Forgotten Island: Anılarla Büyüyen Bir Dostluk
DreamWorks‘ün yeni özgün filmi Forgotten Island (Unutulmuş Ada), Çizmeli Kedi: Son Dilek‘in yönetmen ikilisi Joel Crawford ve Januel Mercado’nun imzasını taşıyor. Film bizi 90’ların Filipinleri’ne, iki çocukluk arkadaşının birlikte geçirdiği son geceye götürüyor. Jo ve Raissa bu gece bir portaldan geçip, Jo’nun büyükannesi Lola’dan dinleyerek büyüdükleri efsanevi yaratıklarla dolu Nakali adasında buluyor kendilerini. Önlerindeki tek görev ise eve dönmenin yolunu bulmak.

Forgotten Island: Anılarla Büyüyen Bir Dostluk
Büyümenin iki farklı hali
Filmin kalbinde birbirine hiç benzemeyen iki kız arkadaş duruyor. Biri çizim yeteneği olan, uçarı, büyümeye pek niyeti olmayan bir çocuk. Diğeri ise büyümek, ciddi olmak, roket mühendisi olmak zorundaymış gibi hisseden ama içinde hâlâ küçük bir kız çocuğu saklayan biri. Forgotten Island, bu iki karakter üzerinden büyümenin tek bir doğru yolu olmadığını anlatıyor.
Beni en çok etkileyen de filmin büyümeye dair söylediği şey oldu. Büyümek hayallerden vazgeçmek, hayal gücünü kısıtlamak demek değil. İnsan büyüdükçe hayalleri de büyüyor. Yetişkin olmak sıkıcı biri olmayı gerektirmiyor; belki de çocukken imkânın olmadığı hayalleri, artık imkânların dâhilinde büyütüp gerçekleştirmek demek. Çocukken alınamayan o gitarı büyüyünce almak, hayal edilen Lego koleksiyonunu nihayet kurmak gibi. Jo ve Raissa’nın çocukluktan gelen roket hayali de tam olarak bunu temsil ediyor. Film, sıkıcı bir insana dönüşmeden de büyünebileceğini gösteriyor. Çocuklar maceranın peşinden koşarken, yetişkinler bu ikilinin hikâyesinde kendi hayallerinden ve arkadaşlıklarından bir şeyler bulacak.

Forgotten Island: Anılarla Büyüyen Bir Dostluk
Bir bileklik, bir ömür
Filmin en güzel buluşlarından biri, iki arkadaşın bileğindeki arkadaşlık bilekliği. Büyüdükçe bu bilekliğe paylaştıkları anıları simgeleyen küçük objeler ekliyorlar: bir karışık kaset figürü, bir küpe, kendi elleriyle yaptıkları minik parçalar. Hafıza kaybı üzerine kurulu bir hikâyede, anıların nesnelerde birikmesi ve o nesnelerin iki insanı birbirine bağlaması çok zarif bir sembolizm yaratıyor. Hatırlamak, birlikte büyümek ve birbirini unutmamak, tek bir bilekliğin üzerinde toplanıyor.
Tanıdık bir Hikâye
Yetişkin izleyiciler filmin iskeletini hemen tanıyacak: karakterler adadaki ilk geceyi hatırlamıyor ve o gece ne olduğunu geriye doğru çözmeye çalışıyor. Evet, bu kurgu Felekten Bir Gece‘ye (The Hangover) oldukça benziyor, elbette çok daha masum bir versiyonuyla. Bu yapı filmi bir bulmaca gibi ilerletiyor ve macera açısından baştan sona sürükleyici kılıyor.

Forgotten Island: Anılarla Büyüyen Bir Dostluk
90’lar Filipinleri ve kendine ait bir mitoloji
Hikâyenin 90’ların Filipinleri’nde geçmesi filme ayrı bir sıcaklık katıyor. Yerel kültür, aile ilişkileri ve folklor dekor olarak kalmıyor, hikâyenin dokusuna işliyor. Film mitolojisini uzun uzun açıklamaya girişmiyor ama kendi içinde tutarlı ve zengin bir dünya kuruyor. Moana kadar destansı bir yolculuk sayılmaz, fakat DreamWorks burada Disney’in o çizgisine güzel bir alternatif üretmiş.
Hızlı, renkli, enerjik
Görsel tarafta anime etkisi belirgin; Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde filmlerini hatırlatan bir hareketlilik ve farklı çizim stillerinin iç içe geçtiği sahneler var. Film neredeyse hiç durmuyor. Bu tempo bazı yetişkinleri yorabilir, ama salondaki çocukların enerjisini yakalayacağından şüphem yok. Kısacası film yetişkinlerden çok çocukların ritmiyle konuşuyor.
Seslendirme ve sesiyle oynayan Dave Franco
Seslendirme kadrosunun sürprizi Dave Franco. Oyuncu listesine bakmadan, yalnızca sesten onun olduğunu anlamak mümkün. Franco karakterine öyle bir fiziksellik katmış ki, animasyon bir yaratığın arkasında adeta kendi yüzünü, mimiklerini görüyormuş gibi oluyorsunuz. Sesiyle oyunculuk yapmanın iyi bir örneği.
Çocuklarıyla sinemaya gidecek ailelerin büyük kısmı dublajlı seansları tercih edeceği için bu performansı orijinal hâliyle duyamayacak. Umarım Franco’nun ve kadrodaki diğer sanatçıların seslerine kattığı o yüksek enerji, Türkçe dublajda da aynı canlılıkla karşılık bulur.

Forgotten Island: Anılarla Büyüyen Bir Dostluk
Ebeveynler için notlar
Filmin duygusal merkezi iki kız arkadaşın dostluğu olduğu için, anne ve kızların birlikte gidip çok keyif alacağı bir film bu. Bu, filmin yalnızca kızlara hitap ettiği anlamına gelmiyor; macera tarafı herkese açık. Yine de hikâye iki kız arkadaşın gözünden anlatılıyor. Karakterlerle en kolay bağı, benzer bir dostluğu yaşayan ya da yaşamış çocuklar kuracaktır.
Yaş konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Mitolojik kötü karakter, özellikle filmin sonlarına doğru oldukça karanlık bir hâl alıyor. Bu yüzden 6-7 yaşından küçük çocuklar için ürkütücü olabilir. En doğru izleyici kitlesi 7-12 yaş arası çocuklar ve onlara eşlik eden ebeveynler.
Son söz
Forgotten Island, hızlı temposu ve renkli dünyasının altında, arkadaşlığın, anıların ve büyürken hayallerden vazgeçmemenin değeri üzerine içten bir hikâye anlatıyor. Çocuklar maceraya kapılacak, yetişkinler ise bileklikteki o küçük objelere bakıp kendi hayatlarındaki dostlukları ve hâlâ peşinden gittikleri hayalleri hatırlayacak. Film Türkiye’de 2 Ekim’den itibaren sinemalarda.