Secrets We Keep: Bir Au Pair Vakasından Daha Fazlası
Bu hafta Netflix platformunun bizlere sunduğu bir mini dizi olan Secrets We Keep adlı suç dramasıyla sizlere geldim. İskandinav kültürünü ve yaşam tarzını bizlere yansıtan dramda, oldukça ilgi çekici olaylar ve olay akışları mevcut. Günümüz yaşantısında bizlere sunulan dizi, İskandinav kültürünün üst kesimindeki hayatı ve normları da bizlere sunuyor.
Dizide karşımıza çıkan ana mesele “Au Pair” çerçevesinde ele alınmış olsa da, temelde üst kesimdeki insanların gerçek kimliklerini ve toplum içerisindeki rollerini nasıl kullandıklarını açığa çıkarıyor. Au pair kavramı için kısa bir tanım yapmak gerekirse; genellikle genç bireylerin yurtdışında bir ailenin yanında kalarak çocuk bakımına ve ev işlerine yardımcı olduğu, karşılığında ise konaklama, yemek ve bir miktar harçlık aldığı kültürel değişim programı olarak açıklamak uygun olacaktır. 15 Mayıs tarihinde yayına giren mini dizi, 6 bölüm olarak sunuluyor. Her bölüm ortalama 30-35 dakika civarında.
Daha önce Danimarka’dan çıkan bir yapım izlemedim sanırım. Benim için de yeni bir kültür ve anlatım sundu dizi. Bu sebeple oyuncular benim için tanıdık değil. Ancak tanıyanlar ve takip edenler olacaktır. O yüzden birkaç isim ekliyorum. Oyuncu kadrosuna baktığımızda Marie Bach Hansen, Simon Sears, Lars Ranthe, Danica Curcic, Donna Levkovski ve Excel Busano gibi isimler karşımıza çıkıyor. Genel olarak baktığımızda oyunculukları gerçekten iyi bulduğumu söylemek isterim. Abartıdan uzak ve gerilim dozunun yerinde olduğu diyaloglarla sahneler ve oyunculukların uyumu, diziyi izlememi sürdüren bir sebep.

Belirli bir çerçevede sunulan dizide, konu ve olay örgüsü bakımından en dikkat çekici unsurlardan biri, komşunun bir gecede kaybolan au pair’idir. Rasmus (Lars Ranthe)’un ailesinde au pair olarak çalışan Filipin asıllı Ruby (Donna Levkovski)’nin aniden ortadan kaybolması, birçok sır perdesinin aralanmasına sebebiyet verir. Ruby’nin hamile olmasının da ortaya çıkmasıyla, ucunun birçok kişiye dokunduğu bir suç çemberi yakın çevreleri de içine almaya başlar. Komşuları olan Cecile (Marie Bach Hansen), bu ani kayboluşun ardındaki sebebi anlamak için olayı yakından takip eder. Ancak Ruby’nin kaybolması, Cecile’nin ailesini de işin içine alınca, karşılaşacağı güvensizlik duygusu ve kaybolmuşluk hissi içinde yaşadığı dünyanın duvarlarının çatlamasına sebep olacaktır.
Dizi, 6 bölümden oluşan mini bir dizi olsa da, izleyicisine hem toplumsal hem de bireysel mesajlar veriyor. Karakterlerin iç dünyasında var olan huzursuzluk, endişe ve şüphe gibi duyguları gözler önüne sererek, içlerinde yaşadıkları toplumun değer yargılarını sorgulamaya itiyor. Gündelik yaşam içerisindeki stabilitenin bozulması ve kişilerin birbirlerine duydukları inançları tekrar sorgulamasına sebebiyet veriyor. Cecile bizlere kendi iç dünyasını açıyor. Endişe, güven kaygısı ve şüphe gibi duyguları hem kendisi için hem de çevresindeki insanlar için hissederek, sanki kendi kızı kaybolmuşçasına kendisini bir iç sorguya çektiğini görüyoruz.

Katarina karakterini ele aldığımızda ise, kendisini sürekli bir başarısızlık abidesiymiş gibi değersiz görmesine tanık oluyoruz. Bu duyguları hissetmesinin en büyük sebeplerinden birisi ise kocası. Ancak kendisini sürekli mağdur tarafta tutması ve bu rolü oynaması ne kadar gerçekçi gibi dursa da, karşımızda elindeki gücü kullanabilen bir karakter görüyoruz. Açıkçası işin içerisinde bolca manipülasyon da olduğunu söyleyebiliriz.
Secrets We Keep, bizlere varlıklı ailelerin içerisindeki sorunları ve aile yapısındaki çatlakları anlatan bir dizi olmuş. Aile içerisindeki iletişim eksikliği, çocukların denetimsiz olarak ellerine aldıkları suç makinelerine dönüşen telefonlar, hem sosyal yapıya hem de psikolojik yapıya zarar veren cinsten. Belirli ortamlarda var olmak için bazı zorbalıklara katlanmak da ergenliğe geçiş yapan çocuklar üzerinden aktarılmış. Ayrıca dizinin içerisindeki cinsel içerikler de oldukça fazla ve dizi bu temelde ilerliyor da diyebiliriz. Buradaki içerik de, bu ailelerdeki erkek çocukların ergenliğe geçiş yapmalarına bağlanmış. Biraz da empati eksikliği hissedebilirsiniz dizide. Artı olarak, alt-üst ilişkisinde de pek çok güç seviyesi mevcut.

Genel olarak diziyi değerlendirecek olursam, ilk bölümlerde yer yer hissedilen kopukluklara rağmen, ilerleyen bölümlerde ritmini bulan ve akıcılığını koruyan bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Özellikle atmosfer yaratımı ve karakter derinliği açısından başarılı bir anlatım sunuyor. Gerilim ve suç draması türüne ilgi duyanlar için hem psikolojik hem de yapısal düzeyde izlenebilir bir alternatif. İzleyecek herkese iyi seyirler…
Secrets We Keep: Bir Au Pair Vakasından Daha Fazlası