Ana sayfa » Sex Education 3. Sezon: Aşırı Yükleme

Sex Education 3. Sezon: Aşırı Yükleme

Yazar: Sadık Dişli

Sex Education 3. Sezon: Aşırı Yükleme

Sex Education’ın üçüncü sezonunda ilk iki sezondaki kadromuz kendini korurken, bu sezonda diziye yeni isimlerin katıldığını görüyoruz. Aşina olduğumuz isimler Asa Butterfield (Otis), Emma Mackey (Maeve), Ncuti Gatwa (Eric), Gillian Anderson (Jean), Aimee Lou Wood (Aimee) ve daha bir çok isim iken, Jemima Kirke (Hope)’nin dizinin kadrosuna katıldığını görüyoruz

Açıkçası bu dizinin ilk sezonu beni fazlasıyla şaşırtan ender işlerden biriydi. Dizinin ismine ve fragmanına bakarak bu yapımın genç kesime yönelik ‘’American Pie’’ tarzında bir iş olduğunu düşünürken, dizinin karakterlerini derinleştirip sosyal ve toplumsal problemleri işleyişi ve seyirciye aktarışı bu yapımın isminden daha fazla şeyi vaat ettiğini anlamak güç olmamıştı. Dizinin prodüksiyonu ve oluşturmayı başardığı göze hoş gelen ambiyansının yanında; tasvir ettiği dünyada eşcinselliğin, ırklararası çeşitliliğin gerçek dünyada da hali hazırda olması gerektiği gibi izleyicilere yansıtılabilmesi benim takdir ettiğim bir durumdu. Çünkü dizi sadece bu konuları olması gerektiği gibi göstermekle kalmamış, karakterlerin üzerinden oluşturduğu hikayeler ile toplumsal problemlere tepkisini koyabilmesi dizinin sevilme nedenlerinin başında geliyordu.

Yazının bu kısımdan sonrası spoiler içerecek, şimdiden uyarmadı demeyin. Geçen sezonun finali, izleyicilerin beklentilerinin uzağında bitmişti. Dizinin ilk çıktığı zamandan beri beklenilen şey kavuşamayan aşıklar Otis ve Maeve’in sonunda birlikte olabilmesiydi ama Issac’in, Otis’in gönderdiği mesajları silmesiyle bu durum izleyicilerin ümitlerinin üçüncü sezona sarkmasına sebep olmuştu. Dürüst olmak gerekirse sansasyonel ilk sezonun ardından ikinci sezon kalite düşüşünün yaşandığı bir işti. İlk sezonun ardından izleyiciler ile yakalanmakta zorlanılan samimiyet, dizinin akıcılığındaki düşüş, yeni karakterlerin hikayelerinin ilgi çekici olmaması üçüncü sezona dair endişeleri beraberinde getiriyordu. Üçüncü sezonun ikinci sezona göre daha başarılı olduğunu söyleyebilecek olsam da bu sezonun genelinde maalesef çok büyük bir problem var: neredeyse her karaktere bir hikaye yazmaya çalışmak.

Bu sezonda görevinden alınan Michael Groff’un yerine diziye dahil olan yeni, katı ve disiplinli bir müdire olan Hope’u, kendisini non-binary olarak tanımlayan Cal’ı yeni karakterler olarak görüyoruz. Bu sezonda gördüğümüz hikaye örgülerine şöyle kısaca bakacak olursak; Otis’in sezonun ilk üç bölümünde Ruby ile olan ilişkisi, ilişkilerinde problemler yaşayan Adam’ı ve sevgilisi Eric’i, ABD’deki öğrenci programına başvuran ve annesi ile problemleri devam eden Maeve’i, onun flörtleştiği Issac’i, kendisine yapılan cinsel tacizi atlatamayan Aimee’yi, yeni karakter Cal ile yakınlaşan Jackson’ı, hayatı alt-üst olan Michael’ı, hamile olan Jean’i ve onun Jakob ile olan ilişkisini… saydıkça bitmiyor değil mi? Bu hikaye örgüleri ve sayamadığımız çok daha fazlası dizinin ilerlemesi gereken bir ana yol oluşturmasını engelliyor ve açıkçası bu kadar fazla karakterin hikayesi de izleyiciyi gerçekten de yoruyor ve izlerken dikkat dağıtacak bir seviyeye bile gelebiliyor. İlk sezona göre ana bir hikayesi bulunmayan bu sezon, bu kadar fazla hikayeyi sekiz bölüm gibi kısa bir periyoda sıkıştıramıyor; bu kadar fazla öyküyü daha fazla bölümde anlatabilse bile bu durum da izleyici için yorucu bir hale geliyor.

