Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriYoung Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Young Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Yazar: Oğuzhan Güre

Young Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Guy Ritchie imzalı bir Sherlock Holmes dizisi geliyor diye uzun zamandır beklediğim ve heyecanlandığım Young Sherlock, geçtiğimiz günlerde tüm sezonuyla Prime Video’da yayımlandı. Hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden geçer not alan dizinin başrollerinde; Sherlock Holmes rolünde Hero Fiennes Tiffin, James Moriarty rolünde ise Dónal Finn yer alıyor. Ek olarak belirtmeliyim ki yabancı dizilerde kötü rolde bir Türk olması gerektiği zaman akla ilk gelen isimlerden biri olan Numan Acar da Esad Kaşgarlı rolüyle dizide yerini almış.

Sevdiğimiz Karakterlerin Orijin Hikayesi

Dizinin konusuna bakacak olursak yapım, hikâyelerini defalarca okuduğumuz ve izlediğimiz Sherlock Holmes’ün gençliğini ve karşılaştığı ilk cinayet vakasını ele alıyor. Sherlock’un alışmış olduğumuz kendine has tarzını bu sefer dedektiflik üzerinden değil de daha çok gençliğin getirdiği hareketli yaşam ve becerilerinin keşfi üzerine yoğunlaşmış bir şekilde gözlemliyoruz. İşlediği bir suç yüzünden hapse giren Sherlock’u, abisi Mycroft (Max Irons) hapisten kurtarıyor ve onu Oxford Üniversitesi’nde müstahdem olarak çalışmaya zorluyor. Burada gelişen olayların ardından da Sherlock, kendisini uluslararası bir komplonun ve cinayetler serisinin içinde buluyor.

Young Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Sherlock, Poirot, Marple veya bizden örnek vermek gerekirse Başkomiser Nevzat gibi karakterlere zaten bayılıyorum. Sherlock da benim için bu isimler arasında en çok öne çıkanı. Olayları ele alış ve çözüş tarzı, görünmeyen en küçük detayları fark ederek vakaları açığa çıkarması ve bunları izleyiciye ya da okura hayret verecek şekilde açıklaması, Sherlock karakterinin en önemli özellikleri. Yine böyle bir Sherlock izlemek istiyorsanız, bu dizi sizin aradığınız dizi değil. Sezon boyunca dedektiflik hikâyesinden çok, eğlenceli bir aksiyon hikâyesi izliyoruz. Dedektiflik içeren kısımlar da Sherlock’un ele alındığı diğer eserlerin çok gerisinde; neredeyse üstüne hiç düşünülmemiş düzeydeydi. Durum böyle olunca da diziyi Sherlock ile alakalı kılan tek şey, ana karakterin Sherlock olması oluyor.

Guy Ritchie’nin Net Dokunuşu

İlk iki bölümü, dizinin yapımcılarından Guy Ritchie yönetiyor ve bu o kadar ortada ki yönetmenini bilmiyor olsanız bile, “Bunu kesin Guy Ritchie yönetmiş,” diyebilirsiniz. Dövüş sekanslarındaki çekimler, Guy Ritchie’nin kendine has mizahi yönü; kısacası Guy Ritchie’yi Guy Ritchie yapan her şey dizide kendine bir yer buluyor. Diziyi izlerken beni en çok etkileyen ve beğenimi kazanan isim ise Moriarty karakteriyle Dónal Finn oldu. Hem hikâye hem de oyunculuk açısından Moriarty, diziyi güzelleştiren en önemli unsur. Önceki dizilerde izlediğimiz Andrew Scott’ın Moriarty’sini ne kadar beğendiysem, bu dizideki Moriarty’yi de bir o kadar beğendim. Hero Fiennes Tiffin de bence kötü bir performans sergilemiyor ancak hem hikâyenin eksikliği hem de önünde Benedict Cumberbatch ve Robert Downey Jr. gibi örneklerin bulunması sebebiyle sönük bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

Young Sherlock

Young Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Sherlock ve Moriarty’nin düşmanlığının öncesini, Sherlock & Watson ikilisinden önce aslında Sherlock & Moriarty ikilisinin var olduğunu ve bu ikilinin belki de dünyanın en iyi partnerleri olabileceğini izlemek son derece keyifliydi. Olacakmış gibi olup da olmayan ve beni kahreden şeyler listeme bu ikiliyi de ekledim….

Bir dönem yapımları hayranı olarak, ortaya konan prodüksiyon beni kendisine hayran bıraktı. Prime Video, zaten bu konuda rakiplerine kıyasla çok daha başarılı ve bu dizide de aynı başarıyı devam ettiriyor. Kostümler ve mekânlar dönemi oldukça iyi yansıtıyor, hikâyeye hizmet ediyor. İzlerken kendinizi 1870’li yıllarda hissediyorsunuz. Sezon finaline yaklaşırken CGI ile ekranlara yansıtılan Paris ve İstanbul sekansları da bence gerçekçiydi.

Başarılı Bir Aksiyon Dizisi ama Sherlock Değil

Dizinin en büyük eksisi, başta da söylediğim gibi bir Sherlock Holmes uyarlaması değil de bağımsız bir aksiyon dizisi gibi hissettirmesi. Dedektiflikten ziyade yumruk yumruğa dövüşün ön planda olduğu bir Sherlock hikâyesi bu. Sonuç olarak Young Sherlock, her ne kadar aslına sadık bir uyarlama olmasa da hikâyesi ve temposuyla aksiyon dizisi olarak izlenebilecek bir yapım. Bildiğiniz Sherlock’u unutup arkanıza yaslanın ve Sherlock & Moriarty dostluğunun tadını çıkarın. Çünkü bu, maalesef onları dost olarak izlediğimiz nadir hikâyelerden biri. Dizi ikinci sezona göz kırpar şekilde bitti bu sebeple ikinci sezonda görüşeceğimizi umarak kendinize iyi bakın diyorum!

Young Sherlock: Dedektiflikten Aksiyona

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...