Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriMicrohabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Yazar: Kübra Karaçar
Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

2017 yapımı Microhabitat, yönetmen Jeon Go-woon’un ilk uzun metraj filmi. Başrollerinde Esom ve Ahn Jae-hong’un yer aldığı film, ekonomik zorlukların bireysel yaşam üzerindeki etkilerini sade ama etkili bir anlatımla ele alıyor. İlk bakışta küçük bir yaşam hikâyesi gibi görünse de film ilerledikçe çok daha evrensel bir sorunun peşine düşüyor: İnsan, hayatta kalmaya çalışırken kendinden ne kadar vazgeçebilir?

Film, evini kaybettikten sonra arkadaşlarının evlerinde kalarak yaşamını sürdürmeye çalışan Mi-so’yu takip ediyor. Ancak anlatılan şey yalnızca bir barınma problemi değil. Microhabitat, ekonomik baskılar altında insanın kendisini var eden şeyleri koruma mücadelesini anlatıyor.

Mi-so’yu Ayakta Tutan Şeyler

Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

“Hayatta kalmak mı daha önemli, yoksa sizi siz yapan şeyler mi?”

Mi-so’yu sadece bir yere ait olmaya çalışan biri gibi okumak eksik kalıyor. Onu hayatta tutan üç şey var: sigara, viski ve sevgilisi Han-sol.

Film boyunca bu üçlü, onun yaşamındaki en sabit noktalar gibi duruyor. Ancak ekonomik baskı ve şehir hayatının sert gerçekleri bu dengeyi yavaş yavaş bozuyor.

Han-sol’un iş için yurt dışına gitme kararı önemli bir kırılma noktası. Mi-so bu karara büyük bir tepki vermiyor ama üzülüyor; bu süreç, daha çok kabullenmek zorunda kaldığı bir durum gibi ilerliyor. Çünkü filmde bazı şeyler artık tercih değil, bir zorunluluk meselesi.

Bu yüzden Han-sol’un gitmesiyle birlikte Mi-so, istemeden de olsa onu bırakmak zorunda kalıyor. Ve geriye iki şey kalıyor: sigara ve viski.

Lüks Sayılan Şeyler Bazen Bir İhtiyaçtır

Burada önemli olan nokta şu: Sigara ve viski, Mi-so için bir lüks ya da basit bir alışkanlık değil.

Dışarıdan bakıldığında gereksiz ya da bırakılabilir görünen bu şeyler, aslında onun hayatta kalma biçimi. Film bunu romantize etmiyor; daha çok bir tutunma refleksi gibi yansıtıyor. Hayat daraldıkça insanın kontrol edebildiği küçük alanlara daha çok sarılması gibi…

Bazen dışarıdan bakıldığında lüks gibi görülen şeyler, içeride yaşayan kişi için hayatta kalmayı mümkün kılan tek alan olabilir. Bir başkası için vazgeçilebilir olan şey, o kişi için kendini ayakta tutmanın en basit yolu hâline gelebilir.

Mi-so’nun sigara ve viskiyi bırakmaması da bu yüzden bir keyif meselesi değil; bu eylem, hayatın geri kalan her şeyi daraltmasına karşı korunmuş bir alan yaratma çabası gibi duruyor.

Kendin Kalmanın Maliyeti

Microhabitat

Microhabitat

Aslında film, sadece bireysel bir hikâye anlatmıyor.

İlk bakışta Güney Kore’ye özgü gibi görünen ekonomik sıkışmışlık hâli, son yıllarda birçok ülkede genç kuşağın yaşadığı evrensel bir dönüşümün yansımasıdır. Kira baskısı, geçim zorluğu, sürekli idare etme hâli ve tüm bunların arasında kendin kalma çabası…

Bunu düşününce aklıma kendi hayatım da geliyor. Bazen çok basit bir seçim gibi görünen şeyler aslında karakteri belirliyor. Mesela kıyafet almaktan vazgeçip bir konsere bilet almak gibi. Dışarıdan bakıldığında gereksiz ya da mantıksız görünen bu tercihler, aslında insanın kendine küçük bir yaşam alanı açmasından başka bir şey değil.

Çünkü zaten yaşanabilen şeyler sınırlıyken geriye kalan her şeyi sadece zorunlulukla doldurmak, hayatı yalnızca dayanılması gereken bir şeye çeviriyor.

Mi-so’nun sigara ve viskiyi bırakmamasını da benzer bir yerden okuyabiliriz. Bunlar bir alışkanlıktan çok, hayatın daralmasına karşı kalan son kişisel alan gibi. Film bu tercihi yargılamıyor, açıklamıyor; sadece bize gösteriyor.

Sessiz Ama Etkili Bir Anlatım
Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Microhabitat: Hayatta Kalmak mı, Kendin Kalmak mı?

Mi-so’nun arkadaşlarının evlerinde dolaşması da bir aitlik arayışından çok, elde kalanlarla devam etme hâli. Her ev ona farklı bir yaşam biçimi sunarken hiçbiri kalıcı bir yer hissi vermiyor.

Jeon Go-woon, dramatik kırılmalar yerine gündelik hayatın içinde yaşanan sessiz değişimleri merkeze alıyor. Böylece Mi-so’nun hikâyesi yalnızca ona ait olmaktan çıkıp daha evrensel bir anlam kazanıyor.

Film, büyük olaylar yerine küçük kaymalarla ilerlediği için onu daha gerçekçi ve etkileyici bulduğumu söyleyebilirim.

Büyük Kelimeleri Olmayan Bir Performans

Esom’un canlandırdığı Mi-so karakteri, filmin en güçlü taraflarından biri. Karakter, duygularını büyük çıkışlarla değil; daha çok sessizlikleri ve günlük davranışlarıyla aktarıyor. Bu da filmin anlatmak istediği sade ve gerçekçi yapıyla uyumlu bir performans ortaya çıkarıyor.

Ahn Jae-hong’un canlandırdığı Han-sol karakteri de hikâyede sınırlı bir yere sahip olmasına rağmen filmin duygusal yükünü hissettirmeyi başarıyor.

Vazgeçtiklerimiz mi, Vazgeçemediklerimiz mi?

Microhabitat, sonunda bize net bir cevap vermiyor. Sadece bir soruyla baş başa kalıyoruz:

Hayatta kalmak için vazgeçtiklerimiz arttıkça geriye kalan şey hâlâ “biz” miyiz? Yoksa bizi biz yapan şey tam olarak o vazgeçemediklerimiz mi?

Ekonomik zorlukları, bireysel tercihleri ve insanın kendine ait küçük alanları koruma çabasını sade ama etkili bir şekilde anlatan Microhabitat, izledikten sonra üzerine düşünmeye devam edilen filmlerden biri.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...