Sezonun bu probleminden devam edersek bazı kişilerin ve beraberinde getirdiği hikayelerin diziden kırpılıp atılsa sezonun akışını değiştirmeyeceği gerçeği. Bunun en büyük örneği adeta bir senarist katliamına uğrayan Jackson Marchetti. Her ne kadar kendisi yavaş yavaş büyük bir karakter gelişimi geçirse de, sanki senaryonun bile ne anlattığını bilmediği bir durum var karşımızda. Sezonun başından sonuna kadar Jackson’ın en önemli örnek olarak başı çektiği bu durumda izleyiciye sanki bir yere gitmeyen bir hikaye anlatılıyormuş gibi. Bu sezonda Jackson kendisine verilen ekran süresine rağmen sadece Cal ile flörtleşebildi ve burada noktayı koymuş oldu. Açıkçası izleyiciyi bir varış noktasına getirmeyen bu hikayeler dizinin en güçlü özelliklerinden bir olan sürükleyiciliği tamamen bozmuş durumda. Binge-watching için bu kadar iddialı bir yapım iseniz bu durum kesinlikle haneye eksi olarak yazılacak bir problem.

Dizinin farklı kültürlere, farklı ırklardan insanların beraber yaşamına, cinsel yönelimi farklı olan insanları ve onların ilişkilerini anlatımı ve bunlara yaklaşımı diziyi özel kılan noktalardan biri. Ama yavaş yavaş ben dizinin bu özel yanını kaybetmeye başladığını düşünenlerdenim. Bu sezonda, bazı noktalarda dizinin senaryosu adeta ‘’social justice warrior’’ üyelerinin elinden çıkmış hissiyatı verebiliyor. Her ne kadar bu konu kesinlikle tartışmaya açık olsa da cinsel çeşitlilik sadece dizide gözükmüş olmak için eklenmemeli. Bu sezonda biri arka planda olmak üzere iki tane non-binary insan görüyoruz. Dizinin fazlaca hikaye anlatmaya çalışırken en azından bu kişilerin yaşamlarındaki problemlere ya da kendilerini nasıl açıkladıklarına değinememesi bence bir eksiklik olmuş, bu konunun izleyiciye daha geniş anlatılmasını kesinlikle isterdim.

Her ne kadar dizi kendi içerisinde bir sıkışıklık yaşasa da, bu sezonda Otis başta olmak üzere bazı karakterlerin hikayelerinin yeterince ilerleyebilmesi sezonun olumlu yönlerinden biri olmuş. Sezonun başlarında Otis’in Ruby ile süpriz ilişkisini görürken, onun Ruby’nin ‘’Seni seviyorum.’’ cümlesine bir karşılık veremediğini görüyoruz. Sonraki bölümlerde de ortaya çıkan şey onun bir çok izleyici gibi aklının Maeve’de kalmasıydı, en azından dizi bu sezonda bizlere bu fazlaca beklenen kavuşmayı verebilmiş. Her ne kadar dizinin fazla hikaye anlattığını söylemiş olsak da, çocukluk travmalarına değinebildiğimiz Michael Groff’un öyküsü, kendisine yapılan tacizi atlatamayan Aimee’nin bu problemi aşmadaki katettiği yollar dizinin başarıyla altından kalktığı kısımlar olmuş.

Sex Education 3. Sezon: Aşırı Yükleme

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap