Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Yönetmen koltuğunda Dave Green’in oturduğu ve hikayesini James Gunn, Samy Burch ve Jeremy Slater’ın geliştirdiği bir animasyon-komedi filmi olan Coyote vs. Acme, geçtiğimiz günlerde izleyiciyle buluştu. Ian Frazier’ın uzun yıllar önce yazdığı bir makaleden beslenen filmin oyuncu kadrosunda Will Forte, John Cena ve Lana Condor gibi isimler bulunuyor. Eric Bauza ise filmdeki çizgi film karakterlerinin büyük bir kısmını seslendirmesiyle dikkat çekiyor.
Coyote vs. Acme, meşhur Looney Tunes çizgi film serisindeki animasyon karakterleriyle canlı oyuncuları birleştiren karma bir film olarak nitelendirilebilir. Film, esasen bu ilgi çekici estetiğiyle izleyicilerde merak uyandırmayı başardı. Klasikleşmiş Looney Tunes çizgi karakterleri olan Wile E. Coyote ile Road Runner’ın yıllardır izlediğimiz amansız kovalamacasını bu kez beyaz perdede yalnızca fiziksel mizahıyla değil, dramatik ağırlığıyla, politik yönüyle ve eleştirel yaklaşımıyla izliyoruz.
Coyote’nin Road Runner’ı yakalayıp yiyebilmek için akla hayale gelmeyecek senaryolarla ve ürünlerle planlar yapmasına rağmen her defasında kullandığı ürünlerin azizliğine uğraması, yine çizgi film serisinde gördüğümüz şekliyle bu filmde de karşımıza çıkıyor. Dev mıknatıslardan tutun da dinamitlere, roketli patenlerden tutun da dağ kadar büyük kuş yemlerine kadar ne kadar envaiçeşit yakalama aracı varsa Coyote bu filmde de bunları kullanıyor ve sonuçta hep başarısız oluyor.
Ancak işin enteresan olan tarafı, bu kez Coyote, gördüğümüz tüm bu kusurlu ürünlerin üreticisi olan ve devasa bir ekonomik pazar alanına sahip ACME şirketinin bu ürünlerinin kendisine sürekli zarar vermesinden bıkıp usanarak bu şirkete karşı bir hukuk mücadelesi başlatmaya karar veriyor. Bu noktaya kadar Road Runner’ı yakalayamamasındaki başarısızlığın en büyük payesini kendi beceriksizliğine veren Coyote, esas sorunun ACME şirketinin hatalı üretimlerinden kaynaklanabileceğini sorgulamaya başlıyor ve şehre inip bu davasında yanında olması için avukat Kevin Avery (Will Forte) ile anlaşmaya varıyor.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Coyote Bu Kez Sadece Bizi Güldürmüyor
Mesleki hayatında başarısızlıklarla boğuşan ve açtığı davalarda hep hüsrana uğrayan Kevin, umutsuzca Coyote’nin davasını üstlenmeyi kabul ediyor ve hikaye bu noktadan itibaren gelişmeye başlıyor. Ancak karşılarında ACME gibi ticari dünyada dominasyon kurmuş çok güçlü bir şirket ve bu şirketin başta Buddy Crane (John Cena) gibi her anlamda çok kudretli bir avukat kadrosu söz konusu.
Film böylece meseleyi, Coyote ile Road Runner arasındaki basit kovalamacadan birey ile kurumsal şirket arasındaki hukuki ve toplumsal zemindeki bir mücadeleye oturtuyor. Coyote vs. Acme bu anlamda, sürekli sistem karşısında ezilen ve başarısızlığa uğrayan bireyin ne zamandan sonra bu sistemi sorgulayıp haklarının peşinden koşacağını irdelemesiyle dikkatimi çekti diyebilirim.
Filmin, Looney Tunes evreninden esasen fikri bir temeli olmadan yalnızca insanları eğlendirmeyi başaran bir hikayeden böylesine sorgulayıcı ve düşündürücü bir perspektifle bir çatışma alanı yaratmasını etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Coyote’nin türlü başarısızlıklarının yalnızca güldürü ögesi olarak kullanılmasından vazgeçilip hikayesinin dramatik bir bağlamda ele alındığını görüyoruz. Dolayısıyla Coyote bu kez sadece bizi güldürmüyor.
Filmin en göze çarpan dayanak noktası, Coyote gibi yalnız, kendisini anlatmakta zorluk çeken ve dezavantajlı bireylerin ACME gibi politik olarak sözü geçen, maddi kaynakları neredeyse sınırsız bir kurumsal yapıya karşı mücadelesinin özellikle hukuki anlamda ne kadar büyük eşitsizlikler içerdiğiyle alakalı. Bir anlamda Davut ve Golyat anlatısına benzeyen bu çatışma, modern dünyadaki hukuk, politika, ekonomi ve kamuoyu algısı gibi çok farklı düzlemlerde cephelere sahip.
Parası ve gücü olanın borusunun öttüğü bir dünyada umutsuzluğa ve yılgınlığa yenik düşmeyen Coyote gibi karakterlerin adalet arayışının ne derece değerli olduğunu anlatıyor film ve bunu oldukça yalın, net bir üslupla ele alarak daha baştan beni etkilemeyi başardı diyebilirim.
Kaldı ki bu noktada daha değerli bulduğum şey ise Coyote’nin ve diğer çizgi film karakterlerinin filmin geçtiği dünyada herhangi bir insana göre ikincil statüde görülmesine rağmen, insanların kendi hakları ihlal edilirken cesaret göstermekten imtina etmesine karşın kendi hakkının peşinde koşma iradesi göstermesi oldu. Film, burada modern toplumdaki bireylerin egemen yapılara karşı pasif konumunu başarılı bir şekilde eleştiriyor.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
“Neden?” Sorusunu Sorabilmek
Hikayede karakterleri de detaylıca anlamakta fayda var. Coyote, aynı Looney Tunes evreninde olduğu gibi oldukça yaratıcı bir bakış açısına sahip, zeki, kurnaz, hedefe odaklı olduğu kadar bir o kadar da sabırsız bir varlık. Planlarını her zaman ayrıntılı şekilde tasarlıyor ancak sonuçta hiçbir zaman hedefine ulaşamıyor.
Film, Looney Tunes’daki Coyote tasvirini hikaye bağlamında daha da derinleştiriyor. İsyanı olan, “Neden?” sorusunu soran ve hakkını doğa kanunlarıyla değil, uygar anlamda elde etmeyi ve korumayı amaçlayan bir çizgiye getiriyor.
Bu noktada Coyote’ye yoldaşlık etmek açısından Kevin gibi bir karakteri de film bilinçli şekilde seçmişe benziyor. Kevin, Coyote ile hem birçok benzerliğe hem de birçok farklılığa sahip aslında. Kevin, kariyerinde hedeflediği noktaya varamamış, kendine olan değeri ve saygısı örselenmiş bir avukat.
Hatta Coyote’nin davasından önce de ACME’ye karşı bu hasarlı ürünlerle alakalı pek çok dosyası olmasına rağmen son derece küçük miktarlardaki sus payları ile dosyalarının kapandığını görüyoruz.
Çabalarının sürekli boşa düşmesi anlamında Coyote ve Kevin oldukça benzeşiyorlar ancak Kevin, Coyote gibi halihazırdaki vahim duruma karşı gelme iradesi gösteren, kararlı bir karakter olmayarak ondan ayrışıyor. Ancak film bu iki karakterin birbirlerini kişisel anlamda zamanla anlamalarını sağlayarak ustaca bir şekilde Kevin’in karakter gelişimini tamamlamayı başarıyor.
