200 Meters: Yakınları Uzak Etmek (İKSV Özel)

200 Meters: Yakınları Uzak Etmek (İKSV Özel)

İKSV Ocak Seçkilerinden biri olan 200 Meters açılış sahnesiyle birlikte hikâyenin anlatıldığı coğrafyanın ruhunu neredeyse tüm duyu organlarınıza hitap edebilecek bir şekilde hissettiriyor. Film Filistinli, üç çocuk babası ve çocuklarının geleceği için kendisi dışında tüm ailesinin İsrail’de yaşadığı Mustafa’nın başından geçenleri anlatıyor. Hayatın durmak bilmez akışı içinde başımıza gelen kötü şeylerin, hep en kötüsünün bizim başımıza geldiğini düşünürüz. Ancak filmi izlerken “Daha kötü ne olabilir?” düşüncesi ve çaresizliğe şahit oluş, az da olsa sıkıntılarımızın çok da sıkıntı olmadığını anlamamıza yardımcı olacaktır.

İzleyenleri duygulandırmaya yemin etmiş yönetmen Ameen Nayfeh ilk filmi için oldukça iyi iş çıkarmış. Mustafa’nın Batı Şeria’daki evi duvara 100 metre karısının ve çocuklarının yaşadığı Doğu Şeria’daki ev de duvara 100 metre. Ne kadar yakın değil mi? Mustafa, İsrail-Filistin olaylarına tepkisini göstermek için İsrail kimliği almamış ve ne olursa olsun almıyor. Ama şartların ve gelişmişliğin aynı olmadığını da kabul etmiş ve çocuklarının rahatı ve geleceği için onları Doğu Şeria’ya yollamış.

Karısı çocukları okula götürüp getirme ve işten artan kalan vakitlerde çocukları getirebilirse ancak Mustafa o zaman onları görebiliyor. Çünkü Doğu’dan Batı’ya rahatça geçebilirsin ancak Batı’dan Doğu’ya geçmek çok zor. Mustafa ve ailesi buna bir çözüm bulmuşlar, geceleri telefonla konuşurken 200 metre uzaklıktaki evlerin ışıklarını açıp kapıyorlar. Bu sahne bana Gondor’un işaret kulelerini hatırlattı ve işaret kuleleri yanarken hissettiğim bu duyguyu ışıklar sönüp yanarken de hissettim. 200 metre ötede yaşayan sevdiklerinle telefonla konuşmak zorunda kalmak… Bu sahneyle sizi yakalayan film sonraki güzel sahnelerin habercisi niteliğinde.

Çektikleri zorluklara duyduğunuz üzüntü ile sizi etkisi altına film, doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü sorgulatıyor. Batı’da kötü durumdan kaçıp Doğu’da da Batılı olduğu için okulda dayak yiyen Macit, arada kalmanın en güzel örneklerinden biri olmuş. Futbolda çok yetenekli olan Macit’e araba çarpması ile babası Mustafa’nın oğluna ulaşmak için çırpınışları, sınanan sabrı ve vicdanıyla yaşadıkları üzücülüğünün yanında oldukça büyüleyici. Hikayedeki çatışmalar oldukça özenle geliştirilmiş, sıradan olan çatışmalar ise de filmin ruhuna iyi yedirilmiş olduğu için hikâyede hemen hemen kusur yok denilebilir. Diyalogların festival filmi standartlarına uygun sayısı ve bölge insanlarının kültürüne ve rutinlere uygunluğu, filmin ırkçılığa ya da ayrımcı politikaya karşı anlatmak istediği derdi filmi izlediğinize pişman olmayacağınız hatta bu konuya değinen bir film izlediğiniz için kıvanç duyacağınız bir festival filmi yapıyor.

Filmde çok az müzik kullanıyor diğer filmlere nazaran ancak filmde kullanılan müzikler hikâyenin gelişimini destekleyici ve karakterlerin ruhunu yansıtıcı şekilde seçilmiş. Mekanların hepsi özenle seçilmiş ve oluşturulmuş. Oyuncuklara gelecekler olursak başrol dışındaki oyunculuklar gerektiği kadar iyi ancak başrol işinin hakkını vererek oynamış.

İnsan hakları açısından belki de dünya yaratılalı beri en iyi dönemde olduğumuz şu günlerde aile bireylerin 200 metre mesafede evlerine ulaşmak için biraz abartı olacak ama 200 kilometre yol gitmesi ve bu yolda bin bir zorluk atlatıyor olması oldukça kötü bir durum.

200 Meters: Yakınları Uzak Etmek (İKSV Özel)

Batuhan Kılınç’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

5 4 Oylar
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
1 Yorum
En Eski
En Yeni En Çok Oylanan
Tüm Yorumları Göster

Maşallah hocam çok güzel yazmışsınız