Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriProject Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Yazar: Şeyda Taşkıner
Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Senaryosunu Drew Goddard’ın kaleme aldığı, Phil Lord ve Christopher Miller’ın Andy Weir’in aynı isimli romanından uyarladığı bilimkurgu filmi Project Hail Mary, 20 Mart Cuma günü vizyon izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Filmin başrollerinde Ryan Gosling ve Sandra Hüller yer alıyor.

İki saat otuz yedi dakikalık ekran süresine sahip olan filmde seyirci bir an olsun sıkılmıyor. Ana mekân uzay olmasına rağmen seyirci, uzay terminolojisine gereğinden fazla maruz kalmaktan ya da teknik detay bombardımanına tutulmaktan titizlikle korunuyor; bunun yerine sımsıcak bir dostluk hikâyesinin eşliğinde seyircinin üzerine adeta yumuşacık bir insanlık battaniyesi örtülüyor.

Film panik yaratmasa da baştan sona büyüyen bir krizin etrafında şekillenirken anlatı, bir felaket senaryosunu anımsatmıyor. “Astrophage” diye adlandırılan, yıldızların enerjisini emerek çoğalan bir yaşam formunun varlığının bilim insanlarını alarma geçirmesiyle dünya, yavaş ancak geri dönüşü imkânsıza yakın bir tehditle yüz yüze kalıyor; insanlığın son umudu da Doktor Grace (Ryan Gosling) oluyor.

Hatırlamanın ve Kaçınılmazın Eşiğinde: Ryland Grace

Ryland Grace karakterinin seyirciye tanıtıldığı ilk sahneler, karakterin kendini yeniden tanıma yolculuğunun da başlangıcına tekabül ediyor. Ne kadar zamandır dünyadan kopmuş olduğunu bilmeyen, bulunduğu uzay gemisinde daha ilk anda iki yol arkadaşının kaybına uyanan Grace, alışılagelmiş bilimkurgu kahramanlarından oldukça farklı biri.

Karakter parça parça “yeniden” inşa edilirken çoğu zaman ne yaşadığını ve ne yapması gerektiğini bilemeyen, korku ve merak dolu, aynı zamanda da en küçük yakınlık duygusuna hasret kalmış birisi olduğunu görüyoruz karşımızda. Filmin asıl meselesi de bu: yalnızlık ve soğukluğa karşı verilen mücadelenin, küresel hatta evrensel bir krizin gölgesinde olabildiğince parlatılması. Saydam ve keyifle izlenen bir anlatım söz konusu.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Grace’in üzerine yüklenen görevi kabullenme biçimi ve problemleri çözme süreci, seyirciyi samimiyetle kolundan yakalıyor ve izlerken “bilim konuşuluyor” baskısına ayak uydurma dürtüsü kendini bize asla hissettirmiyor.

Bunun yerine, çözülmesi gereken krize adım adım yakından tanıklık etmenin verdiği pasif bir güven duygusu, hatta bunun beraberinde getirdiği bir keyif var. Oyuncu Ryan Gosling’in canlandırdığı karakterlerle kurduğu kusursuz bütünleşme yeteneğini bu sefer de ıskalamamasının bunda etkisinin oldukça büyük olduğunu düşünüyorum.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Soğukkanlılık ve Ahlak Arasında Bir İkilem: Eva Stratt

Geri dönüş kullanımları ile Grace’in hafızasında ilerlemek üzere çıktığımız yolculukta, hikâyenin kilit noktalarından biri olan diğer ana karakteri ve anti-kahramanı Eva Stratt’ı (Sandra Hüller) keşfetmeye başlıyoruz. Akademik camiada dışlanan bir biyologken kariyerine ortaokulda fen bilgisi öğretmeni olarak devam eden, bu işi hem öğrencileriyle hem de bilimle kurduğu samimi bağ sayesinde severek yapan bir adamken tanışıyor Eva Stratt ile Grace.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Bu tanışıklık bir “teklif”ten çok, bir tür zorunlu farkındalık çevresinde şekilleniyor gibi hissediliyor ilk etapta. Eva Stratt’ın temsil ettiği figür yalnızca otorite sahibi bir bilim insanı olmaktan ziyade, dünyayı bekleyen felaketin somut bir karşılığı olarak konumlandırılıyor bu anlatıda. Grace’in sezgileri ise bu durum karşısında heves ve meraktan çok temkin ve hatta yer yer alarm verici bir geri çekilme ile karşılık veriyor.