Kevin, bu ilişkiyle beraber mesleki kariyerinde yeniden bir anlam ve amaç arayışına giriyor. Bu bakımdan önceki davalardan farklı olarak Kevin bu davayı basit bir müvekkil ve para ilişkisi olarak değil, kendi mesleki kimliğini yeniden yaratma düşüncesiyle değerlendiriyor.
Kevin aslında başta da belirttiğim pasif ve korkak modern insanın ta kendisi ve doğrudan filmin eleştirisini yönelttiği bir karakter. Bu bağlamda Kevin esasen hepimizin bileşkesi de diyebiliriz.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Trajikomik Kurumsal Kötü Adamlar
Hikayeyi geliştiren diğer karakterlerden de söz etmek gerekiyor. ACME’nin baş hukuk müşaviri olan Buddy Crane, karikatürize edilmiş klasik bir kapital düzen koruyucusu ve kurumsal sistemin profesyonel gücünü simgeliyor.
Film, hikayenin “kötü adamlarını” tipikleştiriyor, sığlaştırıyor ve trajikomik hale getiriyor. Çoğu zaman bu yaklaşımı eleştirsem de bu filmin komedi yönünün kuvvetli olmasında bu ele alış biçimini filme oldukça yakıştırdım.
Keza Buddy’nin sistemik, planlı kötülüğünü ve bunlarla beraber getirdiği eğlenceli tarafını John Cena’nın oldukça başarılı yorumladığını söyleyebilirim. Peacemaker ve diğer projelerindeki karakterini yorumlama biçimini bu filminde de sürdürdüğünü görüyoruz ve filmde benim en beğendiğim performans da Cena’nın oyunculuğu oldu.
İlaveten Buddy ile Kevin’ın geçmişten gelen tanışıklıkları ve içten içe yaşadıkları ego çatışmasının da Kevin’ın karakter gelişiminde oldukça önemli bir yön olduğunu söylemek mümkün.
Yine bu noktada Paige (Lana Condor) de genç, azimli ve idealist bir karakter olarak dikkati çekiyor. Hikayedeki bu heyecanlı, harekete geçirici, araştırmacı yönüyle Kevin’in mücadeledeki moral düzeyini diri tutuyor. Aynı zamanda örnek bir hukukçu profili çiziyor.
Hikayesel işlevinin ve konumunun doğru şekilde belirlendiğini kabul etsem de bu tarz filmlerde sürekli genç jenerasyondan birinin eskilerin gösteremediği cesareti gösterme olgusunun işlenmesi bende bayat bir tat bırakıyor ne yazık ki.
Gelecek kuşaklara duyulan ümide ve inanca dayalı anlatımı anlayabiliyorum ama tamamen bu kuşakların her şeyi düzeltebileceğine olan kör inancın anlamsız olduğunu düşünüyorum ve filmin Paige üzerinden getirmeye çalıştığı rüzgarı da filmde oldukça zayıf bulduğum bir yön olarak değerlendiriyorum.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Coyote Aynı Zamanda Modern Bir Sisifos
Filmde pek çok noktada anlatımı sembolikleştiren önemli kısımlar var. Özellikle filmin düşünsel değerini kuvvetlendiren Sisifos göndermesini son derece şık buldum.
Antik Yunan mitolojisindeki Sisifos’un kendisine verilen ceza olarak bir kayayı tepeye çıkarmaya çalışması, ancak kayanın her defasında aşağıya yuvarlanarak aynı kısır döngünün sürekli devam etmesi olgusu Coyote’nin hikayesine de birebir uyuyor. Yani Coyote aynı zamanda modern bir Sisifos.
Anlatının belki de temelini oluşturan en büyük fikrin Sisifos göndermesinden oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu benzeştirme, filmin Coyote üzerinden aktarılan başarısızlık olgusunu sağlamlaştırıyor.
Ancak bu noktada Sisifos’un bu sonsuz döngüsünün Coyote için tam olarak geçerli olamayacağını ve hak arama mücadelesinin bu döngüyü kırabileceği fikri de sunuluyor.
