Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Netflix’in megastar dizilerinden sayılabilecek Wednesday, Tim Burton’ın muhteşem rejisiyle geri döndü. Beklediğimiz üç senenin ardından sezonun ilk dört bölümü yayınlandı. Charles Addams’ın kitaplarından uyarlanan dizi, gerek prodüksiyon tasarımı gerek hikâyesiyle izleyicilerin gözdesi hâline gelmişti. Fakat hikâyenin ana mekânı sayılabilecek olan Nevermore Akademisi, adeta bir Hogwarts tadında, tanıdık bir kale hissiyatı vermişti bize.
Bu sezonda, ilk sezonun ardından okulu ve tüm dışlanmışları kurtarmayı başaran Wednesday, alışılmış bir kahraman olmasa da bu sene okula geri döndüğünde inanılmaz bir popülerliğe sahip. Elbette Wednesday bu durumdan son derece hoşnutsuz. Kendisi de bunu, ondan nefret edildiği ya da korkulduğu zamanların çok daha iyi olduğunu söyleyerek belirtiyor.
Addams ailesinden Nevermore’a gelen tek kişi yalnızca Wednesday değil.
Yazı Goody’nin Gölgeler Kitabı’yla baş başa geçiren Wednesday, psişik güçlerinde ciddi bir ilerleme kaydetmiş durumda. Artık vizyonları sadece bir sezgi değil, düpedüz kahinlik seviyesine ulaşıyor. Ama her vizyonda yüzünden süzülen o siyah gözyaşları… İşte orası hâlâ biraz huzursuz edici. Her ne kadar doğrudan panik yapmasa da, Thing’le aralarındaki sıkı dostluk sayesinde bu detayı annesinden saklamayı başarıyor. Zaten Wednesday için “paylaşım” denen şey bir tehdit unsuru gibi. Duygular mı? Bu hiç ona göre değil!

Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Nevermore’a dönme fikri Wednesday’in içini pek kıpırdatmasa da (eh, haliyle), en azından Morticia’nın uzun ve baskıcı gölgesinden uzaklaşıp yazılarına ve yeteneklerine odaklanma şansı bulabileceğini biliyor. Ne var ki bu yıl Nevermore’un o eski “gotik ama güvenli liman” havası, yerini huzursuz edici bir karmaşaya bırakmış durumda.
Wednesday’in statik elektrikle yeni yeni haşır neşir olmaya başlayan küçük kardeşi Pugsley de artık okulda. Ama ne yazık ki o bir Amca Fester değil; enerjisi yüksek ama potansiyel felaketlere açık bir çocuk. Zira başına daha ilk geceden bir bela geliyor. Mekanik kalpli evcil zombisi Slurp, bir belaya dönüşeceğinin sinyallerini en başından veriyor. Wednesday’in “Ben niye bunun ablasıyım?” hissi sık sık devreye giriyor. Fakat ona uzaktan göz kulak olma işini, kendisinin takipçisi ve hayranı olan, görünmezlik yeteneğine sahip Agnes’e bırakıyor.

Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Öte yandan, geçen sezonun finalinde Tyler ve Marilyn Thornhill gibi karakterleri alt eden Wednesday, Nevermore’da istemeden de olsa bir tür karanlık ikon hâline gelmiş. Fakat şöhretin bedeli var: Kendine takıntılı bir takipçi edinmiş durumda ve Enid hakkında gördüğü rahatsız edici vizyonlar da cabası. Bu noktalarda Harry Potter’a dair bazı çağrışımları da biz görüyoruz. Eskiden yalnızlık Wednesday’in konfor alanıydı, ama şimdi o bile fazlasıyla kalabalık.

Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Ve asıl değişimlerden biri: Okulun yeni müdürü Barry Dort. Eski müdür Weems’in zarif ama disiplinli havası artık yok. Yerine, Morticia’ya gala için fon toplama görevi veren, garip kararlarıyla Wednesday’in alerjisini tetikleyen yeni bir düzen gelmiş durumda. Karanlık, tanıdık ama aynı zamanda tehditkâr bir düzen. Okula gelen bu yeni müdür ve yeni düzen, bizi ara ara Ateş Kadehi’ne götürüyor.
Hikâyeye Wednesday’in anneannesi Hester, teyzesi Ophelia, ailedeki geçmiş hikâye, anne-kız çatışması gibi temalar da dahil oluyor. Bu sezonun sonunda, annenin çocuğunu koruması gibi olaylara tanıklık edeceğiz gibi görünüyor. Bu sadece bir öngörü, tıpkı Wednesday’inki gibi…

Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Kısacası, Wednesday bu sezon hem iç dünyasındaki fırtınalarla hem de Nevermore’un değişen dengeleriyle karşı karşıya. Bir yandan büyüyor, bir yandan kararıyor. Ve belki de bu ikisini en iyi o dengeleyebiliyor.
Jenna Ortega, izlediğimiz bu dört bölümde de kusursuz sayılabilecek performansını göstermekten hiç çekinmiyor. Tim Burton, hızlı ve çok keyifli rejisiyle bir saatlik bölümlerin su gibi akıp gitmesini bir kez daha başarıyor. Catherine Zeta-Jones, güzelliği, anneliği ve karizmasıyla ekranda daha çok gözüküyor ve bu sezon hikâyedeki kritik pozisyonunun sinyallerini daha ilk bölümden bize veriyor.

Wednesday 2. Sezon 1. Kısım İncelemesi: Nevermore’a ve Addams Ailesi’ne Dönüş
Diziye dair elbette eleştirilerim de var. Özellikle hikâyenin iki kısma bölünmesine gerek yoktu, hem de bir ay arayla. Ya da Nevermore’un atmosferinin ve tasarımının Hogwarts’la bu kadar örtüşmesi, her ne kadar tanıdık bir izlek sunsa da zihinlerde kaçınılmaz karşılaştırmalara yol açıyor. Wednesday’in karakteri Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nda gelişiyor; fakat üzerine birkaç tuğla daha eklemek gerekiyor.
Wednesday 2. Sezon 1. Kısım; genel olarak izlemesi çok keyifli, en ince ayrıntılarına kadar düşünülmüş, “keşke dışlanmışlardan olsam” dedirten ve normal olmaktan uzaklaştıran çok kaliteli bir iş. Tim Burton’ın rejisi ve tarzı, bir an bile yok olmuyor.
Sezon finalinden sonra görüşmek üzere.