Astrophage adı verilen mikroorganizmanın Güneş üzerindeki etkilerinin geri alınamaz sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Grace’in bilgi birikimi ve bu kriz karşısında önem taşıyan potansiyeline olan farkındalığı, senaryoda oldukça net bir şekilde ortaya konuyor. Bu yaklaşım, onun bir kahraman olmadığını; yalnızca kaçamayacağı bir sorumluluğu üstlenmek üzere olan bir insan olduğunu seyircinin gözünde iyice netleştiriyor.

Bu noktadan sonra anlatı, bireysel bir hikâyeden küresel bir hazırlık sürecine doğru genişliyor. Disiplinlerarası bilim insanlarının bir araya getirildiği, zamana karşı mücadele verilen ve etik sınırların giderek bulanıklaştığı bir süreci izliyoruz. Stratt’ın bu süreci yönetirkenki yaklaşımları, onu klasik bir “otorite figürü” olmaktan çıkarıyor ve yer yer rahatsız edici bir anti-kahramana dönüştürürken yer yer onun da içinde insanlık barındırdığını hatırlatmayı ihmal etmiyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Grace’in bu süreçte konumlandırıldığı alan ise oldukça kırılgan. Bu uzay yolculuğu onun için bir tercih olmaktan oldukça uzak. Çünkü diğer tüm ihtimaller düşünülmüş ve tükenmiş durumda. Geriye kalan tek seçenek olarak Grace’in başta “Ben bir astronot değilim.” diyerek kendisini bu görevin merkezinde görmekten bilinçli olarak uzak durmaya çalışması, zamanla bilginin ve koşulların onu zorla merkeze itmesine; ardından da bunun bir teslimiyet hissine dönüşmesine tanıklık ediyoruz.

Burada tekrar bir Ryan Gosling övgüsü yapmak gerekiyor; zira filmin bu noktalarında karakteri başka bir oyuncunun canlandırdığını düşünmek neredeyse imkânsız hâle geliyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

• Ryan Gosling için bir dakikalık saygı ve sevgi duruşu… –

İki Ayrı Zihnin Kullandığı Ortak Dil: Anlaşılma İhtiyacı

Grace’in uzaydaki macerası başlangıçta büyük bir bilinmezlik ve kafa karışıklığı içindeyken zamanla yalnızlık ve hayatta kalma mücadelesine evrilse de anlatı bu noktada sevecen bir şekilde yön değiştiriyor. Mevcut mutlak izolasyonun ortasında, beklenmedik ve sıra dışı bir iletişim devreye giriyor.

İki farklı varlığın birbirini tanıdığı ve anlamaya çalıştığı, neredeyse tamamen iletişim sınırları üzerine kurulu bir sürece tanık oluyoruz. Taştan bir örümceği andıran Rocky’nin senaryoya dâhil oluşu, anlatıya yalnızca yeni bir karakter eklemekle kalmayıp filmin duygusal eksenini de yeniden kuruyor. Çünkü Grace’in daha önce maruz kaldığı sessizlik, yerini yavaş yavaş karşılıklılığa bırakıyor. Bu süreç, küçük deneme-yanılmalar ve sevimli hatalar üzerinden oldukça doğal bir şekilde inşa ediliyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Grace ve Rocky arasında kurulan bağın en etkileyici tarafı, bir zorunluluktan doğmasına rağmen zamanla gerçek bir yakınlığa dönüşmesi. Ortak bir dilin imkânsızlığında gelişen bu iletişim biçimi, filmin en sade ama en güçlü yanlarını ortaya koyuyor. Çünkü burada mesele yalnızca dünyayı kurtarmak değil; anlaşılmak, anlaşabilmek ve bir başkasıyla aynı gerçekliği paylaşabilmek hâline geliyor.