Yine sembolik anlatımı güçlendiren bir başka nokta ACME’nin filmde konumlandırılışı diyebiliriz. ACME’nin filmde hemen hemen tüm insanların hayatlarının her alanında kullandıkları tüm ürünlerin üreticisi olduğunu görüyoruz.
ACME’nin Looney Tunes serisindeki anlamı da bu filmde belirgin biçimde genişliyor. Bireyi her açıdan bağımlı hale getiren sistemin, tüketim kültürünün ve tekel kurumsal gücün simgesi olarak yansıtılıyor.
Büyük kurumsal yapıların, tüketim kültürünü aşılayarak insanların arzularını nasıl acımasız bir şekilde ekonomik faaliyete döktüğünün eleştirisini çok net şekilde yapıyor film. ACME’nin filmde ilerleyen süreçte de açıklanan karanlık gerçekleriyle birlikte Coyote’ye sürekli kusurlu ürünler dayatması ve onun umutlarını ticari bir döngüye hapsetmesi oldukça doyurucu şekilde aktarılıyor.
Öte yandan Coyote’nin çizgi film serisindeki sessiz bir karakter olmasının filmde de korunmasına rağmen bu sessizliğini hukuki mücadelesinin çığlığı haline getiren anlatımı da oldukça beğendiğimi söyleyebilirim.
Hatta Coyote’nin sözlü iletişim kuramamasının yarattığı boşlukta bu sesin bir avukat tarafından duyurulması da filmin hukuk ve adalet kavramlarına olan bakışını yansıtmasında etkileyici bir araç haline getiriliyor. Dolayısıyla film burada hukukçuların işlevinin yalnızca temsil etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sessizlerin sesi olması gerektiğini de vurguluyor.
Yine hikayede zaman zaman Coyote’nin Road Runner’ı kovaladığı yer olan çölün de devamlı kullanıldığını görüyoruz. Çöl, bu anlamda yalnızca kanunsuzluğun alanı olarak resmedilmiyor, ACME ürünleriyle birlikte insan yapımı teknolojinin doğal yaşamla rahatsız edici çatışmasını da görselleştiriyor filmde.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Yeter Ki Biri Bu Fitili Ateşlesin
Hikayenin son kısımlarına doğru ilerledikçe film izleyiciye eteğindeki tüm taşları döküyor. Looney Tunes’da Coyote’nin başarısızlıkları komedinin temel unsuruyken bu filmde bu başarısızlığın karakterdeki acı veren derin etkileri gösteriliyor.
Film bu anlamda başarısızlık olgusunu da irdeliyor. Bir sonuca, hedefe erişememek, o yoldaki bütün çabayı anlamsız hale getirmiyor. Coyote’nin ve Kevin’in bireysel mücadelesi bireylerin başarısızlıklara rağmen yeniden çabalama sınırlarını da test ediyor.
Sonuçtan bağımsız, yalnızca bu hak arama mücadelesinin varlığı bile adalet kavramının algılanışını bireysellikten çıkarıp kolektif bilince ulaştırarak geniş bir anlam kazanmasını sağlıyor.
Çoğu zaman sadece bir kişinin fitili ateşlemesi, geride kalan sessiz mağdurların da sesini çıkarmasına yol açar ki tarihte geçmişten bugüne kadar tüm hak kazanımları bireyselden kolektif bir sese dönüşerek elde edilmiştir. Yeter ki biri bu fitili ateşlesin. Coyote’nin hak arayışı da bu açıdan değer kazanıyor.
Filmin teknik yapısında da üzerine konuşacağımız şeyler var. Film; Coyote, Road Runner ve diğer çizgi film karakterlerini günümüzün teknolojisiyle yeniden görsel şekilde stilize etmeyi tercih etmiyor. Looney Tunes’daki karakterlerin estetiğinin korunması amaçlanmış.
Bu durum bazı izleyicileri görsel anlamda yeni bir yorum katılmadığı için tatmin etmemiş olabilir. Benim açımdan daha çok canlı oyuncularla çizgi karakterleri aynı ekranda uyumlu konumlandırmak yeterliydi. Ancak kimi sahnelerde görsel açıdan uyumsuzluğu hissedebildiğimi de söyleyebilirim.
Coyote vs. Acme’nin komedi yönünü dinamik tutabilme noktasında, Looney Tunes’daki görsel anlatım dilini uzun metraja başarıyla aktardığını da görüyoruz. Çizgi film karakterlerinin gerçek mekanlarda doğal görünmesi de oldukça zor bir teknik gerektirmesine rağmen bu film genel olarak bunu sağlayabilmiş durumda diyebiliriz.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Looney Tunes Nostaljisi
Filmde, Coyote ve Road Runner dışında Looney Tunes evrenindeki diğer meşhur çizgi film karakterlerinin de farklı pozisyonlarda gösterilmesi izleyicide nostalji duygusu yaratmış olabilir.
Benim burada beğendiğim nokta, Bugs Bunny, Tweety, Foghorn Leghorn gibi karakterlerin Looney Tunes serilerindeki hallerinden bu filmde belli işlevlere eğlenceli şekilde aktarılmış olması oldu.
Öte yandan filmin komedi tarafı hem Looney Tunes’daki fiziksel mizahla sürdürülürken hem de canlı karakterlerle yeniden şekillendirilmiş. Bu sebeple ben burada mizahi tonun çok iyi tutturulduğunu düşünüyorum.
Ancak yer yer bu mizahi taraf ile hikayenin dramatik çizgisi arasındaki anlatım dilinin dengeli dağıtılmadığını da söyleyebilirim.
Yazının finaline doğru ilerlerken, Coyote vs. Acme’nin de yapım sürecinde pek çok sorunla karşılaştığını ve bu kurumsal sorunların ironik şekilde filmdeki bireysel ve kurumsal çatışmaya benzediğini söylemem lazım. Filmlerin yapımındaki arka plan hikayelerine merak duyanların bu konuda araştırma yapmasını da önerebilirim.

Coyote vs. Acme: Bir Looney Tunes Komedisi Hak Arama Mücadelesine Dönüşüyor
Sonuç: Mücadele Her Zaman Anlamlıdır
Coyote vs. Acme, hem nostaljik bir selam hem de söylemek istediği şeyleri öne çıkaran bir film. Looney Tunes’un absürt ve eğlenceli dünyasını gerçek dünya, hukuk, şirketler ve hak arama mücadelesiyle birleştiriyor.
Coyote’nin yıllardır süren başarısızlıklarını sadece bir çizgi film şakası olarak değil, modern insanın sistem karşısındaki mücadelesinin bir metaforu haline getiriyor. Her şey kişinin karşısındayken bile dev bir sistem karşısında kendi değerini savunmak, yalnız olmadığını görmek ve mücadele etmek filmin asıl duygusunu meydana getiriyor.
Film, Coyote’nin Road Runner’ı yakalama çabasından çok daha fazlasını anlatıyor. Coyote’nin gelişimi, başarısızlığın kendi değerini belirlemesine izin vermemeyi öğrenmesiyle ilgili.
Bir birey küçük diye hakları önemsiz değildir ve bir mücadele hemen başarıyla sonuçlanmadı diye anlamsız değildir. Film tam da bu nedenle Coyote’yi modern dünyanın Sisifos’u haline getirirken onun mücadelesini de özsaygı, bilinç, hak arama ve değer görme isteği üzerinden farklılaştırıp geliştiriyor.
Hem eğlenceli taraflarıyla hem de tüm bu bahsettiğim özellikleriyle Coyote vs. Acme oldukça dikkat çekici bir film olarak karşımıza çıkıyor.