?” sorularının yarattığı çatışmaların her bölümün sonunda bir senteze dönüştüğünü bu şarkılarla daha da net hissediyoruz. Bu dizinin seyirciye işlemek istediği bir derdi var ve bu derdini en ufak bir jeneriğiyle bile hissettirmek istiyor.

Karakterlerin çizimi o kadar ustaca ki Bir Başkadır’daki bir karakter, on yirmi otuz milyon karakter demek adeta. Gündelikçi Meryem’den, Psikiyatrist Peri’den, Gülbin’den ve hatta Gülbin’in kardeşlerinden, psikolojik sorunlarıyla izlediğimiz Meryem’in yengesinden hepsinden milyonlarca var bu ülkede. Biri komşumuz, biri akrabamız, belki metrobüsteler, belki okuldalar, belki onlardan biri biziz. Berkun Oya hem kendi seyircisini hem belki de hiç seyircisi olmayacak milyonları küçücük bir cast ile küçücük bir ekrana sığdırıp kocaman bir hikaye yazıyor.

Senarist yönetmenimizin belki de en doğru yaptığı hamleden bahsedeceğim. Genelde bu şekilde birçok karakter üzerinden yapılan anlatılarda özellikle bu karakterlerin ekonomik, psikolojik, sosyokültürel durumları seyirciye çok detaylı aktarıldığında senaristin objektif olması zorlaşıyor ve bazı karakterler tü kaka edilirken, ayıplanırken bazı karakterler de yüceltilip seyirciye “örnek” bir rol modelmiş gibi gösteriliyor. Berkun Oya bu tuzağa düşmüyor ve dizi boyunca asla taraf tutmadan tüm objektifliğiyle ön yargıları, tabuları, karakterler arasındaki tüm duvarları yıkıyor, belki hayatında hiç empati kurmamış birine bile empati kurabileceği malzemeleri düş gücüne teslim ediyor.

Dünyadaki her milletten, her ırktan, her ekonomik durumdan, her dinden herkesin etkilenebileceği, kendinden bir şeyler bulabileceği evrensel anlatı şekli; bir anda heyecanla “Çukur” dizisine “bakan” -izleyen değil bakan- gecekondulu aile ile akşamları televizyonda Halk TV açıkken Facebook’tan kendilerine bol bol kültür ve bilgi (!) katan aile gibi sadece Türk insanının belli kesimlerinin anlayabileceği çok lokal nüanslarla da seyirciye fikir verebiliyor. Hem bu kadar evrensel olup hem bu kadar yerel olması da dizinin bambaşka bir lezzeti oluyor.

Ayrıca bu dizinin ciddi anlamda feminist bir yapısının olduğunu görüyoruz. Öykü Karayel’in muhteşem oyunculuğu burada devreye giriyor.
Öykü Karayel yani başrolümüz Meryem ile tamamen aynı şartlarda yetişmiş abisi Yasin’in sürekli bağıran çağıran, söylemek istediği her şeyi pat diye söyleyebilen tavrını gördüğümüz sırada Meryem dizi boyunca her konuşmasında sesini nazala verip burnu tıkalıymış gibi, kelimeleri yutarak konuşuyor. Ayrımcı, ataerkil ve erkeklerin sürekli kadınları baskılayıcı, ezici tavrının içinde yetişmiş bir kadın olduğunu sadece bu diksiyondan bile anlayabiliyoruz.

Bir bölümde Meryem’in abisi Yasin’in hocanın kızı Hayrunisa’ya bazı bölümlerde de Meryem’e karşı “Ne konuştuğun anlaşılmıyor düzgün cevap versene!” gibi tepkiler verdiğini görüyoruz. Aslında Yasin’in kızdığı şey, o kadınların bir erkeğe cevap bile vermeye çekinecek hale gelmesindeki tek sebep Yasin gibi erkekler tarafından yetiştirilmiş olmaları zaten ve bu çelişki çok iyi şekilde aktarılıyor.

Bütün bunlara rağmen Meryem’in bu baskılar içinde bile pratik zekası, aynı anda birçok işe yetişip birçok işi tek başına kotarabilmesi, kimi zaman uyanıklığı ne kadar güçlü bir karakter olduğunu gösteriyor ve işin en iyi kısmı bu seyircinin gözüne sokularak değil tamamen kendi kendine doğal akışta hissediliyor. Çünkü bunlar zaten gerçekler. Bu dizinin kadınları zaten bir senariste ihtiyaç olmadan herhangi bir şehrin herhangi bir mahallesindeki kadınlar.

İşte bu gerçekçilik bu diziyi bu kadar iyi yapıyor. Bir Başkadır gerçekten bambaşka bir yapım.

Bir Başkadır: Gerçekten Bambaşka Bir Dizi

Aylin Şahin’in Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

5 1 Oy Ver
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster