Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Yazar: Büşra Gül Ovalı
The Voice of Hind Rajab: Gazze'nin Duyulmayan Çığlığı
The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Bu yılın en çok ses getiren yapımlarından The Voice of Hind Rajab, Venedik’te yaptığı dünya prömiyerinde arkasına aldığı rüzgarı hız kesmeden sürdürüyor. Benim de Altın Portakal’da izleme şansı bulduğum film, 19 Aralık’ta Başka Sinema (Bi Film) dağıtımı ile ülkemizde vizyona giriyor. Filistin’de yaşanan vahşeti görselleştirmeden, sadece ses ile izleyicinin zihnine kazıyan ve klostrofobik bir öfke hissetmenizi sağlayan bu filmden bahsetmek istiyorum.

Yönetmen koltuğunda, daha önce Four Daughters (Dört Kız Kardeş) belgeseli ile tanıdığımız Kaouther Ben Hania oturuyor. Kendine has hibrit sinema diliyle yine karşımıza çıkan yönetmen; docu-drama türündeki bu filmle izlerken pek çok duyguyu bir arada hissettiriyor. Venedik’ten Jüri Büyük Ödülüyle dönen The Voice of Hind Rajab, adından daha uzun süre söz ettirecek gibi duruyor.

Film, 29 Ocak 2024 tarihinde Gazze’de yaşanan gerçek bir trajediyi odağına alıyor. 6 yaşındaki Hind Rajab’ın, ailesiyle birlikteyken İsrail’in tank ateşine maruz kalıp araçta mahsur kalışını ve Filistin Kızılayı ile yaptığı telefon görüşmelerini anlatıyor. Yapımın standart bir belgeselden farkı ise şu: Olay yerini göstermek yerine kamerayı telefonun diğer ucuna, Kızılay’ın çağrı merkezine çeviriyor. Filmde duyduğumuz o yürek yakan sesler, Hind’in tamamen gerçek ses kayıtları. Çağrı merkezinde bu sesleri çaresizce dinleyen operatörleri ve sağlık görevlilerini ise oyuncular canlandırıyor.

The Voice of Hind Rajab: Gazze'nin Duyulmayan Çığlığı

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Yönetmen, şiddeti görselleştirip “acının pornografisini” yapmak yerine; sadece sesi kullanarak savaşın acımasızlığını izleyicinin hayal gücüne bırakıyor. Küçük Hind’in sesi, herhangi bir görselden çok daha korkunç ve güçlü bir etki yaratıyor. Filmde, ambulansın Hind’in bulunduğu noktaya gidebilmesi için izlenmesi gereken o kahredici prosedürü izliyoruz: İsrail ordusundan izin alınması ve koordinasyonun sağlanması… Bu bürokratik sürecin yavaşlığı, sinirlerinizi milim milim gererken, sizi sonu gelmeyen bir döngüye hapsediyor. Çıkışın bulunamadığı bu “sonsuzluk döngüsü”, izleyicide klostrofobik bir öfke yaratıyor.

The Voice of Hind Rajab, sadece minik bir kız çocuğunu değil; onu kurtarmaya çalışıp başarılı olamayanların travmalarını, operatörlerin “elinden bir şey gelmeme” suçluluğunu da merkeze alıyor. Filmin en sarsıcı yanlarından biri de bu suçluluğu sadece operatörlerin değil, izleyicinin de paylaşması. Hind’in sesini duydukça, savaşa karşı hissettiğiniz öfke ve engel olamadığınız için duyduğunuz suçluluk büyüyor. Ben Hania, Four Daughters filminde de yaptığı gibi, belgesel ve kurmacanın sınırlarını bilerek bulanıklaştırıyor. “Bu bir film ama duydukların film değil” mesajını sürekli hatırlatarak, izleyiciyi pasif bir konumdan çıkarıp omuzlarına filmin duygusal ağırlığını yüklüyor.

Filmin teknik kısmına da bir parantez açmak gerek. Kaouther Ben Hania, kurgu masasında Qutaiba Barhamji ile birlikte imkansızı denemiş: Gerçek bir ölümün ses kayıtlarını, kurmaca bir sinema diline tercüme etmek… Görüntü yönetmeni Juan Sarmiento G.’nin klostrofobik kadrajları bizi o çağrı merkezine hapsederken; kurgunun zamanlaması, Hind’in titreyen sesindeki her “beni kurtarın” çığlığını seyircinin vicdanına inen bir balyoz gibi kullanıyor.