Rocky, bu noktada yalnızca bir yardımcı karakter olmaktan çıkarak Grace’in yalnızlıkla kurduğu ilişkiyi dönüştüren bir figüre dönüşüyor. Film de tam olarak burada, güçlü bir bilimkurgu anlatısı olmanın ötesine geçerek son derece insani bir yere ulaşıyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Bilim, Merak, Hisler

Filmin en sevdiğim yanı, bilimsel arka planının yoğunluğu hissedilmesine rağmen bunun hiçbir zaman duygusal anlatının önüne geçmemesi. Aksine, karşılaşılan sorunlar ve bunlara getirilen çözümler anlatının temposunu belirleyen temel unsurlar hâline geliyor.

Seyirciye sürekli bir şey açıklanıyormuş hissi verilmediği gibi, onun bu sürecin doğal bir parçası hâline getirilmesi de başarıyla sağlanıyor. Bu da filmi beklenenden daha akıcı ve sürükleyici kılıyor.

Grace’in çözüm üretme konusundaki hevesi ve masumiyeti, filmin en sürükleyici taraflarından biri. Edinilen her yeni bilgi, bir sonraki adımı mümkün kılan bir araca dönüşüyor ve bu zincirleme yapı merakı sürekli canlı tutuyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Bununla birlikte film, duygusal yoğunluğunu her zaman aynı seviyede sürdüremiyor. Özellikle dünyada geçen bazı sahnelerde karakterlerin içsel kırılmalarının daha derin işlenebileceği hissi oluşuyor. Kurulan bağlar ve yaratılan atmosfer oldukça güçlü olsa da, bazı anlarda bu potansiyelin biraz daha ileri götürülebileceğini düşünmeden edemiyoruz.

Görsel dünya ise oldukça başarılı. Gemi içindeki dar kadrajlar karakterin sıkışmışlık hissini güçlendirirken, uzayın sonsuzluğu bu durumun kırılganlığını vurguluyor. Bu karşıtlık sayesinde seyirci yalnızca fiziksel değil, zihinsel bir izolasyon deneyimine de ortak oluyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Sonsuzlukta Derinleşen İçsel Perspektif

Tüm bu yönleriyle Project Hail Mary, ilk bakışta büyük bir kurtuluş anlatısı gibi görünse de asıl gücünü bu büyüklüğü geri planda bırakabilmesinde buluyor. Anlatı odağını insanlığın kaderinden çok, bu yükü taşımak zorunda kalan bir bireyin içsel yolculuğuna çeviriyor.

Grace’in hikâyesi, bir kahramanlık anlatısından ziyade gecikmiş bir kabulleniş hikâyesine dönüşüyor. Film, büyük cevaplardan çok küçük ama etkisi kalıcı duygularla izleyicinin zihninde yer ediyor.

Benim için en etkileyici yanı, bu kadar büyük bir fikri bu kadar kontrollü ve sınırlı bir perspektiften anlatabilmesi oldu. Kurduğu bağlar ve yarattığı atmosfer sayesinde film, türünün ötesine geçmeyi başarıyor.

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Sinema Salonlarımıza Sahip Olalım!

Dijital platformların sunduğu rahatlığa alışıyor olsak da bazı hikâyeler karanlık bir salonda, kolektif bir sessizlik içinde deneyimlenmeyi hak ediyor. Bu nedenle filmi mümkünse IMAX gibi daha kapsayıcı bir formatta izlemenizi öneririm.

Bunun yanında, filmin bilimsel merakı tetikleyen yapısı ve kurduğu insani bağ sayesinde özellikle genç izleyiciler üzerinde değerli etkiler bırakabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden çevrenizdeki çocuklara da izletmenizi gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

Project Hail Mary: Dünyayı da Kurtarırız ama Önce İnsan Olalım

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...