The Voice of Hind Rajab: Gazze'nin Duyulmayan Çığlığı

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Biraz da filmin globalde uyandırdığı yankıdan bahsedelim. Film, Venedik prömiyerinde tam 23 dakika boyunca ayakta alkışlandı. Bu, festival tarihinde kayıtlara geçen en uzun ve en duygusal alkışlardan biriydi. Bu alkış sadece bir beğeni göstergesi değil; salondaki izleyicilerin çaresizliğe karşı gösterdiği bir dayanışma eylemi ve toplu bir yas tutma anıydı. Film, festivalin en prestijli ikinci ödülü olan Gümüş Aslan Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı.

Eleştirmenlerin çoğu Altın Aslan’ı Hind Rajab’ın kazanması gerektiğini düşünürken; bazıları filmi sinemanın ötesinde bir politik eylem olarak göklere çıkardı. Ancak bir grup eleştirmen –ki ben de bu noktada ikilemdeyim– gerçek bir çocuğun ölüm anı ses kayıtlarının kullanılmasını etik sınırları zorlayan bir hamle olarak değerlendirdi. Yönetmenin “tanıklık etme” amacını anlasam da, bu durum beni de izlerken rahatsız eden bir noktaydı.

Asıl eleştirilerimi yazmadan önce filmin arkasındaki güçlerden bahsetmek istiyorum. Yapımcı kadrosu tam bir yıldızlar geçidi. Yönetici Yapımcı (Executive Producer) koltuğunda; Brad Pitt (Plan B Entertainment), Hollywood’un aktivist çifti Joaquin Phoenix & Rooney Mara, usta yönetmenler Alfonso Cuarón (Roma, Gravity) ve Jonathan Glazer (The Zone of Interest) oturuyor. Hollywood’un vicdanı diyebileceğimiz bu “Devler Ligi”, Hind’in sesini dünyaya duyurmak için kalkan olmuş durumda.

The Voice of Hind Rajab: Gazze'nin Duyulmayan Çığlığı

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

İşte filmi benim için ikircikli bir noktada bırakan konu tam olarak burası. Yönetmenin duruşunu elbette sorgulamıyorum ama hâlâ devam eden bir soykırımda ve hâlâ yeterince örgütlenmemiş bir sektörde, sadece “imajın” fark yaratacağını düşünmek bana çok naif bir bakış açısı gibi geliyor. Hind Rajab’ın ailesinden ve Kızılay çalışanlarından rıza alınmış olsa da, filmin arkasındaki bu dev isimler, bana projenin Filistin halkından çok; “Batı’da Filistinliler için üzülenlerin vicdanını rahatlatmak” için yapıldığı hissini veriyor. Bu ikiyüzlülükten duyduğum rahatsızlık nedeniyle, yönetmeni ve sinema dilini ne kadar sevsem de filme karşı duygularım net bir zemine oturmuyor. Yine de Batılıların vicdanını rahatlatmak için de olsa, Filistinlilerin uğradığı soykırımın sonunda gündem olabilmesi sevindirici.

The Voice of Hind Rajab: Gazze'nin Duyulmayan Çığlığı

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Senenin sonuna yaklaşırken The Voice of Hind Rajab’ın Oscar yolculuğuna da değinmeden geçmeyelim. Film, Tunus’un 98. Akademi Ödülleri (2026) için “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde resmi adayı olarak seçildi. 16 Aralık’ta açıklanacak kısa listeye girmesine kesin gözüyle bakılan filmin, Mart 2026’daki törende o heykelciği Gazze için kaldırması sürpriz olmayacaktır. Yönetmen Kaouther Ben Hania, Oscar kırmızı halısına yabancı değil; daha önce The Man Who Sold His Skin ve Four Daughters ile iki kez adaylık aldı. Hollywood’un yönetmeni “artık bizden biri” olarak görmesi filmin şansını katlıyor. Bu film, Akademi için sadece sinematografik değil, aynı zamanda vicdani bir sınav olacak.

19 Aralık’ta vizyona girecek olan The Voice of Hind Rajab; sonunu baştan bildiğimiz, buna rağmen bütün gerçekliğiyle bir ölümün sesine tanıklık ettiğimiz sarsıcı bir film. Festival sezonunun en çok ses getiren bu yapımını mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

İyi seyirler!

The Voice of Hind Rajab: Gazze’nin Duyulmayan Çığlığı

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...